Ay Vakti

Cumhuriyet Sonrasında Aruzu Kullanan Bir Mutasavvıf İhramcızâde İsmail HAKKI

Türklerin, İslam dinini kabul etmelerinden sonra meydana getirdikleri edebiyat, şiir ağırlıklıdır. Eski Türk Edebiyatı, Divan Edebiyatı, Yüksek Zümre Edebiyatı v.b. birçok isimle anılan bu edebiyatta vezin olarak aruz kullanılmıştır. Araplara ait olan bu vezin müslüman olan milletlerce de kabul görmüş ve bu milletlerin meydana getirmiş oldukları manzum eserlerde de hep bu vezin kullanılmıştır. Türkler, İslam dinine ait terimlerin çoğunda olduğu gibi bu vezni de Araplardan değil, İranlılardan almışlar ve kendi şiir zevklerine ve dil yapılarına uygun olan aruz kalıplarını kullanmışlardır. Böylece Arap ve İran aruzunun yanında bir de Türk aruzu oluşmuştur. Tanzimat'a kadar milli bir vezin hüviyetiyle kullanılan bu vezin, Tanzimat sonrasında farklı edebî tür ve şekillerin kullanılmasıyla yavaş yavaş yerini heceye terk etmiştir. Mehmet Akif, Yahya Kemal ve Tevfik Fikret gibi şairlerce mükemmeliyete ulaşan aruz vezni Cumhuriyet sonrasında etkinliğini kaybetmiştir. Bununla birlikte özellikle medrese tahsili almış ve tasavvufla bir şekilde ilgilenmiş şairlerce, Cumhuriyet sonrasında da, az da olsa, bu vezinle meydana getirilmiş manzum eserler bulunmaktadır.

Biz bu yazımızda, XX. yüzyılda yaşamış bulunan bir mutasavvıf şair olan İhramcızâde İsmail Hakkı'dan bahsedecek ve aruz veznini kullanarak kaleme almış olduğu şiirlerinden birkaç örnek   vereceğiz.

Nakşibendî tarikatının Halidiyye kolu mürşitlerinden olan İsmail Hakkı Toprak, 1880 yılında Sivas'ta doğdu. Aslen Buharalı olan dedeleri, Kâbe’nin örtüsünün değişim ve bakım hizmetiyle meşgul olduklarından dolayı İhramcılar diye anılmıştır. Bu sebeple kendilerine de İhramcızâde denilmiştir.

Sivas Çifte Minare'deki ilk tahsilinden sonra rüştiyeyi bitirdi. Medrese tahsilini Şifâiyye Medresesi'nde yaptı. Arapça ve Farsçayı ana dili gibi bilen İsmail Hakkı Toprak dinî ilimlerde de kendisini iyi yetiştirmiştir. Sivas'ta bulunan Arap Şeyh ve Mur Ali Baba'ya uzun yıllar hizmet ettikten sonra Tokat'a giderek Mustafa Hâkî Efendi'ye intisap etti. Tokat'ta İnhisar Dairesi Müskirat memurluğu görevinde bulundu. 1908'de Mustafa Hâkî Efendi’nin Tokat Mebusu olarak İstanbul'a gitmesi üzerine, Sivas'a Düyûn-ı Umûmiyye memuru olarak döndü. Zara'nın Çarhı Tuzlası'na bağlı Cedid Tuzlası müdürlüğü görevinden 1931 yılında emekliye ayrıldı. Mustafa Hâkî Efendi'nin vefatından sonra Sivaslı Mustafa Tâkî Efendi'ye intisap eden İsmail Hakkı Toprak, 1925 yılında şeyhinin vefatı üzerine irşat görevine Normal 0 21 false false false TR X-NONE AR-SA MicrosoftInternetExplorer4 /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin:0cm; mso-para-margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-theme-font:minor-fareast; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:Arial; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;} getirildi. Ulu Cami'nin tamir ve ibadete açılmasına (1955-1966) önderlikle birlikte, Sivas İmam Hatip Lisesi'nin açılması (1958-1962), Hoca İmam Camiinin minaresinin tamiri. Hayırseverler Camii (1962), Sofu Yusuf Camii, Serçeli Camii, Dikimevi Camii, Zara Cencin Köyü içme suyu ve köprüsü, Tozanlı Köprüsü (1943) ve Sivas ve çevresinde muhtelif sebil çeşmelerinin yapılmasına da önderlik etti. 2 Ağustos 1969 tarihinde vefat eden İsmail Hakkı Toprak, Ulu Cami avlusuna defnedildi.

Mustafa Hâkî Efendi’nin mensur olarak kaleme aldığı Mevlid isimli eseri İsmail Hakkı Toprak tarafından Yâre Yadigâr adıyla 191 beyit olarak nazma çekilmiş ve bu eser 1969 yılında İstanbul’da yayınlanmıştır. Hakkında, Lütfi Alıcı tarafından hazırlanan, İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Efendi Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri, (Ankara-2001) isimli bir inceleme bulunmaktadır.

GAZEL

Fena bul zât-ı Hak'da sen sana verme vücûd ey dil
Eğer zahir eğer bâtın Huda'ya kıl sücûd ey dil

Sivâ kaydından âzâd olmağa sa'y eyle erkenden
Ki zîrâ râh-ı ıtlak için mâni?dir kuyûd ey dil

Bu terkîb-i anâsırdan çözülmezse eğer bendin
Hurûfun kârgâhından düzülmez târ u pûd ey dil

Bugün câm-ı bekadan içmeyen bulmaz bekadan haz
Suvar canın çü bakîdir ki bu bezm-i vücûd ey dil

Bu nutk-ı pend-i Hakkı'dan eğerçi mâye buldunsa
Bu bâzâr-ı fenada ede gör bir özge sûd ey dil

GAZEL

Ne devlettir ki dildârım sen oldun
Enîs ü munis ü yârim sen oldun

Güzeller vasfın etsem dilde sensin
Dilimde cümle güftârım sen oldun

Sana dil vermişken ey cân-ı âlem
Muradım cümle muhtarım sen oldun

Safâlar ger cefâlar bulsa canım
Ezelden çünkü dildânm sen oldun

Sana ta'zîm eder dillerde Hakkı
Hem efkârım hem ikrarım sen oldun

Alim YILDIZ

Deneme
Şiir
Öykü
Mektup
Söyleşi
İnceleme
Araştırma
Sinema
Biyografi
Hatıra
Kitap
Gezi
Giriş
yazarlar