Senem Gezeroğlu-Harflerin Aşkı/ İz Yayınları
Senem Gezeroğlu, lise yıllarından öğretmenliğe başladığı döneme kadar birçok deneme, hikâye, inceleme yazısı kaleme almış bir isim. Önemli dergilerde yer almış, yazmış. Harflerin Aşkı aslında bir derleme… Zira kitaptaki birçok çalışma Ay Vakti, Temrin, Serencam ve Berceste’de önceden yayımlanmış ve önemli bir kesimin takdirini kazanmış.
Yazar kitapta, tarz olarak çağdaşlarından farklı bir yol izliyor, iskender Pala, Nazarı Bekiroğlu, Sadık Yalsızuçanlar gibi ustaların kitaplarına aşinayız. Fakat bu denli kısa denemeler ve beyitlere- mısralara nesirle nazirede bulunmak işi, bir ilk gibi duruyor. Yazar, bir konu belirliyor, mis- alen dîde(göz) diyor ve dîde hakkında kalemine ne gelirse yazıyor, aralara şairleri ve deyişlerini serpiştiriyor, söylediklerine tanık gösteriyor ve ilâ âhir diyor. Kimi zaman kızıyor, örneğin aşkların başkalaştırılmasına, yozlaştırmasına karşı söylemleriyle dik duruyor. Zaten Harflerin Aşkı, en çok aşk konuşuyor, en çok aşk bahsi ediyor. Hemen ardından Rasulullah’ı özlüyor, onun da sonrasında dünyanıza Konya’da yeşil bir kubbeden kar yağıyor.
Tayyib Atmaca-Susarak Konuşsan Gözüm Dinlese/ Yediharf Yayınları
Eserin tamamı on bir heceli şiirlerden oluşmaktadır. Evet, her ne kadar da dizeler yan yana yazılmışsa da halk şiirinin o bildik hece veznine aşinalıktan bu kitabın deneme ya da mensur şiir formatında daha önce örneğini rastlamadığımız tamamen Tayyib Atmaca’ya ait sırtını halk şiiri geleneğine yaslanan -halk şiirinin bir başka örneği olmayan- yepyeni bir tarzını ortaya koyuyor. Her şair şiirde kendi tarzını geliştirmeli; ona, imzasını çekinmeden atacağı yeni bir estetik katmalıdır. Her yeni renk bir zenginlik işaretidir. Neden mi? Renklerin uyum içerisinde bir araya gelmesinden motif oluşur da ondan. Şair, böylece kendi motifini kurmaya kapı aralamaktadır. ‘Gözleriyle konuşan’ı, tabiatıyla gözlerini seyrederek dinlemesi gereken şair, -tabii bana göre- ‘susarak konuşması’nı istediği sevgiliyi gözüyle dinlediğinde daha iyi anlayacağına inanıyor. Hani derler ya “gözler kalbin aynasıdır” diye. Şair, sevgiliye giden yolun kapısını bulmuş anlaşılan! Burada, kendine geçmeyen dahlinin sevgiliye geçmesini beklemesi, şairin aşk sarhoşluğuna verilebilir. Gönül dünyasında kendileşen sevgiliye, üçüncü bir şahısmış gibi hitap etmesi ise, aynı karşılığı sevgilide bulamamanın şuuruna varmasından olsa gerektir.
Mustafa Ökkeş Evren-Düş Sonrası Sessizlik/ Çizge Yayınları
Kuşlarla Uyanmak, Kırk Yağmur Damlası, Bir Oruç Masalı, Dört Kanatlı Kelebek şiir kitaplarından sonra, Adana’nın çiçeği burnunda yayınevlerinden Çizge Yayınları tarafından, yayınevinin dokuzuncu kitabı olarak çıkardığı Düş Sonrası Sessizlik eseri, bağrında elli şiirle birlikte geldi kondu şiir yanımıza, şuur diyarımıza.
Mümin olmak, Mümin kalmak ve Mümince yaşamak gibi soylu bir sevdanın yüklediği büyük kaygılarla kelimelerini cümlelere ısmarlayan şairimiz Mustafa Ökkeş Evren, şiirlerine kendini tanıtarak, anlatarak bereketli bir “bismillah” diyor; önüne o kadar çok muhatap almış ki, hepsine söyleyecek mısrası da olmuş maşallah. Hayatın tam içinden, yaşanmışlıkların tâ kendisinden yoğrularak gelen her bir şiiri, okuyucunun kalbine hece hece, ince ince dokunuyor. Bazen Rabbi beliriyor mısralarında, bazen Peygamber’i, bazen babası, bazen ninesi, bazen dedesi, bazen eşi, bazen evladı, bazen kurulu düzen, bazen kendi, bazen şair/şiir, bazen dünya, bazen ahiret; ez resmini çekmediği, gözünü kırpmadığı kalmamış, dikkate almadığını bırakmamış şair.
