Sensiz kızıl bir yağmur döker karanlık
Karanlık arşivime kapanmış en doğurgan
Ve en utangaç sesiyle yalnızlığın
İçimde adını haykıran bir delidir!
Ve ben…
Doğduğum günden beridir
Sana çarpıpta ölen,
Ellerinde, içimin ıslak cesetleri
Alnımın en derin yerlerine düşen
Uçurumlar gibidir.
Şimdi taşırmadan maviliğini
Ve ıslaklığını zail etmeden
İçimin gurbetine doğru dökülen
Susuz ırmaklar ortasına gömsem de seni
Etime saplanan bu şehir gibi
Gözlerin hep diridir.