Gülüşünü Bedr’in Arslanlarının

hüznü yontukça artar usta boşuna uğraşma ben çırağım ezelden
kadife sesin kirpiklerini ıslatan türküleri neşet ertaş söyler orada
bak dağın toprağı var taşı var karı var göklere yükselen dumanlı başı


kırışan bir alnın yazısını kim okur götüreyim kim dokur iplik vereyim
gölgesi nasıl üşür gövdesi bir yanardağ yaklaştırmaz hiçbir ırmağı
kiminin sigarasında gurbetin közü kiminin aşka düşmüş özünde


sarı çiçekle konuşan yunus’lar derviş baba’lar nerede hani
hep hamuştur zâtu’s-suver kalesinin burcuna aşk sancağını dikenler
bir de fusûs bahrinden vahdet incilerini toplayan melâmî erler


kuşlarla uyuyan ağaçları bul uyanan güzelleri esen seher yellerini
şaha kalkmış bir atın yelelerinde uzun saçlarını ellerinin kokusunu
ve gülüşünü bedr’in arslanlarının zaferle evlerine dönerken sevgiliyle

Bu yazıyı paylaşın