Ben bulutları sabaha karşı gördüm
Kaftanını göğe asmış bir hükümdar
Yıkılmış sudan kulesi
Nefertiti’nin dudağını emmiş gün doğmadan
Çıkmıyor sesi
Ben bulutları sabaha karşı gördüm
Yüzünü yere sağan anne
Gökyüzü kelimesi, ipsiz salıncak
Çeşme başında ince, beyaz bir gelin eli
Kırık oyuncak
Ben bulutları sabaha karşı gördüm
Pencere kenarı ve sonbahar.
Kuşlar kuş olduğunu bilse yürümez yol kenarında
İnsanlar yaşasaydı, ağlamazdı
Ölüm anında
Ben bulutları sabaha karşı gördüm
Altında ufalan ve uyuyan evler
Camilerini taş devrine gönderen kentler kadar uykulu
Ne kandiller yaksan aydınlanır bu evler
Ne de üstüne düşse Samanyolu.