Giriş
Malûm olduğu üzere şiir sanatı hakkındaki ilk çalışma Aristotales’in (MÖ 384- MÖ 322) Poetika’sıdır. Ders notları şeklinde kaleme alınan bu eserde Aristotales, hocası Platon’un (MÖ 427-MÖ 467) aksine şiir sanatına önem vermiş, insanın doğasından hareketle şiir sanatını meşrulaştırmıştır. Klasik Dönem olarak adlandırılan Aristotales’ten günümüze Batı’da pek çok yazar ve şair şiirin incelikleri ya da sanat hakkındaki görüşlerini dile getiren yazılar kaleme almıştır. XX. yüzyılla beraber edebî akımların da tesiriyle poetika edebiyatla ilgili bir disiplin hâlini almış ve yine pek çok yazar ve şair bu konuda kuramsal eserler kaleme almışlardır. (Mutlu, 2017:131-151).
Bekir Oğuzbaşaran (d.1946) son dönem Türk edebiyatı içerisinde şair-yazar, münekkit=eleştirmen yönleriyle mutlaka üzerinde durulması, incelenmesi ve değerlendirilmesi gereken bir isimdir. Hayatının ilk gençlik dönemi ile başlayan ve hâlâ devam eden yarım asırdan fazla bir zaman diliminde kültür ve edebiyatla meşgul olmuş; okumuş, düşünmüş, yazmış ve bütün bu birikimlerini manzum-mensur eserlerinde kitaplaştırmıştır. Ayrıca kitaplarına girmeyen sayısız inceleme, eleştiri, deneme, makale, şiir vs. türlerindeki çalışmaları pek çok gazete ve dergide yayınlamıştır. Şunu da belirtmekte fayda var ki Oğuzbaşaran İstanbul başta olmak üzere son dönem Türk matbuatının, yaşayan en mühim şahitlerindendir; dolayısıyla bu denli velûd bir ismi şair yönünden hareketle şiir sanatı (poetika) hakkındaki görüşlerini manzum-mensur eserlerini tarayarak belli başlıklar halinde ortaya koymak istedik.
Bekir Oğuzbaşaran ve Yazmak
Bekir Oğuzbaşaran’ın Bir Yaşama Biçimi Edebiyat (2011) adlı eserindeki ilk yazısı “Yazmak” üzerinedir. Bu metinde yazmak eylemi 42 başlıkta tanımlanmaktadır. İlk tanım yazmanın dil aracılığı ile yapıldığı vakıasının yinelenmesi şeklindedir. Dil-tarla ilişkisi içerisinde yapılan tanımlamalar tohum, fide, ürün ve hasat şeklinde bir anlam bütünlüğü içerisinde sıralanmaktadır. Ardından dil-duygu ve düşünce bağlantısı, bu kavramların yazmak eylemi ile fikir hâlini alıp iletişimin bir unsuru olup okunacak şey, yani esere dönüşmesi şeklinde sürdürülmektedir. Bu şekilde yazar “zamanı üç boyutu ile yaşayacak” var olduğunu ispat edecektir. Yaşadığının idrakine varan yazar, dünya adı verilen mekânda “zamanın heykelini” yapacaktır. Tabii nihaî nokta yazma eylemi ile “hakikatin araştırıcısı” olan yazar son nefesini verinceye kadar yazma eylemi ile ölümü ortadan kaldırmanın çaresini arayacaktır:
Yazmak; bir hakikati araştırma yöntemidir.
Yazmak; ölümü ortadan kaldırmanın çaresini aramaktır (Oğuzbaşaran, 2011:9).
Bekir Oğuzbaşaran’a Göre Şair ve Şairlik
Bu başlık altında Bekir Oğuzbaşaran’ın genel olarak şair ve şairler hakkındaki tespitlerine / görüşlerine yer verilecektir.
“Şairlere gelince onlara yoldan sapanlar uyar. / Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini örmez misin? (26/224-226). Kur’an-ı Kerim’in bu ayetleri şairlere korku salıp onları tir tir titretirken; “Ancak iman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanlar, Allah’ı çokça ananlar ve haksızlığa uğradıktan sonra kendilerini savunanlar başkadır,” (26/227) ayeti şairlere ve onların kaleme aldıkları iyiye ve güzele özendiren şiirlerine önemli bir ruhsat vermiş ve onları rahatlatmıştır. Ayrıca Hz. Muhammed (SAV) şairlere ve şiire hadislerinde takdirini dile getirmiştir. Yine Hz. Muhammed’in (SAV) etrafında şairlerin olduğu bunların meşhurlarından Hasan b. Sabit’e “Müşrikleri şiirlerinle hicvet, bil ki Cebrail de seninle beraberdir,” dediği Buhari, Müslim gibi sahih hadis kitaplarında zikredilmektedir.
