ağrımış bir utanmak
adın adımı geçen yolcu telaşı
uzak denizlerde gözlerimiz
uzak ve sıcak
bir yanım hep Arakan
arada kaplasın dokunma içimi kan rengi şarap(!)
dudaklarım lal gözyaşım Asya
elimiz tutarken ve dilimiz dönerken
göğüs kafesimiz geniş

suları kabarıyor hışımla mahşerin
kuşlar da olmayacak o gün

zamanın nefesi değince amber
karanlık dokunacak
ürperecek ten
kıyılarında dar akşam ölümün
dönenecek hicretin gülü

susmayacaktım gri bir yokluğa
kendiliğinden
siyanür gözlü umutlara düşen ilk kar
yıkayacak kara bahtı ak vuslatla

kırmızı gülüyor aklım
kırmızı konuşuyor
kırmızı susuyor
kalbimdeki akrep çemkirirken
aklımı emerken sülük
bu acılar tanıdık, bilirim Endülüs’ten

dilim aşka gelen sabır taşı
fi bir yazıtın aklından geçmiş sözlerim
hükmünü düşmüş binlerce yılın
sızıyor korkak gözlerimden utancın karanfil kokusu
sofrasız ve kimliksiz Habeşî ten
uzun ve derin beklemek sonrasında bir hiç değilken
kepenkleri indirilmiş ünsiyet

Bu yazıyı paylaşın