Yeni açılımlar ve yeni programlarla desteklenen-çalışmalar daha bir başarılı kılacaktır bizi. Kendi çık-mazlarımızdan kurtulduğumuz ve kollektif çalışmalara yöneldiğimiz zaman başarı tomurcuğu kardelen gibi boy verecek ve kararlı yürüyüş arzuladığımız hedefe bizi ulaştıracaktır. Kendi içinde çıkmazlar oluşturan ve istikrarlı büyümeye set olan davranışlar engel tümsek-leridir. Bu tümsekleri kaldırmak zor olmakla beraber, arzulanan sonuçlar için bir gerekliliktir. Her çalışma insan merkezlidir ve insan merkezli çalışmalarda bu tür sorunların yaşanması da doğaldır. AsI olan bu çerçevede erdem libasına bürünmek, katılımcı ruh anlayışını hayata geçirmek ve problem değil, çözüm¬ler üretmektir. Bulgucu niteliğe haiz insanlar bu açma¬zlara takılmazlar, yeni proje ve planlarla büyüme yarışına girerler. Bu büyümelerde insanları yalnız bırakmayan ben merkezli gurur objesi vardır ki, ter¬biye edilmediği sürece ayrışmalara ve düşmanlıklara neden olur. Kayda alınması gereken bir gerçek var ki, her büyüme ile gurur da büyür. Bir tenha gururdur bu. Kontrol edildiği sürece başarıya, kontrolden çıktığında tükenişe götürür.
İnsanlar büyüdükçe gururları, kibirleri, hasetleri de büyümektedir adeta. Bu büyüme farkında olmak-sızın, kendi seyrinde gelişmektedir. Kontrol altına alın-mayan ve zarar vermek bir yana, kanıksanan bu tür davranışlar, sahibine zarar vermekle kalmayıp, ortak çalışma ve üretkenlikleri bitirmekte ve etrafına da zarar vermektedir, insanın büyümesine orantılı olarak büyüyen bu hasletleri yok etme, öldürme, tüketme şansına sahip değiliz. Ancak; kontrol etme, terbiye ve ıslah etme imkânı vardır.
Kontrol mekanizması önemlidir. Kişinin kendini kontrol edebilmesi, varlığını öz itibariyle korumasıyla eş değerdir. Dışımızdaki kontrol dış dünya ve iç dünyayla ne kadar ilintiliniyse, içimizdeki kontrol de aynı mesabededir. Bu kontrolde varlık sebebi olan duyguları yerinde kullanmak, insanın menfaatine şekil alacak istikamette yönlendirmek, sızarak dahi olsa bireye ve çevresine zarar vermesini önlemek gerekmek-tedir. Bu önleyişin asırları kucaklayan bir gelenek oluş-turduğunu, otokontrol sistemiyle bir iç duruluğa, bir dış dünya berraklığına zemin hazırladığını söyleyebili¬riz. Kelile ve Dîmne, Ahmediye ve Muhammediye, Mesnevi, Müzekki’n-Nüfus, Mantıku’t-tayr, Bostan ve Gülistan ve daha nice eserlerin kümeler halinde Anadolu'da okunduğu ve manevi ocaklarda insanın ruh terbiyesine, iç güzelliğine katkı sağladığını ve bir medeniyetin asırlarca ayakta kalabilmesinin etken¬lerinden birini oluşturduğunu söyleyebiliriz. Özeleştiri yerine topyekûn red mantığıyla geleneğinden koparılan toplumlar, bu kulvara yönelişi geciktirerek de olsa gerçekleştirmek zorundadırlar. Bu kültürün bugünün diliyle aktarılan türleri ve şark klasikleri raflarımızda okunmak üzere yerini almalıdır.
Yapılan çalışmalar bireyi yüceltme adına yapıl-masa bile, mevcut çalışmanın büyümesi ve katla¬narak devamı, kendi içinde olmasa bile, dışında bir gurur atağına neden olmaktadır. Bu negatif oluş, poz¬itif engeller oluşturmaktadır. Gururda büyür, gururda yol alır, kuşatır ve yol keser. Palazlanmış ve tekeb¬büre kapı aralamış bir gurur, insanı insanüstü olma gibi sonu acziyet olan bir his ve badireye sürükler.insanüstü edinimlere sahip olduğunu iddia edenlerin sonu hüsran olmamış mıdır.? "Kibirliye karşı kibir sadakadır" hadisinin muhteva itibariyle iyi anlaşılması ve yorumlanması gerekir ki, burda da kovulan ve yok edilen yine gurur ve kibirdir. Ham bir tükenişe karşı tavır alış ve onu has bir karaktere dav¬ettir.
Gurur büyüyünce kimi beraberlikler sona eriyor ya da arzulansa bile tekrar bir araya gelmeler mümkün olmuyor. Büyümeye endeksli gururlar, "orta yolu tutunuz " emrine muhatab olanları cen¬deresine sıkıştırmamalı ve kullanımı insanı yüceltecek yönde olmalıdır. Şair ne güzel ifade etmiş: "Azamet-i Kibriya hakka yarar/Kul olanda bu tekebbür ne arar."