Ay Vakti

necatinin gül kasidesi

“Solgun bir gül oluyor dokununca”

Behçet Necatigil



Redifinden redifinden dolayı daha çok ‘Gül Kasidesi’ olarak bilinen ve Necatî Beğ (ö. 1509)’in Sultan II. Bâyezid (ö.1512) için methiye türünde yazdığı 8 kasideden biri olan şiiri toplam 44 beyitten oluşmaktadır[1].


Kaynaklarda  1503-1511 tarihlerini içeren inam defterlerinde Necatî’nin II. Bâyezid’e sunduğu bir kasidenin varlığından söz edilmekte ve bundan dolayı 2000 akça aldığı ve ‘benek’ denilen değerli bir ipek türü kumaşın kendisine “hil’at” olarak verildiği kaydına rastlanmaktadır[2]. Bu kasidesinin Gül Kasidesi olup olmadığını bilmemekle birlikte bize Necatî’nin şiirlerinin devrin sultanı tarafından beğenilip ödüllendirildiğini açıklaması bakımından önemli görünmektedir.



Gül, pek çok medeniyette önemli bir yere sahiptir. Eski Yunan’da Dianysos’un çiçeğidir. Hristiyanlığın ilk dönemlerinde Hz. İsa’nınken Müslümanlık ile beraber Hz. Muhammed’in sembolü olur[3]. Bu kutsiyetinin yanında bir estetik unsur hâlinde sanat ve edebiyatın da temel çiçeklerinden biri olarak düşünülmüş ve pek çok eserde kullanılmıştır. Bu da gülün bütün kültürlerde ve sanatlarda dolaşan bir çiçek olduğunu gösterir. Bizim şiir tarihimize bakıldığında da gülün değerli bir yere sahip olduğu görülecektir.



Bütün bu açıklamadan sonra XV. yüzyıl Osmanlı dönemi şairi olan ve Türkçe’yi ve onun atasözü ve deyimlerini ustalıkla şiire yerleştiren Necatî’nin gül redifli kasidesine geçebiliriz. Necatî, bu kasidesine Hz. Muhammed’i anarak başlar. Hz. Peygamber’in nurunu anımsatan gülün, yılda bir yüzünü göstermesi Gül Kasidesi’nin matla beytini oluşturur. Bu imaja bağlı kalınarak ikinci beyitte, Peygamber’den Medine şehrine geçilir. Bundan sonra devam eden iki beyit kağıt ve kitaba dairdir. 3. beyitte gül, sevgilinin özelliklerinin yazıldığı bir yaprakken 4’te güzelin yanağının vasfını yazmaya hazırlanan ve bu sebepten, gece-gündüz elinden mecmuayı düşürmeyen birine benzetilir.



Devam eden beyitlerde gülü, çeşitli sahnelerde tekrar eden bir unsur olarak sayısız kereler seyrederiz. Şair Necatî, II. Bayezid’in “gülşen-i vasfında” yazılan bu kasidesinin aslında bir “mevzûn nihâl” olduğunu ve her dalının ya da beytinin ucunda bir gül açtığını  mahlâsının geçtiği taç beyitte söyler ki böylece kasidenin genel manzarası şairi tarafından özetlenmiş olur:

Gülşen-i vasfında her beyti Necâtî çâkerün

Benzer ol mevzûn nihâle kim ucında var gül

(b. 41)

Yine Sultan II. Bâyezid için yazmış olduğu “seher” redifli başka bir kasidesinin bir mısraında şair Necatî, “şi’r-i gül-redif”ten bahsetmektedir[4].  Seher redifli kasidenin aşağıya alınan bu beytinde zannımıza göre Gül Kasidesi’ne uzak bir gönderme yapıldığı ve metinler arası bağlamda iki kasidenin bir arada değerlendirilebileceği fikrini burada yeri gelmişken ifade etmeyi uygun bulduk:



Fasl-ı bahâr bülbül okur şi’r-i gül-redîf

Vakt-i sabâh mukrı’ ider hoş salâ seher

(b. 4)

Bu tespitten sonra Gül Kasidesi’ne tekrar döndüğümüzde şairin, kaside boyunca gülü zaman zaman ana merkez alarak başka unsurlara benzetirken zaman zaman da 6. beyitte olduğu gibi sevgiliyi anlatmak için ikinci planda kullanıldığını gördük.


Var iken yüzün güle meyl eylemez dil bülbülü

Ârife bir gül yeter lâzım değül tekrâr gül

(b. 6)

8. beyitten itibaren gülü, zahitliği ve dindarlığı bırakarak sokağa düşmüş olan bir “şâhid-i bâzâr” hâlinde şarap içip şarkı söylerken buluruz. Fakat beyit 16’da gülün bu durumunun kınanmaması gerektiği ömrünün çok az olduğu için böyle davrandığı açıklanarak mazur gösterilir.