Bekir Oğuzbaşaran, Şair adını verdiği mensur şiirinde şaire Kur’an’ın ve hadislerin çerçevelediği bakış açısıyla yaklaşır; yani onun şair telakkisi iyilik ve güzellik üzerine kurguludur. 33 başlıkta yaptığı şair tanımlamalarında dikkatimizi çeken şey şairin insan/kul vasfının öne çıkarılmasıdır. Şu mısralar insanlık adına yaşayan/yazan şairin beşer olma özelliğini öncelemektedir:
ŞAİR
Şair, hiç almayan, hep kendinden verendir.
Şair, bencil gibi görünse de ülkesini ve insanını hep kendisinden fazla düşünendir.
Şair, nice haksız suçlamalara göğüs gerendir.
Şair, kadir kıymet bilenlere kalbini ikram edendir.
Şair, kendisini bütün insanların yerine koyandır.
Şair, her türlü çirkinliğe savaş açandır.
Şair, insanlığa mutluluk reçeteleri yazandır.
Şair, yoksullar, öksüzler, kimsesizler için her dem yüreği kanayandır.
Şair, en çorak kalplerde bile iyilikler yeşertmek uğrunda çabalayandır.
Şair, bizi bizden fazla düşünen, bizim için kafa ve kalp yorandır. (Oğuzbaşaran, 2011:11-12).
Bekir Oğuzbaşaran ve Şiir
Şiirin ne olduğu / olmadığı Aristoteles’ten beri edebiyatçıların, düşünürlerin gündeminde olmuş; sayısız tanımlamalar yapılmıştır. Anlaşılan odur ki şiir yazıldığı, okunduğu, var olduğu sürece de yeni tanımlamalar yapılacaktır. Bekir Oğuzbaşaran da şiire Bir Yaşama Biçimi Edebiyat adlı eserinde tanımlamalar getirir. Bu tanımlamalar yine mensur şiir tarzında 33 başlık altında yapılır. (Oğuzbaşaran, 2011:16-17).
ŞİİR
Şiir, bilinmeyendir…
Şiir, tanımı yapılamayandır…
Şiir, sayısız tanım denemesi yapılandır…( Oğuzbaşaran, 2011:16).
Oğuzbaşaran, yukarıdaki tanımlamalarında şiirin ne olduğunun / olmadığının farkındadır ancak şiiri tanımlayanlar kervanına da katılmadan duramaz zira şairdir ve bu konu elbette en başta onun zihnini meşgul etmektedir.
Oğuzbaşaran’ın şiir tanımlamalarından bazıları:
Şiir, gâipler âleminden gelendir…
Şiir, kalpler nüfuz edendir…
Şiir, insan olduğumuzu hissettirendir…
Şiir, gizli sırları âşikâr edendir…(Oğuzbaşaran, 2011:16).
Necip Fazıl Kısakürek şiiri “mutlak hakikati arama işi” olarak tanımlar. Bekir Oğuzbaşaran’ın tanımlarındaki özde aslında Üstad’ı Necip Fazıl’ın ifadesi ile örtüşmektedir. Yapılan 33 tanımın temelinde yatan şey hakikatin aranması ameliyesidir.
Oğuzbaşaran, Denemeyi Deneme (2014) adlı kitabında “Şiir Ne Değildir?” başlıklı mensur şiirinin 78 tanım cümlesinde şiirin ne olmadığı, 2 cümlesinde ise şiirin ne olduğu tanımlanmıştır. Şiirin ne olmadığı konusunda dikkatimizi çeken tanımlamaları, ardından da şiirin ne olduğu üzerindeki tanımlamalarını aşağıya almak istiyoruz:
ŞİİR NE DEĞİLDİR?
Şiir; nesir değildir…
Şiir; fikir (düşünce) değildir…
Şiir; his (duygu) değildir…
Şiir; resim değildir…
Şiir; müzik değildir…
Şiir; bilgi değildir…
Şiir; dogma (nas) değildir…
Şiir; değiştirilemez değildir…
Şiir; hayatın kendisi değildir…
Şiir; bir mutluluk reçetesi değildir… (Oğuzbaşaran, 2014:19).
