Tarih 6 Aralık 1914’ü gösterdiğinde Harbiye Nazırı, Başkumandan Vekili Enver Paşa yanına aldığı Genelkurmay Başkanı Albay Bronsart Von Schellendorf'u la beraber bir gemiyle İstanbul’dan yola çıkmıştı. Milletin kaderini değiştireceğine inanıyordu. 12 Aralık'ta Erzurum’a vardığında çantasında Harbiye Nezaretinde 3. Büro Şefi Binbaşı Feldmann tarafından metni yazılan, General Bronsart Von Schellendorf'un kesinleşmiş haliyle sunduğu ve kendisinin onayladığı savaş planı bulunuyordu.
Bu plan için Hasan İzzet Paşa ben uygulayacak şartları göremiyorum, mazur görülmemi arz ederim dediği için azledilmiş ve çoktan İstanbul’a gönderilmişti.
Bu plan Moltke'nin Prusya'nın seferberlik hazırlıklarını üst derecede yapmış eğitimli ordusu için hazırladığı taktiğin örnek alınarak uygulanmasıydı. Ancak Moltke'nin planında irtibat imkânları güçlü bir ordu olduğu hiç hesaba katılmamıştı. Bu ordu(Ruslar) geniş kaynaklara sahipti. Alman general savaşı askeri zorlamayacak iklim koşullara göre düşünmüştü. Oysa Kafkasya'da Türk kuvvetleri bütün ön koşullardan yoksun olduğu gibi, savaşın kış mevsiminin en şiddetli dönemine rastlaması da büyük bir talihsizlik olmuştu.
Türk kuvvetleri böylesine büyük bir operasyonda ne yeterli donanıma sahip değildi. Uzun yürüyüşleri sürdürebilecek askerlerin sırtlarını koruyacak giysileri, ulaşım imkânlarını kolaylaştıracak araçları yoktu. Eldeki imkânlarla hizmetler düzensiz bir şekilde yürütülmekteydi.
Harekât alanı son derece engebeliydi. Tepeler ve sırtlar aşılması imkânsız bir doğa yapısına sahipti. Birliklerin diğer kollarla olan irtibatı yok denecek kadar azdı. 11. Kolordu için Aras vadisi kuzeyindeki İd-Oltu Vadisi ilerlemeye elverişli tek bölge durumundaydı. 9. Kolordu Bardız geçidinin kötü koşullarına katlanmak zorunda kalacaktı. Ordu adeta keçi yollarında ilerlemek durumunda karşı karşıya kalmıştı. 3. Ordu'nun on binlerce askeri dağların tepesinde ilerlerken, top arabaları ve malzemeler atların, öküzlerin çektiği arabalarla binbir güçlük içinde taşınmaktaydı.
Erzurumluların Zemheri dediği mevsimdi. Yağan karın kalınlığı 1,5 metreyi bulmuştu. Soğuk -20° civarındaydı. Bu şartlarda askerin hareketleri yavaşlıyor, başarı umudu gözükmüyordu. Ama birlikler müthiş bir itaat ve cesaretle korkunç, dayanılmaz acılar içersinde gösterilen hedeflerdeki yerlerini almak için harekete geçmişlerdi.
Büyük Sarıkamış taarruzu başlayacaktı. Bu günlere gelmeden Köprüköy’de, Azap’ta yapılan muharebelerde binlerce kayıp verilmişti. Ama asıl kıyamet henüz kopmak üzereydi.
Harekâtı Etkileyen Olumsuz Şartlar
Harekât 18 Aralık'tan 18 Ocak tarihine kadar sürecekti. Türkler o zor şartlara rağmen Rusları çember içine alacak, yüreklerine Sarıkamış’tan kaçma planları yaptıracak kadar korku düşüreceklerdi.
Ama coğrafyasını tanımayan komutanlarının emriyle ölümüne yürüyen lojistik imkanları eksik, yorgun, bitkin, hasta düşen Türkler, düşmanın bu şaşkınlığından yararlanamayacaklardı. Türk birliklerini birbirinden koparan yüksek dağlar ve kuvvetler arasındaki iletişimsizlik, askerlerin donduran soğuk altındaki mücadeleleri hak etmedikleri hazin bir sonucu kendilerine mukadder kılacaktı. Ölümüne saldıran, didişen Türkler, kazanan Rus ordusu olacaktı.
