Ay Vakti

SAKLI MEKTUPLAR LVIII

bütün örtüleri bıraktım

ekle uç uca çek aramıza

ben özledim;

yokuşları olan, kuyularından yosun kokusu taşan,

adını hep sevdiğim dağ yamaçlı, Asi akışlı, deniz kaçağı şehrimi.

çok eskiden miydi yatsı ertesi uyumak, sabah namazına cemaatle durmak,

her gün bir cüz okumak rahlede; dedemin karşısında hep susmak, hep susmak... korkarak.

ben özledim;

tanıdık yüzler görmeyi, en sevdiğime hiç sebepsiz öfkelenmeyi,

sonra bir kedi gibi sokulup eteğine, af dilemeyi.

şimdi ben bir kavganın içindeyim, bu yüzden deli dalgalarla vuruyorum kıyıya

sen, ufak bir sebepten öte değilsin öfkeme,

bir kıvılcım kadar küçük, bir kıvılcım kadar tehlikeli Şirâze.

şimdi ben, zuladaki çakı kadar hazırım hedefini vurmaya

şaşırma bu kadar; uslanmazlığıma, haylazlığıma, atılganlığıma

durduğum yerde hazırım şehit düşmeye.

ben özledim Şirâze;

dedemin baston tıkırtısını duyup en kuytuya gizlenmeyi,

korkmayı sokak köpeğinden, korkmayı şimşek sesinden...

ve seni hiç bilmeyişimi özledim.

o sardunyalar açsa da, bensiz kokacak duvar diplerinde yetim

ey şehir! sana duracağım hürmetle... Şirâze ne sensin, ne de şehir benim.

ben özledim;

yasak geceleri, yasak gecelerde nöbet beklemeyi ve aşk nedir bilmemeyi,

7’nin 18’e birleştiği kavşaktan hiç dönmemeyi ve seni yol yol eklememeyi...

fakirin büküktür beli, yumuşaktır sesi; konuştu mu az, sustu mu çok Şirâze

fakir istemeyi bilmez belki, belki bilmez almayı verileni; malı az, duası çok Şirâze

fakirin derdi bir kelâm etse dağlar her yüreği; sevilmese de çok, bilir teklifsiz sevmeyi;

tutkusu az, sancısı çok Şirâze

ben özledim;

salt seni değil; senin mevsimler boyu yağmalarını, kuzeye esen sert rüzgârlarını,

çelik mahfazalı beni anlamayışını ve ne olursa olsun bana kızamayışını...

ben sevdim;

salt seni değil; onca zaman içinde vakitsizliğini, kadîm gel-gitlerini, ayın on dördü gerçeklerini

ve yaş otuz olgunluğunu sevdim.

kısa saçlarım düşerdi alnıma, yağmurdan sebep hep ıslak.

Leova yanık türküler söyleyince bütün kızlar toplaşırdı ateşin başına.

kimi ağlardı, kimi ateşle oynardı, kimi de ıslaklığıma bakardı.

üzerimde bir planın baskısı, bir karaltı

haince sokulurdu türküyle aramıza kıvrılarak.

ben sevdim;

ekmek kokusunun tam zamanında beni acıktırmasını, ninemin dilinden düşmeyen duaları

ve şehri dolduran bir ömür devâsa yalnızlığını...

ben sevdim;

okumayı bir daha, bir daha okumayı Tanios Kayası’nı

beklemeyi de sevdim zindan yeşiline vurgun olduğum, o kayadan bana doğacak ışığı.

çok değil az ötede yoluma çıkacak sözleri sıkça duymayı sevdim:

“vurulacaksın yine, yine savrulacaksın

sonra kanayacak yaraların sarmaya el bulamayacaksın

hastane odaları ilaç kokusunu bulayacak kokuna

daralacaksın, daraldıkça kızıllığın dökülecek Akdeniz koylarına”

ben sevdim ateşe tutulmayı Şirâze

vaktidir tutuşsun fistanım

vaktidir ey! tutuşmanın

Şiraze

Deneme
Şiir
Öykü
Mektup
Söyleşi
İnceleme
Araştırma
Sinema
Biyografi
Hatıra
Kitap
Gezi
Giriş
yazarlar