Ay Vakti

SAKLI MEKTUPLAR LVII

mektuplarım,

aynı sözleri karaladığım

birgün vazgeçerim sandığım... küçük, karmaşık, uçuşan

ve adını sakladığım, kırılgan

naz mektuplarım;

dardayım.

Frunze’ye Tibet Yaylası’ndan indiğinde bahar,

taşardı ahşap korkuluklarından evlerin; taze ve diri.

bahardı konaklayan avlularda eski, üzerimde hâlâ ninnilerin çocuk sevinci.

o vakit andım işte ben bildiğim bütün isimleri tarih düşmeden,

tarih düşmeden yazdım Manas’taki kederi.

“mâvera” dedim, “serâ” dedim, fasılasız “ente” dedim... “kul dara düştü” , “söz direndi”, “kitap yazıldı” dedim.

çıt yok Şirâze, hiçbir çıtırtı yok...

söyle bana hangi gürültünün içine kilitlendin?

çağırdım seni Doğu’nun istasyonlarında kartallar süzülürken başımda

Asya stepleri’ni bölen tren dolu geldi, dolu gitti;

bir yanıma kar düştü, bir yanıma ateş.

Urga donan yüzüyle baktı gözlerime yabancı; doğsa da, parlasa da ısıtmadı buzdan güneş.

Yenisey’e kapıldım, yüreğimi kaptırdım belki de... dokunsan kırılacağım,

kırıldığım yerde bin parça kalacağım Şirâze, varamadan Kutup Denizi’ne.

tayga üzerime örtü Aralık sonu, soğuk bir gerdanlık gibi dolanacak ölüm boğazıma.

o an,

gökyüzü taşlarını basamak yapacağım son noktaya...

sen Şirâze hiç olmadığın gibi mi olacaksın bana eş?

ben bekledim, burada atlara binerken kadınlar

ve can çekişirken kimlik... okyanusça konuşurken dalgalar

bekledim ben dev bir değişiklik.

küçük adımlar büyümüş görmemişim, küçük büyümüş Şirâze.

Tuul kavuşmuş Selenge’ye,

ben bekleyen, belki bir yerde beklenen şimdilik.

Frunze’ye bakardım yüksekten, Nisan’dı; sanki kış misafir değil hep kalandı.

şarkılar bulutların dilinden dökülür, gök o yükseklerden üzerime akardı.

her an gidecek gibi iğreti konaklardı narin dalların ucunda bahar;

ürkekti, sanki küçük bir kediydi, dokunsam küsecekti...

her ses büyüyen bir tedirginlik, her ses patlama; burası Asya
iki çatışma arasında, bil ki pis bir pusuda ben Şirâze,
ne yakın sana, ne uzak.
bekleme beni bir isyanın tam ortasındayım; vurmak değil, bir daha vurulmak için

düştüğüm yerde kalmak için

adını adımla yazmak için

say ki şaşırdığım yolu bulmak için...

bir daha Şirâze, bir daha yüzüme düşen gölgede izine denk gelmeyeceksin

aşk avucumda tuttuğum kor, neye dokunsam tutuşturan.

uyan seni uyuttuğum uykudan, gece katran

uyan seni boğduğum asırlık karanlıktan,

uyan ki Şirâze yetsin, uyanayım ben bu yalandan



çağırma beni sakın, sakın çağırma

kanar da Şirâze, dönerim diye korkarım

Şiraze

Deneme
Şiir
Öykü
Mektup
Söyleşi
İnceleme
Araştırma
Sinema
Biyografi
Hatıra
Kitap
Gezi
Giriş
yazarlar