Soğuk, açlık ve hastalık Türk askerlerinin dörtte üçünü savaşmadan yok edecekti. 1915 Nisanında karlar erdiğinde arazide dinlenmek için mola veren askerlerin donmuş cesetleri ortaya çıktığında facianın boyutları acı bir şekilde fark edilecekti.
Muhabere nasıl gerçekleşti?
Görünüşte 40 seneye yakındır Rus işgalinde bulunan Türk topraklarını geriye almak, gerçekte ise Almanların iştahını kabartan Kafkasların zengin petrol ve bakır madeni yataklarına ulaşmak için başlatılan taarruz 22 Aralık 1914’te start aldı.
9. Kolordu Ahmet Fevzi Paşa’nın, 10 Kolordu Hafız Hakkı Paşa’nın, 11. Kolordu Abdül Kerim Paşa’nın sevk ve yönetimindeydi.
Enver Paşa'nın amacı kuzeyden kuşatıcı bir manevra yapılmasıydı. Kısaca 11. Kolordu ve 2. nci nizamiye süvari tümeni düşmanı cepheden karşılayacak, 9. Kolordu Çatak-Pitkir hattından kötek istikametinde, 10. Kolordu Oltu üzerinden. Albay Hafız Hakkı Beyin 9. Kolordu Bardız istikametinde düşmanı karşılayacak. Bunlara destek olarak 9. ve 10. Kolorduların Sarıkamış Selim-Sarıkamış hattına ilerlemesiyle üç taraftan geniş bir çevirme hareketine dönüşecek ve bu kıskaç altında Ruslar imha edilecekti.
Taarruzun ilk safhasında Türk birlikleri bazı kısmi başarılar elde etti.
22 Aralıkta, 11.Kolordu büyük yürüyüşüne başladı. 9. Kolordu Lafsor'a kadar uzanan ilk hedefine ulaşmış. 10. Kolordu Oltu-Narman hattına zorlukla ulaşabilmişti.
23 Aralık, 11. Kolordu Rusların 4. Ermeni Tümeni ile karşılaşarak şiddetli çarpışmalarda bulunmuştu. 9. Kolordu Çatak Pitkir hattına ulaşmıştı. Komutanlığın emriyle erlerin ihtiyaçlarının yerel imkânlarla yapmaları ve cephaneyi idareli kullanmaları emre gelmişti. Çünkü geriden yardım gelmesi adeta imkânsız hale gelmişti. İkmal ve ulaştırma güçlükleri daha ikinci günden başlamış bulunuyordu. Bu arada 10. Kolordu Oltu'yu ele geçirmeyi başarmıştı.
24 Aralık, 11. Kolordunun düşmana karşı taarruzları devam ederken 9. Kolordu Bardız'a varmış, 10. Kolordu 30. ve 31.nci tümenleri ile Kosor istikametinde stomin tugayının peşine düşmüştü.
10. Kolordu Kumandanı Hafız Hakkı Paşa’nın asıl planların dışına çıkarak Kosor istikametinde geniş bir kuşatmaya girişmesi kesin sonuç alınmasında (muharebe gücü toplanmamasına ve geç kalınmasına) ve netice olarak Sarıkamış felaketin başka bir boyutta taşınmasına sebep olacaktı.
Enver Paşanın 10. Kolordunun Kosor yolunda olduğunu sanıyordu, oysa 10. Kolordu 3000 m. yolsuz bir kar çölü olan Allahuekber dağlarında başka bir düşmanla boğuşuyordu. Soğuk rüzgâr ve tipi her geçen saat 10. Kolordu kuvvetlerinin erimesine yol açmıştı.
