Ay Vakti

prof. dr. Mahmut KAYA ile kasîde-i bürdeyi türkçe söyleyiş üzerine

Hocam, Kasîde-i Bürde hakkında bizi aydınlatır mısınız?

Kasîde-i Bürde ile 1971 yılında tanıştım. İstanbul kütüphanelerinde bulunan 410 nüshasını tespit edip bunlardan Muhammed Bûsirî’nin vefat ettiği yüzyıl içinde istinsah edilen üç nüshayı karşılaştırarak daha sıhhatli bir metin elde etmeye çalıştım ve bu sırada bu ünlü kasîdeyi Türkçe’ye tercüme ettim. Ayrıca Kasîde-i Bürde üzerine yazılan Arapça, Farsça ve Türkçe şerh, tahmis, tesdis, tesbi‘, ta‘şir ve nazireler ile XV. Yüzyıldan itibaren bizim tarihimizde yapılan manzum tercümeleri konusunda, kaynakları ve kütüphane kataloglarını taramak suretiyle geniş bir araştırma yaptım. Kasîde-i Bürde üzerine yapılan bu çalışmaların sayısı 116’yı bulmaktadır. Yaptığım bu araştırma Arap Dili ve Edebiyatı Kürsüsü’nde benim mezuniyet tezim olarak kabul edildi.

İslâm milletlerinin kültür ve edebiyat tarihlerine baktığımızda XIV. Yüzyıldan itibaren her çağda bu Kasîde üzerine yapılan çalışmaların geniş bir dini ve edebî literatür oluşturduğunu görürüz. Şairin rüyasında Hz. Peygamber’i (s.a.s.) görüp onun isteği üzerine huzurunda Kasîdesini okuyarak peygamberî iltifata mazhar olması ve hırkasıyla (bürde) ödüllendirilmesi, Kasîdenin  büyük bir ün kazanmasına vesile olmuştur.

Muhammed Bûsirî Kasîdesine “el-Kevâkibü’d-dürriyye fî medh-i hayri’l-beriyye” adını verdiği halde yukarıda belirttiğimiz üzere rüyada Hz. Peygamber’in elinden aldığı hırka motifi öne çıkarılarak sonraki dönemlerde “Kasîdetü’l-Bürde” adıyla tanındığı gibi redif (revî) harfi “mim” olduğu için yani her beyit mim harfiyle bittiğinden “Kasîde-i Mîmiyye” diye de bilinir. Şu var ki 160 beyitten oluşan kasîdede şair mim harfiyle biten 160 ayrı kelime kullanmak zorunda olduğundan, yer yer zorlanmakta ve anlamca ilgisiz kelimeleri beyte yerleştirirken şi‘riyetten ve lirizmden uzaklaşmaktadır.

Kasîde-i Bürde, aruzun “basit” bahriyle yazılmış olduğundan Türkçe ve Farsça manzum tercüme ve tahmisleri de çoğunlukla bu bahirle ve mim redifi kullanılarak yazılmıştır. Böyle olunca özellikle Türkçe manzum tercümelerde mim’li kafiye bulma güçlüğü karşısında sanatkârlar Türkçe’den çok Arapça kelimeler kullanmak zorunda kalmışlardır. Doğal olarak bu da sun‘îliği beraberinde getiren ve şi‘riyetten uzaklaştıran bir unsur olmuştur.

Hocam, sizin “Kasîde-i Bürdeyi Türkçe Söyleyiş”inizin serüveninden biraz söz eder misiniz?

Efendim, ben hem merhum Bûsirî’nin hem de onu izleyen şairlerin düştüğü bu sıkıntıyı gördüğümden, “Kasîde-i Bürdeyi Türkçe Söyleyiş” adıyla yayımladığım çalışmada aruzu değil hece veznini kullandım. Ayrıca monotonluktan uzaklaşmak amacıyla ilk üç beytin kendi arasında, son iki beytin de yine kendi arasındaki kafiye düzeniyle lirizmi sağlamaya çalıştım. Daha önce gerçekleştirilen Türkçe manzum tercümelerin kendi dönemlerinde elbette ki bir edebî değeri vardır. Ancak beyti beyitle tercüme etmenin, ayrıca aynı bahir ve redifle söylemenin getirdiği sıkıntılar okuyucu açısından ortaya tatsız-tuzsuz, sun‘îlik kokan bir edebi ürün çıkarmıştır. Ben bu vartaya düşmemek için Bûsirî’nin her beyitte dile getirmek istediğine bağlı kalmak yarine, sadece oradaki ana temayı alıp daha sonra onu geliştirip zenginleştirerek yeni baştan inşa ettim ki elbette bu tercümenin ötesinde bir şeydir. Daha doğrusu “Bûsirî bu çağda yaşayan bir Türk olsaydı o temaları her halde böyle işlerdi” diye düşündüm.

