Yürek atışlarımız belirtiyor adımlarımızı. Adımlar bilinçli bir eylemin vasıtasıdır. Vasıta olmadan eylemleri gerçekleştirmek olası değildir. Yürekle adım arasında çok ciddi bir işbirliğinin olduğunu görürüz böylece. Bilinçsiz bir eylemin kalp atışlarında, ciddi bozuklukların olduğunu söyleyebiliriz. Yürekle adımın, yürekle düşüncenin, yürekle ağzın ve yürekle bütün organlarımızın kopmaz, ayrılmaz bir irtibatı vardır kuşkusuz. İmdi, insan eylemleriyle diğer varlıklarla kıyaslanamaz özellikler arz eder. Bu durum, insanın üzsün özellikler taşıdığının da bir kanıtıdır. Çünkü seçicidir, fark edicidir, ayırt edicidir, akıl yürütücüdür.
Buradan baktığımızda yaşamın anlamı, sanatın anlamı, insan olmanın anlamı daha da kıymetlenmektedir. O halde, düşünmek ve akletmek bir emirdir. Bu bir belirlemedir. Belirlenilen bir yaşamı tükettiğimizin farkında mıyız? Kabristanlardan geçerken başını uzatmış bir geçmişin hepimize bir şeyler fısıldadığının ayrımında mıyız? Eğer ayrımındaysak bilinçli bir ömür sürüyoruz demektir. İnsanlığın önderi bize bilinçli bir hayatı önermiştir. Varlıkların şereflisi olma unvanı önerilmiştir. Bu unvan, bilfiil bireyin kendi kazanımıdır. Bireyler birbirlerini böyle bir unvanla ödüllendiremezler. Ödülü sahibi yaratıcıdır. Ancak bize bırakılmış kutsal metinlerden, ödülü nasıl kazanabileceğimizi öğrenebiliriz. Kutlu peygamberi ve onun izini süren yıldızları takip ederek kazanabiliriz bu ödülü.
İşte edebiyatın ve sanatın işlevi burada. Sözü; güzel söylemek bir belirlemedir. Lakin söylenileni yaşıyor olmak ya da olmamak da bir belirlemedir. İnsan zihni, kaydedici özelliğe sahiptir. Bu özelliği nedeniyledir ki. güzel ve çirkinliklerin kayıtlarını da saklı tutar. Bedii olanı çıkarmanın, üretmenin peşindedir sanatçı. Dolayısıyla insan, yürek ansıyla adımlarını paralelleştirerek kendisini kıymetlendirmeye Çalışır. Bu yolculuk, ruh bedende oldukça sürer.
O halde, hepimiz bilinçli bir eylemi yeryüzüne bırakma peşindeyiz. Belirleyici vasfımız budur.