9. Kolordunun Bardız'dan Sarıkamış'a yürüyen iki tümeni yolda fazla güçlük çekmediler. Birlikler 25/26 Aralık'ta Bardız’a ulaşmış, Sarıkamış'a yaklaşılmıştı. [1]
Sağda yürüyen 29.Tümen 25 Aralıkta güneş batarken Sarıkamış'ın kuzeybatısında
Rus birliklerini mevzilerinden söküp atmıştı. [2] 9. Kolordu Komutanı, piyadelerin kar içinde yürümelerini kolaylaştırmak için sırtlarındaki kaputları ve yiyecek torbalarını Erzurum'da bırakmalarını emretmişti. Bu tümen günlerce bu şekilde -20° kar altında ağır adımlarla ve dayanılması pek güç özveriler içinde yol almakta, geceleri ise çadır yokluğunda ve sığınacak hiçbir köşe bulmadan açık havada yatmaktaydılar. Askerin savaşacak gücü tükenmeye başlamış, elde de bir avuç asker kalmıştı.
Ruslar’ın 25/26 Aralık'ta Sarıkamış'ta sadece iki taburu bulunmakta idi. Bu iki tabura karşılık iki Türk tümeni Sarıkamış'a önlerinde idi. Enver Paşa Sarıkamış'a girmesini istiyordu. Ancak 9. Kolordu Kumandanı İhsan Paşa'nın ricasıyla taarruz durduruldu. Gerekçe olarak takviye kuvvetlerin gelmesi belirtilmişti. Ancak bu kuvvetler Sarıkamış'a oldukça uzak bir mesafede idiler. Bu karar savaşın dönüm noktası olacaktı.
Bu arada Ruslar Demiryolunu kullanarak Sarıkamış'a sürekli olarak takviye güç yığıyorlardı.
27 Aralık günü Ruslar yeniden takviye güç alacaklar ve zinde kuvvetleriyle Türk Ordusunun taarruzunu püskürteceklerdi. [3]
Türk Ordusunun değil takviye almak askere yiyecek ve yatacak yer sağlamak gibi bir imkânı dahi yoktu. Bir metre kar vardı. Savaş hattında köy bulunmamakta idi. Türk ordugâhında tek bir yemek vardı. Zeytin ve ekmek. 25 Aralık'tan itibaren asker ordugâhını çadırsız ve karlar üstünde kurmuştu. Sıfırın altında 35-40 derecede açıkta uyuyorlardı Donarak ölümler veya kısmen donarak el ve ayak parmakları kopanların sayısı giderek artıyordu. Mahrumiyet son kertesine varmıştı. Asker huzursuz ve sinirliydi. Erat seferin gereksiz ve yanlış yapıldığına kanaat getirmeye başlamıştı. Bu arada firarlar da iyiden iyiye artmaya başlamıştı. [4]
10.Kolordu'nun Allahuekber dağlarını aşması da oldukça güç olmuştu. Allahuekber Dağları'nın (Başköy, Beyköy) yüksek tepelerini bellerine kadar karların içine bata çıka aşabilmişler, beraberlerinde sekiz atın ya da sekiz-on öküzün çektiği top arabalarının arkasına sığınarak ilerleyebilmişlerdi. İçlerinde pek çoğu henüz buluşulacak noktaya varamadan yollarda can vermişlerdi. Birlikler dağılmış, askerler kırılıp dökülmüştür. Erler çantalarını ve çadırlarını bu şiddetli ölümcül soğuk altında yürüyebilmek için ağırlık yapmasın diye yollara fırlatıp atmışlardır. Yiyecek dağıtımına gelince günlerdir bir lokma ekmek dağıtılmamıştı.
Bütün bunlara karşılık Enver Paşa'nın emri kesindi: 9. Kolordu hazır beklemekteydi ve mutlaka bu orduya destek vermek için yürüyüş aksatılmadan hızla sürdürülecekti. Beyköy’e gelen askerlerden ayakları şiş olanlar sayısı yüzde yirmiyi bulmuştu. Birlikler arasında muhabere imkânı da bulunmamakta idi. [5]
Bu sırada 11. Kolordu’ya ait birlikler Çoruh Vadisi üzerinden hareket halindeydiler. Arap güçlerinden oluşan 37. Tümeni soğuktan ayakta duramaz boyutta bitap düştüğünden, Karakilise'ye müdahalede gecikmişti.