17. beyitten itibaren gülün güzelliğinden ve zalimliğinden, padişaha geçilmektedir. Çünkü artık gülün devri sona ermiş “şâh-ı âdil” olan II. Bâyezid’in devri başlamıştır. Bu durumda gülün, bülbüle çektirdiklerinden ve günahlarından tövbe etme vakti gelmiştir. Burada Bâyezid’in şiirde kullandığı ‘Adlî’ mahlası da çağrıştırılmak istenerek hükümdar adaleti ile övülmektedir. Ilık anlamına gelen ‘mutedil’ ile ‘adalet’ kelimesi aynı köktendir. Böylece şâh-ı âdil derken hem bahara hem de Bâyezid’in devrine işaret edilmiş olur[5].



Şâh-ı âdil devridür var gûşmâl it ey sabâ
Bülbüle cevr eylemekten itsün istiğfâr gül

(b. 17)

Bâyezid’in saltanatının gökyüzünde güneş gibi nice gülleri vardır. Tabiatının nemiyle çiçeksiz yeşillikler (b. 18), serviler ve akkavaklar (b. 22) bile gül vermektedir. Atının nalından dünya mihrap olmakta, itinin izinden yeryüzü gül gibi açmaktadır (b. 23).



24. beyitten itibaren Necatî, II. Bâyezid’den bahsetmek yerine bizzat ona hitaba geçer. Burada üçüncü şahsın yerini ikinci şahıs alır ve nida öne çıkarılır. Methiye kısmı bu kasidenin yükseliş bir başka deyişle “evc makamı”nın oluşturulduğu bölümdür. Husrevâ (b. 24), ey serv-i bâğ-ı saltanat (b. 27), şehriyârâ (b. 36), pâdişâhâ (b. 37) vb. Bâyezid’e seslenilen beyitlerdir.



Methiye bölümünde zer (altın), lâ’l, yâkût, pîrûze (firuze) gibi değerli taşların kullanımı dikkat çekicidir. Bu padişahın ihsanını hatırlatmak için yapılan bir işaret şeklinde algılanılabilir. Padişahın desteği ve himâyesi kadar öfkesi ve şiddeti de kaçınılmazdır. Necatî, 31. beyitte tıpkı kış mevsiminde ateşin gül etkisi yapması gibi, Bâyezid’ın gazabını yerinde gösterdiğinde aslında bir lütuf olduğunu ifade ederek padişahın sertliğini yine gül vasıtası ile övme yoluna gider.



Şair kendini methederken gülü vasıta kılarak kasideyi tamamlar. Fahriye bölümünde gülü hükümdarı, bülbülü ise şairliği ile temsil eder. Gül, bülbülden nasıl hiç sıkılmadı ise sultan da Necatî gibi bir meddâhtan bıkmayacaktır (b. 40).



Son beyit olan dua bölümünde her bahar gülün çiçeklerin sultanı olması gibi II. Bâyezid’in de sultanların sultanı olması nida yolu ile temenni edilir.



Tâc-verler üzre şâhâ şehriyâr ol şehriyâr

Nice kim her nevbahâr olur şeh-i ezhâr gül

(b. 44)

Kasidede gül ile kullanılan unsurlar ve ilişkileri aşağıdaki gibidir:

nr.


Ana unsur


İlişki/pozisyon


Diğer unsur

1


Gül


Nur


Hz. Muhammed

2


Gül bahçesi


Aydınlık


Medine

3


Sevgili


Yanak/kağıt


Gül

4


Sevgili


mecmua yaprağı


Gül

5


Serv-i bustan-ı cemâl/sevgili


Meyvesizlik ya da vefasızlık


Gül

6


Dil bülbülü/âşık


Tek sevgilide karar kılma


Gül

7


a. Semen

b. Gül


Bembeyaz açması

kırmızılık


Yed-i beyza

Nâr

8


a. Çınar

b. Gül


Sebze sahnında el sallayış

İşret nimetini sunuş


Gül

Çınar

9


Gül

Gül


Renk

Zâhitliği bırakma


Bade-i hamr

Rind

10


Gül


Zer ve yakut firuzelerle süslenme


Şâhid-i bâzâr

11


Gül


Câm-ı nevruzı içüp mestane naz ile şâh-ı şuhun boynuna sarılan


Şâhid

12


a.Bülbül

b.Gül


Kan

Gülüp oynama


Gonca

Bad-ı subh

13


Gül


Sağlı sollu hançer ile savaşma


Zâhid-i yabis dimağ

14


Âh-ı âşık


Uyarma


Nara-i bülbül

15


Ağyar


Baş üzerine gelmeyi engelleme


Hâr

16


Gül


Geçicilik


Şehrî-vâr

17


Şah-ı âdil


Bülbüle cevr ettiği için gülün kulağını büker


Sâbâ

18


Pâdişâh-ı dâdger derya-dil ü vâlâ-güher


Sebzelerin gül vermesi/bereket


Nem-i hulk

19


Güneş


Âsuman-ı saltanat/yücelik


Gül

20


a. (Sultan’ın)âb-ı lutfı

b. (Sultan’ın)bâd-ı hulkı


Ser-sebz

Gül


Çınar

Gülzâr

21


a. (Sultan’ın)sahn-ı sebz

b. (Sultan’ın)hansâlar


Nimet verme


Sahn-ı çini

Gül

22


a. Serv

b. İsfidar (akkavak)