O zaman şiir nedir?
Şiir; empatiden başka bir şey değildir…
Şiir; aramaktır bulmak değildir…( Oğuzbaşaran, 2014:22).
Burada dikkati çeken kelime “aramak” tır. Şiir bir aramak ise neyi aramakta ve neyin peşine düşmektedir?
Günümüze kadar sayısız tarifi yapılan ve de bundan sonra yapılacak olan şiir, gönüllüleri, müptelaları, müdâvimleri, âşıkları vs. ile neyin peşindedir? Bu sorunun cevabını “Şiir Neyin Peşindedir?” (Oğuzbaşaran, 2014:16) adlı mensur şiirinde buluyoruz, şöyle ki:
“ŞİİR NEYİN PEŞİNDEDİR?”
Kimi şiir güzel’in, kimi çirkin’in peşindedir…
Bazı şiir ve şairler hakikatin, bazıları yalanın peşindedir…
Kimi şiir ve şair Allah’ın peşindedir, kimi şeytanın…
Kimi şiir mûsikî’nin, kimi şiir resmin, fotoğrafın peşindedir…
Kimi şiir öğretmenin peşindedir, kimi şiir öğrenmenin…
Kimi şiir, bilinmeyenin peşindedir…
Kimi şiir şairin peşindedir, kimi şiir şairi sürekli peşinden sürükler…
Yukarıda genelde sanata, edebiyata ve hayata bakışını verdiğimiz Oğuzbaşaran’ın özelde şiire bakışı da onun elbette konumuz olan poetikası açısından önem arz etmekte ve asıl üzerinde durmak istediğimiz mevzûyu teşkil etmektedir. Burada önceliği şiirin tanımına vermek yerinde olacaktır kanaatindeyiz. Oğuzbaşaran, “Şiir Tanımlanabilir mi?” (Oğuzbaşaran, 2014:186) başlıklı denemesinde şiirin tanımlanamayacağı ancak eskiden beri tanımlanmaya çalışıldığı ve bundan sonra da tanımlanamaya çalışacağı fikrindedir. Şiir Tanımlanabilir mi? adlı yazının ilk ve son paragraflarını alarak kendi kaleminden görüşlerini aktarmak istiyoruz: “Şairlerin ve şair olmayanların şiiri tarifi, görme engellilerin fili tarifine benzer. Gerçekten de bu tanımlar birbirinden o kadar farklıdır. Ancak şunu kabul etmek lâzımdır ki, biz bu eksik, yarım, tek yönlü, öznel tanımlamalardan bile faydalanırız. Bunlar yine de büsbütün faydadan hâlî değildir. Şiire yaklaşımda bunların her biri, bir ölçüde yol gösterici olabilmektedir. Hattâ şunu da söyleyebilirim: Yerli ve yabancı birçok bilim, sanat ve kültür adamının, eleştirmenin, şiir severin, filozof ve düşünürün, sayısız insanın yaptığı bu tanımların toplamı dahi şiirin ne olduğunu, ne olmadığını birebir ortaya koymaz. Çünkü; iki kere iki şiirde illâ da dört etmez. Şiir, yaşayan, sürekli değişen bir şey olduğu için, şimdiye kadar yapılan tariflerin hiçbirine uymayan örnekler de ortaya çıkabilir her zaman…Son sözümüz şudur: Bu kadar çok yönlü ve tarih boyunca dilleri birbirinden farklı yüzlerce milletten, kavimden milyonlarca insanın emek, zaman ve gönül verdiği, düşünceleriyle anlamlandırmaya çalıştığı, hayâlleriyle süslediği, ümit beslediği, duygularıyla inşâ ve imar ettiği şiirin rengârenk, yanar döner, sırlarla dolu kristal piramidi yahut prizması tek bir tanıma, herkesçe kabul edilebilir herhangi bir ortak tarife kavuşturulamaz. Kısacası, herkesin şiiri, herkesin şairi, herkesin tarifi kendine göre…”
Oğuzbaşaran’ın şiirini yukarıdaki tanımlamalar çerçevesinde değerlendirdiğimizde karşımıza şiir kitaplarında yer alan onlarca şiiri çıkmaktadır ki bu şiirler güzelin, hakikatin, Allah’ın, Peygamberin (SAV), ilmin, kültürün, mûsikînin… peşindedir. Bu noktada şair, şairliğini ve şiirini şöyle ortaya koyar:
ŞİİRLERİM
Huzursuz bir gönlün güz ve kışları
Dün, bugün ve yarına bakışları
Bunlar kırk yıl bastırılmış, tatminsiz
Mustarip bir ruhun haykırışları… (Oğuzbaşaran, 2009:16).
