mayıslar bilirim kokular kuruturlar balkonlarında
ben o kokulardan eşsiz epilepsiler yaparım dalgalara köpük yaparım hem
bu taş sırtlığının ortasında sonunda kalkarım yanlış sokaklardan
ben o tüy balkonlardan düşer düşer ölürüm.
ben o mevsimlerden kuyular ve çıkrıklar yaparım istersen
istersen en olmaz yerinde filmin
hani bilye parçalarına yaslandığında yamaç
bir gülüş öpülür ya tam da çalar saatlere geçilir dağınık nesnelerden
tutar banyosuz fotoğraflarda gezinirim.
sende bir hâl var
havariler yürümüş sesinin koridorlarında belli
sözlerin yağması korkutuyor seni besbelli
ne zaman ki siftah desem bu sabah kışkırtmasına
korsan bir roma gelip oturuyor rötarlı haç izlerine
gözlerini çevirmeseydin göklere biliyorum böyle yorulmazdı yağmur
ellerimizi acıtmazdı üstümüze sımsıkı sinen tütün alacası
gitmeyi biriktirdiğin o çoklu cam önü o kat kat aynalar var ya
rüyamızın ayraçlarıyla bölüyorlar hipermetrop sayfaları işte böyle.
bu yaşamak çağrısını hep aynı sesle hatırlıyorlar nedendir
bu insansız şükrü yadırgıyorlar eriyik ayazlara uzun uzun bakıyorlar,
ben senden gemiler kaldırıp mavi limanlar düşleyebiliyorum ancak.