Mehmet Baş-Tabirsiz Rüyalar/ Kün Yayınları
Kelimeler bir bir şifrelenmiştir sükutun kriptolarıyla. Demirden dağları iğneyle kazmanın ve kıyışız denizlerde fırtınalara tutulmanın adıyla başlar şiirleri. Eşsiz bir incinin peşinde uçsuz bucaksız ummanlara açılan, fakat aradığını bir türlü bulamayan bir avcının kalp istiridyesini açıp gönül incisini bulmasının hikayesidir. Kaybettiğini uzaklarda değil kendinde aramanın kürsüsünden Tabirsiz Rüyalarla seslenir yalan dünyaya şair Mehmet Baş.
Aşk her şeyin ölçüsüdür Mehmet Baş şiirinde. Ruhunun boy aynalarında bir bir kırılır toprağın kafesleri. Tenden ötede ruha yakın şiirlerin toplamından oluşmuş bir atlastır bu atlas. Mahşer meydanında tabir olunacak bir düşün göklerin kapısını bir çilingir edasıyla kurcalamasının adıdır bir yerde. Ve kelimeler artık bir sel olup akmıştır çığlıklar başkentinden. Şair, ruhun emrine girmenin ten kafesinde esir olmamanın derdindedir hep. Ve güneştir seher şarabını içmeden doğmayan. (Kaynak: dunyabizim.com)
Nurettin Durman-40 Hadis 40 Yazar/ Ahir Zaman Yayınevi
Nurettin Durman, yazın dünyamızın 40 seçkin ismini 40 hadis yorumu yapmak için, 40 Hadis 40 Yazar kitabında bir araya getirdi. Kim mi onlar? Bazılarının isimleri şöyle: Cumalı Ünaldı Hasannebioğlu, Ali Haydar Haksal, Arif Ay, Mustafa Özçelik, Ferman Karaçam, Hasan Aycı, Ümit Aktaş, Ahmet Mercan, Recep Garip, Bestami Yazgan, ibrahim Eryiğit, Şakir Kurtulmuş, Yıldız Ramazanoğlu, Şeref Akbaba, Adem Turan, Cihan Aktaş…
Nurettin “Durman, kitabın yapılış amacını şöyle açıklıyor: “Biz, bu derlememizde Asr-ı Saadet’ten günümüze kadar gelen hadis okuma ve anlama cihetinde islam kültüründe var olan bir hadis edebiyatı hatırlatması eşliğinde, 40 hadisi 40 yazarımıza tevdi ederek yazmak istedikleri o hadis çerçevesinde izah ve yorumlarını alma yolunu tercih etmiş olduk. Böylece, gelenek olarak bir alimin veya şairin/yazarın geçmişte bir başına 40 hadis şerhi çalışmalarını biz bu defa bir ilk çalışma olarak edebiyatçılarımız arasından 40 yazarımıza yazdırmış olduk. Niyetimiz İslamî duyarlığı, islamî bakış açısını hadisler eşliğinde yazarlarımızın kaleminden süzerek bir araya getirmekti.” (Kaynak: dunyabizim.com)
Recep Garip-Herkes İçindeki Dünya Kadardır/ Paradoks Yayınları
Kültür ve sanat camiamızın sevilen isimlerinden Şair, Yazar ve Ressam Recep Garip, bugüne kadar çok sayıda dergide yazdığı belli başlı makalelerini ‘Herkes içindeki Dünya Kadardır’ ismini verdiği son kitabında bir araya getirdi.
Şair, Yazar ve Ressam Recep Garip, ‘Herkes içindeki Dünya Kadardır’ ismini verdiği son kitabında dil ve edep kavramlarını kullananların sorumluluklarına vurgu yapıyor. Recep Garip; “Bizlere emanet olarak bırakılmış olan bir medeniyetin sözlü ya da yazılı eserlerini yaşarken oluşturmaktayız. Edebin muhafaza ettiği dil ile medeniyet kuruyorsunuz, inançla, medeniyet inşa ediyorsunuz. Bunları yaparken bütün insanlık adına şiire, denemeye, yazıya kalem oynatıyorsunuz. O nedenle yazarlık sorumluluk ister.” diyor.
352 sayfalık kitapta Recep Garip’in makaleleri 3 bölümde toplanmış. Kitaba ismini veren ‘Herkes içindeki Dünya Kadardır’ yazısı ile başlayan kitabın ilk bölümünde Recep Garip’in dil, kültür, sanat, edebiyat, estetik, şiir v.b. konularda yazdığı makaleleri yer alıyor, ikinci bölümde ‘Ustalara Saygı’ başlığı altında Yunus Emre’den Necip Fazıl Kısakürek’e, saygıdeğer isimlerden oluşan edebiyat ustaları hakkındaki yazıları bulunuyor. (Kaynak: Yenişafak)