külhan avlulara açılan hayatların
zamandı tüketen nâçar eşkâlini
yamadık ağrıyan tenimizdeki
direnci şafak kızıllığında
tutunduğum gözlerin bakmasını
uzandığım ellerin tutmasını
ne zaman öğrenecekse işte o an
zulasında hükmünü sürer aşk
ansızın gel diyorsun ya hani
mektup gibi düşüyorum yollarına
allanıp pullanıp boy aynalarında
resmini çekiyorum ömrümün
mıhlanmış suretimin gözbebeklerinden
renkli vitraylarla döşe içinin odalarını
aşk koksun köşe bucak ilticalarım
kim bulmuş ki adresini sevmenin
kaçkın bahardım ayaz mevsimde
içime açıyordum taç yapraklarımı
filizlerim derinime verir sürgünü
köklerim ömrüme toprak taşır
pusuların ilmeğinde meneviş
hadi silin beni coğrafyanızdan
oysa hasret türküleri söylerdim
asılıp endâzesi olmayan küreklere
H ardı sıra aşk sandalını sürüklerdim
ritimsiz / pusulasız / çarpmayan yüreklere