Ay Vakti

SAKLI MEKTUPLAR-L

50.

İstanbul’da olmak Şiraze, İstanbul olmak

İstanbul’da bir yol bulmak

Boğaz’a tutulmak

ve İstanbul’da vurulmak; sezdirmeden...

sabahın dördü...

yazacaklarım yazdıklarımın te’yîdi, her söz söylenmişlerin ilâvesi ve her tereddüt ile kelâma dökülememişler vakfede Şiraze... şafakta, tan ağarmadan, gün yüzünü göstermeden daha; zamanın en kıymetlisinde kıvılcımlanmaya çok hevesli. yazacaklarım Şiraze, yazdıklarımın bir üst basamağı. bir bir nakşettim her ne geçti ise aklımdan, her ne geçti ise başımdan; her ne olduysam, dolduysam...

 

                               sabahın dördü

                               çılgın yeşilin ikliminden

                               ve içimin buzları erimeye durmuşken

                               bütün düzlüklerin en genişinde belki ben

                               kanadına pelikanların kondurdum selâmı...

                               sabahın dördü                      

lerze...

sular soğur, ısınır dağların zirvesi, aşılmaz sanılan ne varsa gün gelir ovalarda durulur; insan imrendiklerini aklıyla yok’lar, yoksar, yok sayar ve ateş en alevlendiği yerde hızını keser.

azab an’ı yaklaşınca nabız hızlanır, insan erişemeyeceğini anladığı an iradesinden sıyrılır, durmak ve durdurmak olabilecekleri... işte o an yarın’ı başkalaştırır.

insan büyütür zihninde kelimeleri; her kelime bin kelimeye bölünür, çıkar ortaya sözcük deryası... seçebilmeli en net olanı ve tutunmalı ona, yoksa ayaklar taşıyamaz bedeni, zaman çullanır işkenceci gibi; nihâyetinde nedâmet Şiraze silemez hiçbir izi.

 
kim

kimse kim

kim bu bekîm

kim

 

dem bu dem...


senin de iklimin değişir gün gelir, gün gelir bir daha açmaz krizantemler, açısını kaybedersin üçgenin ve merkeze giden yolda kalakalırsın Şiraze. olsaydı mümkün, beyaz bir sayfaya yeniden yazmaya başlamak isterdin belki, elif ve be ve te... her tuğlasını tek tek dizmek hoş görünse de şimdi gözüne, olsaydı mümkün başa dönmek yine düşerdin yeniden doğrulmak için. insan olmak Şiraze, bütün geometrik şekillere zamanı geldiğinde yer verebilmek ve sonsuza uzanan sayıları hassasiyetle haznesine yerleştirebilmek.

 

sahiplendim kendimi yazık  /  meğer varmış benim de tek sahibim Şiraze

bir uçurtma misâli havalandım ben göklere, sebep en fuzûlîsinden dünyalık neşe  /

o an Şiraze indirildim sert bir darbeyle yere

 “bildim” dedim, “oldum” dedim, eyvah ki haddimi aştım  /

şimdilerde bildiklerim bilmediklerimin tanığı Şiraze

 

istersen özgürlük de, dilersen esâret... ikisi bir

hürken nefsin, esirken geçmişin mahkûmuyuz; bilen bilir

fâtih’ler fethettikleri topraklara verildiler bir bir

bizi hangi toprak kabul edecek bir düşünmek gerekir

                               şâyet değişmedi isem, taşıdığım hep aynı ben

                               istemem al götür bu ben’i uç diyarlara ben’den

küreklere asıldık yağmur altında, göl büyük

kayık ıslak, su ıslak, bütün manzara ıslak ve sönük

çaresiz biz, olan biten yüzünden bölük pörçük

gönlümüzden geçenlerle yüzümüzü semâya döndük

                               şâyet değişmedi isen, taşıdığım hep aynı sen

                               istemem alıp götürmeni bu sen’i bîçâre ben’den

 

kanadına pelikanların kondurdum selâmı Şiraze

sabahın dördü


şiraze’den şiraze’ye
Şiraze

Deneme
Şiir
Öykü
Mektup
Söyleşi
İnceleme
Araştırma
Sinema
Biyografi
Hatıra
Kitap
Gezi
Giriş
yazarlar