Burada şunu belirtmeliyim ki Kasîde-i Bürde’yi tercüme ederken daha önce yapılan Türkçe manzum tercümelerde gördüğüm kekremsilik beni bir hayli üzmüştü. Bir ara bu Kasîdeyi ben nasıl manzum olarak terennüm ederim diye düşündüm ve baştan altı beyitte bunu denedim; sonra merhum hocam Prof. Dr. Nihat M. Çetin Bey’e yaptığım bu denemeyi okuduğumda bir an için duraklayan hocam: “Mahmutçuğum, bu  aslından daha güzel olmuş; gel sen buna devam et” diyerek takdir ve teşviklerini benden esirgemediler. Ben de otuz yıl boyunca zaman zaman üzerinde yoğunlaşarak okuyucunun huzuruna çıkacak olgunluğa eriştiğine kanaat getirerek yayımladım.

Kasîdeyi yeni baştan inşa ederken amacım sadece Efendimizin birey olarak şahsını yüceltmek değil, onun insanlık tarihinde bir benzerine daha rastlanmayan büyük devrimini, bu uğurda gösterdiği insanüstü sabır, metanet, dirayet, hikmet ve hilmini; örnek hayatından önemli kesitleri; bu arada mucizelerini ve özellikle Kur’an mucizesini, getirdiği dinin evrensel mesajını; İslâm’ı yaymak için sevgili ashabıyla birlikte yürüttüğü cihat faaliyetini ve nihayet ona olan sonsuz sevgi, saygı, dua ve niyazlarımızı ortalama insanımızın rahatlıkla okuyup zevk alabileceği bir üslûpla terennüm etmeye çalışmak idi. Elbette ki  bu konuda takdir okuyucularındır, ancak bu amacımın büyük ölçüde gerçekleştiğini sanıyorum. Sevgili Peygamberimizin hırkası değilse de bir “aferin”ini alarak iltifat ve şefaatine mazhar olmak en büyük dileğimdir.

Kasîde-i Bürde’yi Türkçe Söyleyiş yayınlandıktan sonra ne gibi tepkiler aldınız?

Tepkiler çok olumlu. Birinci baskı gibi bu yıl yapılan ikinci baskı da üç ay gibi kısa bir sürede tükendi. Bu arada Yıldırım Ajans bizim bu çalışmamızı VCD, CD ve kaset olarak özgün bir müzik eşliğinde çıkardı. Bana verilen bilgiye göre bu konuda da yoğun bir ilgi bulunduğu görülmektedir. Bütün bu olumlu gelişme ve tepkilerin yanında konuya ilgi duyan edebiyat dünyamızdan da tenkit ve değerlendirmeler beklerdim. Edebî tenkit açısından şimdiye kadar bir değerlendirme yazısına ne yazık ki rastlamadım. Günümüzde bir şekilde gelenekle ilişkisini devam ettirmek isteyen birçok dergi çağdaş veya modern şiir adına ıkına sıkına ve kendilerinin dışında kimsenin anlamadığı sayıklama türünden şiirler döktürdükleri halde, din ve peygamber sevgisini bütün cepheleriyle terennüm eden bu eser karşısında her nedense sükûtu tercih etmişlerdir. Halbuki eleştirinin olmadığı yerde daha mükemmeli ortaya koymak imkânsız değilse bile çok zordur. Öyle sanıyorum ki her alanda olduğu gibi bu konuda da almamız gereken epeyce mesafe var. Eleştiri bizim kılavuzumuzdur; onsuz mükemmele ulaşmak hayli güçtür. Ümidimiz genç neslin geçmişle olan bağlarını sağlıklı bir düzeyde geliştirip daha iyi bir geleceği kurmalarıdır.

Aşır KARABACAK

Deneme
Şiir
Öykü
Mektup
Söyleşi
İnceleme
Araştırma
Sinema
Biyografi
Hatıra
Kitap
Gezi
Giriş
yazarlar