12 Eylül 1980. Bahattin ağabey İzmir’dedir, aranmaktadır, suçu nedir, niçin aranıyor? Sığınacak bir delik yoktur. Bir akşam vakti İzmir’i sessizce terk etmektedir. Sessiz, kimseler duymadan başlayan bu yolculuk onu Afganistan’a götürecektir. Onun sığınağı o gün Afganistan dağlarıdır. Sovyet işgaline karşı Afganlıların yanında savaşmaktır.
Savaşan Afganistan’ı yayına hazırladığı İstanbul’un soğuk kış geceleri… İstanbul Fatih semti üç noktadan ibarettir. Biri soğuk bodrum katındaki daire, diğeri sendika ve bir de Malta’daki işkembeci dükkanı. İstanbul küçülmüş, küçülmüş de sanki üç nokta haline gelmiş. Henüz kolu tam iyileşmediği için başka bir iş yapması da mümkün değil.Ama ne gam, şimdi Afganistan’ı, tarihini, bütün geçmişi ve kavgaları ile mücahidleri Türkiye’ye tanıtma vaktidir. İnsanlar o gün Afganistan’ı doğru okudularsa, Afganistan’ın acısını yüreklerinde hissettilerse bunu büyük ölçüde Bahattin Yıldız’a borçludurlar. O hiç eğip bükmeden, doğruları en güzel şekilde ortaya koymuştur, olaylara açıklık getirmiştir. Bu nedenle, Afganistan söz konusu olunca, oralarla ilgili akla bir soru takılınca ilk akla o gelmiştir. Bahattin Yıldız hayatıyla arkadan gelenlere bir rehber, bir kılavuz olmuştur. Bir şehre yolculuk, bir yabancı ülkeyi ziyaret, onun rehberliği sayesinde bir değer ifade etmiştir. Üniversite gençliğinin dar dünyaları onunla temasları neticesinde genişlemiş, kendilerine güven kazanmalarına vesile olmuştur. Aç kalmak, açıkta kalmak korkusu onunla beraber olanlarda söz konusu olmamıştır. Ama onunla beraber olanlar hiçbir zaman zengin sofralara oturmamıştır.
İslam için, Müslümanlar için endişe duyanlara gönlü açık olmuş, yüklendiği misyon gereği kırgınlığını, öfkesini yüreğine gömmüştür. Onunla beraber olanlar belli bir anlayışın, belirli bir ekolün insanı olmaktan ziyade, İslam’ın evrensel boyutta nasıl temsil edilmesi gerektiği noktasında endişesi olan kişiler olmuşlardır. Bu yüzdendir ki, onlar ümmetin yetimlerine sahip çıkmayı kendilerine dert edinmişlerdir. Tıpkı önceki devirlerde olduğu gibi, zalimlere karşı yeryüzündeki bütün mazlumların yanında yer almak onun ve arkadaşlarının yegane şiarı olmuştur. Başkalarının kurguladığı dünyayı değil, bizzat kendisinin inşa ettiği bir hayatı yaşamak… Onun biricik gayesiydi.
Bahattin Yıldız bir gaza eriydi. Bu yolda gazi oldu. Bir gazi olarak yaşadı ve şehadetle hayatını noktaladı. Bir gaza erine yaraşır şekilde bu dünyadan ayrıldı.
Afganistan’ın, Keşmir’in, Filistin’in, bütün bir yeryüzünün gaza erlerine selam olsun.