Bir kedim bile yok anlıyor musun, diye
Mırıldanırken sundurmadaki aynaya, kedi
Önce ayak sesiyle irkildi
Üzerine saçılan salyalara
Ki başını çeviremeden
Beyaz bir karanlığın içinde buldu kendini
Sallana sallana devam etti yolculuğu
Çuvalın aşılmaz duvarlarına çarpa çarpa
Adetler böyleydi:
Köy yerinde kediler barındırılmaz
Köyün dışına atılırdı, hayatın dışına,
Çakıl taşlarının dibine…
Ah, ki!
Bir parça ekmekten yoksun yürekler
Döner de rahmet umar bulutlardan hasadına
Bulutların öfkesini: yıldırımı da bilmezler
Sonra nehir daha usul akar
Güneş daha bir sıcak bakar
Çakıl taşlarının dibine
Bir parça ekmek doğurur toprak ana
Ve bir kuş yine kanat vurur hayata.