KÜLTÜR ŞİİRİ
Yıllar boyu kültür şiiri yazdım
Hafızamı bir maden gibi kazdım
Damla damla biriktirdim, artık ben
Bilgi, fikir, duygu yüklü bir sazdım…(Oğuzbaşaran, 2009:40).
Yukarıya aldığımız iki şiirde Oğuzbaşaran’ın şairliği ve şiir yazma serüvenine dair izlere rastlıyoruz. Bekir Oğuzbaşaran, ilk şiir kitabını -Rubaiyyât-ı Oğuz- 2007 yılında çıkardı. Bu yıl şairin 61. yaşına tekabül ediyor. Oğuzbaşaran’ın şiirlerin kitaplaşma sürecinin oldukça geç olduğunu görüyoruz. Şiirlerim, bu uzun yolculukla ilgili ancak “Kültür Şiiri”nde, şairin şiirden hiç kopmadığını aksine bir kuyumcu titizliğiyle şiire yaklaşıp şiirde kendi kulvarını belirlediğini anlıyoruz. Burada anahtar kelimeler: kültür şiiri, bilgi ve fikir. Oğuzbaşaran şiirde “ilim, bilgi, fikir ve duygu” kavramlarını ön plana çıkarmaktadır ve şiirde neyi hedeflediğini ortaya koymaktadır. Yeri gelmişken şu tespiti yapmakta fayda var ki Oğuzbaşaran’ın şiir kültür şiiridir ve onda fikir baskın unsurdur. Oğuzbaşaran’ın şiiri tahlil ve terkip çizgisi söz konusu olduğunda tahlilci çizgidedir yani bu tahlilde sebep-sonuç ilişkisi içerisinde açıklamayı esas alan müphem ve gizemliden ziyade somutlama yönündedir. Bu durum beraberinde şiirlerinde didaktik yönü ön plana çıkarır ki pek çok şiirinde şiirselliği ortadan kaldırır.“Ne Var?” (Oğuzbaşaran, 2009:12) adlı şiirinde de yine şiirde ne yapmak istediğini/yaptığını şu mısraları ile dile getirir:
NE VAR?
İçimde atom gibi patlayacak biri var
Kimsece yazılmamış duygunun şâiri var
Birleştirmeye çalıştım, ilimle sanatı
Ruh mağaramda sayısız ölü ve diri var…
Oğuzbaşaran’ın şiirlerinde “müfredler” dikkatimizi çeken bir başka husustur. Bilindiği üzere müfredler divan şairlerinin divanlarının sonunda “müfredât” adı ile yer almaktadır. Şairin müfredleri geleneğin ve aynı zamanda kendi şiir anlayışı çerçevesinde hikmetli söyleyişler olarak karşımıza çıkar. Oğuzbaşaran, adeta şiirin her türünde / biçiminde şiir yazmayı kendine vazife bilmiştir. Aşk İle (Oğuzbaşaran, 2016) adlı şiir kitabında 175 müfredinin bulunması bu düşüncenin somut bir delilidir diyebiliriz. Şairin bu müfredlerinde şiir telakkisine ait çok önemli ipuçları yakalamak mümkündür:
“Uyum” adlı müfredinde sanata yaklaşımı ve sanatta tavrını;
UYUM
Sanatta önemli olan yenilik ve uyumdur,
Güzeli ve mükemmeli sevmek en eski huyumdur…
“Şiir” adlı müfredinde dünyaya gelme gayesinin adeta şiir olduğunu;
ŞİİR
Âdetâ yeryüzüne şiir yazmak için geldim,
Beni şiirden ayıran bütün perdeleri deldim…
Şairin“Lambalar” adlı müfredinde şiir yaşı ile ilgili izlere rastlamak mümkün. Şair, şairliğinin harekete geçmesini /uyanmasını uzun süre bekler ve nihayet şairlikte ve şiirde hedefine ulaşır:
LÂMBALAR
Bekledim, bekledim, sonunda şairliğim uyandı,
Sanki billûr sarayımın bütün lambâları yandı…
Sonuç
Türk edebiyatıbitmez tükenmez hazineleri / “dost bahçesinin bülbülleri” olan şairleriyle yüz yıllardır şiir vadisinde etrafa söz cevherlerini saçmaktadır. Bu bülbüllerden usanmak / bıkmak mümkün değildir zira onlar “her dem yeniden doğmaktadır.” Kökü yüzlerce yıl öncesine uzanan şiir halkasının günümüzdeki temsilcilerinden biri de Kayserili yazar-şair-kültür ve sanat adamı-üniversite hocası (emekli)-münekkit Bekir Oğuzbaşaran’dır.
