Metrûk anıları artık uyandırmaktan vazgeçip birşeyler hayal etmeye başlamanın sırası gelmişti. Bir bayram sabahı yeniden başlamak için iyi bir nokta olabilirdi tabiî. Yön seçmeli. Yöne yol çizmeli. Yola gurbet türküleri serpip “iyi bayramlar” edasıyla şarkın bütün bayram tanıyan evlerinin kapılarını bir bir açtırmalıydı. “En çok İstanbul’a yakıştı bayram” diyenler, “nerede o eski bayramlar” diyenlerin, o eski bayramlarda neler yaşandığını anlatamayışlarında gizlenen bir cümleyi ifşada mahirdi: “Herkesin geçmişiydi özlenen, şimdiyi beğenmemekle bağlantılıydı bütün olup biten.” Zamanın hafif meşrep bir oyunuydu bu, cümle alemin katıldığı, üstelik farkındalıktan uzak. Bir gün geride kalacak bu bayram için de aynı kelimeler sarf edilecek, aynı özlem saracaktı an’ı.
İşte bu edayla başlayıp
Şimdiden …
Kutlu olsun bayramınız.
Eliniz, gözünüz, gönlünüz …Gün doğumunuz, yolunuz, varınız, yokunuz …
Dolabınız, yatağınız, kap kaçağınız …Konu komşu, çoluk çocuk, bağ bahçe, pılı pırtınız…En sevdiğiniz ve en becerebildiğiniz…En tutunabildiğiniz…En yağmurlu cümleniz…Gözyaşınız, kamelyanız, rüyalarınız…Aile efradınız…Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlarınız…Seher yeli, allı turna, üzgün sardunyanız…Şehriniz, semtiniz, bir de balkon sefanız…
Bayram sevinciyle dolsun.
Şimdiden…
Kutlu olsun bayramınız.