Allahuekber Dağları’nı aşan 10. Kolordu 28 Aralık günü Sarıkamış doğusuna varmayı başarmıştı. 29 Aralık saat 16.00’da 600 kişilik bir güçle Sarıkamış’ın varoşlarına ve istasyonuna hücum edildi. Hatta istasyon ve bir kışla bir ara askerlerimizin eline geçti. Fakat Rusların 8.000 askerle arkadan kıskacı da devam ediyordu. Rus birlikleri Sarıkamış’ın 2 km. batısında bulunan Çerkezköy’de kuşattığı birliklerimizin tümünü esir almıştı. 30 Aralık tarihli raporda 9. Kolordumuzun mevcudunun 1.000 kişiye, yani bir tabura indiği kaydediliyor. Ruslar geri çekilme yollarının çoğunu ele geçirmişlerdi. 1 Ocak 1915’te Enver Paşa alay sancaklarının Erzurum’a gönderilmesi emrini verdi.
4 Ocak 1915 günü 9. Kolordu Komutanı İhsan Paşa, karargahındaki sekiz kişi ile Ruslar tarafından birlikte teslim alındı. Rus ordusu da gerek savaş ve gerekse iklim şartları yüzünden oldukça yorgundu. [6]
Aynı tarihte 10. Kolordu soldan kuşatılmış bir şekilde Narman'a doğru çekilmeye başladı. 9. Kolordu da Sarıkamış- Bardız arasında Ruslar tarafından neredeyse yok edilmişti. Ruslar Bardızı yeniden işgal etmişlerdi. [7] Savaş başlamadan önce mevcudu 36.784 olan 9. Kolordunun bakiyesini oluşturan 108 subay, 80 er toplam 188 asker Ruslara esir düşmüştü. Yani, 9. Kolordu toptan yok edilmişti. Diğer birliklerle beraber esir olan asker sayısı 7.000’e ulaşmıştı. Enver Paşa beraberindekilerle düşmandan sıyrılıp Sarıkamış’tan uzaklaşmayı başardı.
6 Ocak 1915’te 3. Ordu karargahı Rus topçusunun şiddetli ateşine maruz kalmıştı. Hafız Hakkı Paşa geri çekilme emri verdi.
7 Ocak’ta 3.Ordudan geri kalan döküntüler büyük bir hüzün içerisinde Erzurum yolundaki ricat yürüyüşüne başlamışlardı. Sancaklar geri dönüyordu. Ordunun bu atak için görevlendirilen güçlerinden sadece 10% başlama pozisyonu geri çekilmeyi başarabilecekti.
Bu yenilgiden sonra 3. Türk ordusu, taarruzdan önce işgal etmiş olduğu Azap Mevzine çekildi. Ruslar da takiplerini bu hatta durdurarak yeniden teşkilatlanmaya ve birliklerini takviyeye başlamışlardı.
Enver Paşa artık yapacak bir şeyin olmadığını görünce ordu kumandanlığını Hafız Hakkı'ya bırakarak İstanbul'a dönmek üzere cepheden ayrıldı.
Yanında Bronzart Paşa olduğu halde Ulukışla'ya vardı. Burada Amcası Halil Paşa ile buluştu durum değerlendirmesi yaparak İstanbul’a döndü.
Savaştan sonra İstanbul'a dönen Enver Paşa uzun bir süre Sarıkamış hakkında herhangi bir haber, bildiri, veya yayın yapılmasını engelleyerek sansür uygulamış ve Osmanlı halkı savaşta olup bitenleri uzun yıllar sonra öğrenebilmiştir.
Toros Dağlarının kuzey eteklerinde bulunan Ulukışla tren istasyonunda amcası Halil Bey’le buluşan Enver Paşa tarihe geçen şu ifadeyi kullanmıştı: “Kuvveyi külliye mahvoldu!” "[8].
[1] Fahri Belen Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi 1914 Yılı Hareketleri, Ankara 1964 s.222-224.
[2] Birinci Dünya Savaşı Ansiklopedisi, cilt II, s.324.
[3]. Fahri Belen Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi 1914 Yılı Hareketleri, Ankara 1964 s.224.
[4] Birinci Dünya Savaşı Ansiklopedisi, II,s.325-326.
[5] Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, Kafkas Cephesi, 3ncü Ordu Harekâtı, I, s.451-455
[6] Belen,Age. 226-227.
[7] Birinci Dünya Savaşı Ansiklopedisi, II,s.330.
[8] Taylan Sorgun, Halil Paşa, Bitmeyen Savaş, İstanbul, 1997, s.138.