Oğuzbaşaran, seksen yıla yaklaşan ömrünün –çocukluk dönemini saymazsak- neredeyse tamamını edebiyata, sanata, kültüre ve şiire adamıştır. Bıkmadan, usanmadan yazmış, söylemiş, anlatmış, eleştirmiş, yönetmiş ve yönlendirmiştir.Edebiyat vadisinde sayısız yazı ve şiir kaleme almış, bunların bir kısmını manzum ve mensur kitaplarında bir araya getirmiştir.
Biz bu makalemizde onun daha çok şairlik yönünü, şiire ve şaire bakışını ele almak istedik. Bunu yaparken Oğuzbaşaran’a göre yazmak, şair ve şiir şeklinde üç başlık altında değerlendirdik. Her üç başlıkta da Bekir Oğuzbaşaran’ın söylediği / söyleyeceği daha pek çok şeyin olduğunu gördük. Dolayısıyla bu yazı ileride Bekir Oğuzbaşaran’ın –mutlaka- değerlendirilmesi gereken poetikasına bir basamak teşkil edecektir ümidindeyiz.
KAYNAKLAR
ARİSTOTALES. (2021). Poetika, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul.
GEDİKLİ, Özgür. (2018). Mustafa Aydoğan’ın Poetikası, Medeniyet ve Toplum, C.2, S.1, s.1-17.
https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir
https://ahmethasim.wordpress.com
KISAKÜREK, Necip Fazıl. (2011). Çile, b.d. yayınları, İstanbul.
MUTLU, Barış. (2017). Aristotales’tePoetik Sanatın Doğası ve Rasyonel Sınırları, Dört Öge, Yıl 5, S.11, s.131-151.
OĞUZBAŞARAN, Bekir.(2007).Kültür ve Edebiyatımızdan Manzum Portreler, Laçin Yay., Ankara.
OĞUZBAŞARAN, Bekir. (2007). Rubaiyyât-ı Oğuz, Ötüken Yayınları, İstanbul.
OĞUZBAŞARAN, Bekir. (2009). Rubaiyyât-ı Oğuz:2 Geleneğin İzinde, Laçin Yayınları, Ankara.
OĞUZBAŞARAN, Bekir. (2010). Bir Yaşama Biçimi Edebiyat, Romantik Kitap, Konya.
OĞUZBAŞARAN, Bekir. (2011). Bir Gül Düştü, Romantik Kitap, Konya.
OĞUZBAŞARAN, Bekir. (2011). Necip Fazıl Gerçeği, Romantik Kitap, Konya.
OĞUZBAŞARAN, Bekir. (2012). Âhir Zaman Rubâîleri, Romantik Kitap, Konya.
OĞUZBAŞARAN, Bekir. (2012). PoetikaRubâîleri, Romantik Kitap, Konya.
OĞUZBAŞARAN, Bekir. (2013). Söz Demi, Romantik Kitap, Konya.
OĞUZBAŞARAN, Bekir. (2014). Denemeyi Deneme, Romantik Kitap, Konya.
OĞUZBAŞARAN, Bekir. (2015). Hikmet Burcu, Romantik Kitap, Konya.
OĞUZBAŞARAN, Bekir. (2016). Kalem Sohbetleri, NKM Yayınları, Konya.
OKAY, Orhan; AYAN, Hüseyin. (1975). Hüsn ü Aşk, Dergah Yayınları, İstanbul.
ÖZER, Sait. (2017). Bekir Oğuzbaşaran’ın Nesir Kitaplarında Yapılan Alıntılar, Şehir Kültür Sanat, Kayseri Büyükşehir Belediyesi.
TDV İslam Ansiklopedisi, C 34, s.18.