Bir temmuz akşamı

Ölüm, saat akreplerinin sırtında taşınarak çarptı rüyaya

Virginia VVoolf’un cebindeki kelimelere değil

Hüthüt kuşunun ebabil kuşlarına dönüşüydü zaman

Fecr vaktinin gölgesi bitişik Fetih sûresi ayetlerine

Çile çömleğinde pişen müslümanların kalbinde

Çocukken ne zaman gökyüzüne baksak

Yağmur yağardı düşlerimize

Ve ıslanırdı büyüklerimizin ellerini her öpüşümüzde alnımız

Şimdi anladık ki kanın yoğunluğu büyükmüş

Hayallerimizin içine düşen yağmurdan bakarken

Gittikçe yetim çocuklara benziyor gökyüzü

Artık doğma vaktidir gökkuşağının hiç durmadan

Şehadet Müslümanların kendi arasında konuştuğu şivedir

Hiçbir dile, hiçbir renge benzemeyen

Dünyanın sınırlarına sığmayan

Başkalarınca anlaşılmayan

Bu yazıyı paylaşın