(Sultan'ın)Âb-ı cud’ı sehâb-ı himmetinden inmesi


Yemiş

Gül

23


a. (Sultan’ın) atının nalı

b. İtinin izi


Dünya/şekil

Yeryüzü/şekil


Mihrâb, secdegâh

Gül

24


şemse-i şems-i zıyâ-efrûz-ı âlem


(senin:sultan)Safha-i tîg-ı cihângîrinde


zerkâr gül

25


a. mahbûp hizmetkâr

b. Çeşm

Kad

Hat

Ruhsâr






(senin:sultan)meclisinde


Bağ

Nergis

Sanavber

Çemen

Gül

26


Lâ’lîn tabaklar içinde zer


Serv-i bâğ-ı saltanatın ayağına saçmak için


Gül

27


Gül


Zer saçma


serdâr  

28


Gül


Tâc-ı yâkûtî giyip pîrûzeden kemer bağlamak


hizmetkâr

29


Gül

Hâr

Berg
Gonca




Öykünme


Tûtî

Nâh

Şehper

Minkâr

30


(senin:sultan)âb-ı adlünden

bûy-ı hulkundan


Sarhoşluğu ayıltır

Baş ağrısını giderir


Mül

Gül

31


(senin:sultan) gazâbı/

Nâr


Yerinde ettiği için

Kış mevsimi


Lütuf

Gül

32


Gül


(senin:sultan)Ahd-i adlünde


zünnâr

33


Gül


(senin:sultan)Bâd-ı hulkun itmeyince ta’n ile bağrını kan


Buy-i nâfe-i Tâtâr

34


Gül


Etek açmak


Gedâ

35


Gül


Sabah rüzgarının esişi


Dâmânını çâk çâk

36


(Şehriyârâ) himmetün

Gül


Meclis


Mahbûb-ı hâs u âmdur

Ağyâr

37


Gül


Kan


Dîde

38


Serv

Hâr

Göğsünü dövüyor
zer keseyi açmaya uğraşıyor


Âşık

Gül

39


Ben/şair hâki tab’-ı âbdâr


Zillet nârına yanma/Gülâb içün yanma


Gül

40


Şair/andelîb


Meddâh


Sultan/gül

41


Necâtî çâkerin her beyti


(senin:sultan) gülşen-i vasfında


Ucunda gül olan mevzûn nihâle

42


Hat ile şiir


Zinet eyyâmında gül ârâyiş-i gülzâr olur


Reng ü bûy

43


Nahl-i rengîn


Lütuf yollarını sorma


Gül

44


Şehriyâr


Şeh-i ezhâr


Gül



Sonuç olarak Necatî’nin kasidesinde gül, 1-8. beyitler arasında üstün özellikleri ile anlatılmış 8. beyitten itibaren ise sevgili ile mukayese edilmiş ve 17. beyitten 38’e kadar hükümdarın anlatımında çeşitli yönleri esas alınarak kullanılmıştır. Son bölümde ise Necatî, gülün özelliklerini kendi övgüsü için kullanmıştır. Bu beyitlerin tamamına bütün olarak bakıldığında güle renkli bir manzara ve sahne içinde tek tek her beyitte yer verildiği görülecektir. Bu resmin değişmeyen unsuru güldür. Gül bazan yalnız başına, bazan bahçe içinde diğer varlıklarla, bazan bülbülün karşısında, bazan sevgilinin yanında, bazan arsız bir güzel olup sokakta pazarda işve ile dolaşıp kucaktan kucağa atılırken, bazan hükümdarın meclisinde hizmet ederken, son olarak şair ile hükümdar arasında görülür. Bu yönü ile kaside, Necatî tarafından sultan II. Bâyezid için özel olarak seçilmiş gül resimlerinin art arda yer aldığı bir albüme benzetilebilir.



[1] Necatî Beg Divanı (Hazırlayan: Prof.Dr. Ali Nihat Tarlan), Akçağ Yayınları, Ankara 1992.

[2] Halil İnalcık, Şâir ve Patron -Patrimonyal Devlet ve Sanat Üzerinde Sosyolojik Bir İnceleme-, Doğu Batı Yayınları, Ankara 2003, s. 82.

[3] Bkz. “gül” maddesi, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, C. III. Dergâh Yayınları, İstanbul, 1979.

[4] Necati Bey Divanı -Seçmeler- (Hazırlayan: Mehmed Çavuşoğlu), Tercüman 1001 Temel Eser, s. 48

Kadriye YILMAZ

Deneme
Şiir
Öykü
Mektup
Söyleşi
İnceleme
Araştırma
Sinema
Biyografi
Hatıra
Kitap
Gezi
Giriş
yazarlar