Evi barkı olmayan birini unut. Cebimizde annemizin verdiği para olduğu halde, (Yirmi Lira) içimizi burkan öğrencilik yıllarında istanbul kaldırımlarını adımlaya adımlaya Beyoğlu' na çıkar, Baylon Pastanesi'ne yerleşirdik. Ben, Erkan, Oğuz, Rasim, Cahit. Baylon o zaman Atilla ilhan ve arkadaşlarının, Mavicilerin Karargahıydı. Biz kendi masamıza çöreklenirdik. İlgilenmezdik. Hoş onlarda bizimle ilgilenmezdi. Sonra sinema, tiyatro derken paramız suyunu çekerdi. Para konusunda aramızda sende var bende yok olmazdı. Kimde varsa o harcardı. 1959'lu yıllar. Arkadaşlar Beyazıt' ta köhne bir yurtta kalmaktaydılar. Nuri Pakdil' de o yurtta kalıyordu. Başkanımız oydu. Nuri Abi Baylon yolculuklarına katılmazdı. O başka bir âlemdeydi. Ama bize kol kanat gererdi. Arkadaşlar o köhne yurtta kalıyorlardı, dedim ya... Rasim'le ben onlara göre şanslıydık. Çünkü bizim Eyüp' te Baylım çıkmazda, tahta döküntü, dededen kalma bir evimiz vardı. Rahmetli amcamın eşi Rukiye yengem o evde kalmaktaydı. Annem de var. Kapının ipini çekince çıngırak çalardı. Gerçi kapımız arkadaşlara açıktı. Canı isteyen gelir, yer, içer yatardı.
Yol uzak, yol uzak, yol uzak
Derken geldik ölüme dayandık