Ay Vakti
facebook

GÜNEŞ'E AŞIK KIZ

Karanlık odayı, sokak lambasının ışığı aydınlatıyordu. Camın önünde bir güvercin, babanın kızına anlattığı masalı dinliyordu. Baba, kızının saçlarını okşadı; sokak lambasının aydınlattığı soluk yüzünü izledi.”O kadar masumsun ki, gözlerin kapalı ve yüzün solukken bile bu dünya için fazlasıyla masumiyet barındırıyorsun. Keşke Dünya’da saçının tek bir teli kadar masumiyet olabilse.” Güvercin öttü. “O günden beri dua ediyorum. Allah’ım kızım daha çok üzülmeden al canını diye. Kızma bana. Üzülmeni istemiyorum hepsi bu. Senin varlığın benim mutluluğumun sebebi ama mutsuz olmana dayanamam. Dünya mutluluk barındırmıyor.

Sessizlik…

“Olmaz demiş Çınar Baba. Çıkamazsın mağaradan. Yol bilmezsin, iz bilmezsin. Evindir bu mağara senin. İnat bu ya. Vazgeçmemiş kız kararından. Çınar Baba ne dediyse çaydıramamış kızı. Gideceğim demiş kız. Görmek istiyorum dış dünyayı.  Her sabah mağaraya ışık vuruyor. Ben gönlümü kaptırdım o ışığa. Gidip bulmalıyım onu. Üzülmüş Çınar Baba. Bir ağaçmış neticede. Köklerinden ayrılıp gidemeyecekmiş kızın peşinden. Biliyormuş bir gün bunun olacağını. Seni bu yaşa getirdim kızım demiş. Helaldir hakkım. Git ışığının peşinden. Ama sakın ola kanma kimseye. Dışarısı masum değildir senin gibi. Gün doğumunda kız çıkmış mağaradan. Güneşi takip etmiş. Yürümüş, yürümüş, yürümüş. O ilerledikçe Güneş de uzaklaşmış. Yılmamış kız ama yorgun düşmüş. Açıkmış. Bir çiftliğe varmış. Nereye böyle kızım, demiş çiftçi. Şu ışığın peşinden gidiyorum, demiş kız. Ona nasıl ulaşırım biliyor musun? Önce gülmüş çiftçi. Saçma bulmuş bunu. Sonra, bana yardım edersen söylerim sana demiş. Kız heyecanla olur, demiş. Ederim tabi.”

Baba burada durdu. Kızının yüzü hala solgundu; gözleri kapalıydı. Güvercin hala penceredeydi. Masalın devamını  bekliyor gibiydi. Mutfağa gitti. Bir bardak su doldurdu. Su. Suyun yüzeyine vuran araba farlarının yansıması. Nasıldı. Kış. Buz. Dikkat don tabelası. Hararetli bir tartışma. Baba!Baba! Her şey parça parça. Olaylar hep sisli. Hatırlamaya çalışıyor. Ağlama kızım gedik. Çığlıklar. Yardım edin bağırışları. Benimle hep dalga geçiyorlar. Ambulans çağırın. Aradık. Yolda. Ölmüşler mi?Anne!Anne! Adam ve kızı yaşıyor. Kadın nefes almıyor. Nabzı durmuş. Siren sesleri.

 “Merhamet başka bir dünyadan insanlara bir yansıma mıdır? Biz merhametle mi doğarız? Yoksa merhamet öğrenilen bir şey midir? Öyleyse doğada bir kaynağı var mıdır?” Bir yudum içti. “İnsanlar merhametsiz. Eğer öyle olmasaydı neden kızımın hayatını zindana çevirsinlerdi ki? Tek hayaliydi, koşmak istiyordu. Uzaklara, Güneş’in doğduğu her yere koşmak. Neden bu hayali için hor gördüler ki onu? Neden ona her seferinde yürüyemeceğini hatırlattılar? Ama artık ağlamayacaksın kızım.”     

 Suyu bitirdi. “İnsan merhametsiz” dedi. “Kızma bana ne olur, her şey senin mutluluğun için.” Odaya geri döndü. Kızın yüzünü okşadı: daha solgun ve daha soğuktu.

Sessizlik…

“Çiftçi kızı gün batana kadar çalıştırmış. Kız, Güneş’in yerini karanlığın aldığını görünce korkmuş. Ama demiş çiftçiye, Güneş gitti. Sen bana ona nasıl ulaşacağımı söylemedin. Kaybettim onu. Çiftçi gülmüş. Meraklanma demiş. Yarın seni görmek için geri gelecek. Ben onunla konuştum. Seni anlattım ona. Benim dediklerimi yaparsan, Güneş sana kendisi gelecek. Heyecanlanmış kız. Teşekkür etmiş çiftçiye. Sen sadece benim dediklerimi yap demiş çiftçi. Günler ayları kovalamış. Güneş her doğduğunda kız heyecanlanmış, battığında ise üzülmüş. Çiftçi her akşam kızı sözleriyle kandırmış. Onu çiftliğinde çalıştırmış. Kış olup yapacak iş kalmadığında ise merhametsiz çiftçi, kovmuş kızı çiftliğinden. Çok üzülmüş kız. Ne yapacağını bilemeden yürümüş, yürümüş, yürümüş. Sonunda mağaraya geri dönmüş. Çınar Baba’nın dallarının altında ağlamış günlerce. Çınar Baba, çaresizce kızın günden güne zayıflayıp soluşunu izlemiş. Derler ki bir gün mağaranın ağzından bir güvercin havalanmış Güneş’e doğru. Kızı bir daha gören olmamış.”

Sessizlik…

Baba kızın solgun ve soğuk yüzünü okşadı. Kapı çaldı. Sesszilik bozuldu. “Polis! Aç kapıyı.”

Penceredeki güvercin doğmakta olan Güneş’e doğru uçtu.    

Yasin Ermek
GÜN AŞIRI
Elindeki fidanı dikmelisin.Çölde susamış bir köpe...
CUMA AKŞAMI
Metruk anıları artık uyandırmaktan vazgeçip bir şe
yazarlar
KİTAPLAR