Ceylanlar suya indi yandı şenlik ateşi
Kös vuruyor uzaktan yağmur sesli baharlar
Fecrin kanlı ufkunda çağırırken güneşi
Kıyameti bekliyor unutulmuş mezarlar
Gecenin kara saçı perçem perçem yüzünde
Hamuşanız ezelden kalu bela sözünde

Şimalin kanatları açılmış kaf dağında
Kılıçları bilemiş nergis gözlü güzeller
İnzivaya çekilmiş kara sevda çağında
Dökülmüş saçlarına benzi solmuş gazeller
Nemruttan bir kül kalmış İbrahim’in közünde
Hamuşanız ezelden kalu bela sözünde

Zamanın sarayları takvimsiz tabutlarda
Kurşunlarla dağlanır sükutun siperinden
Müebbettir hüzünler balçıktan vücutlarda
Bir enkazı çağırır anılar defterinden
Geceler tespih çeker yelkovanın dizinde
Hamuşanız ezelden kalu bela sözünde

Artık şarkılar hicaz şiirlerse gazeldir
Yakı vurur dağlara mısraların çerçisi
Gölgesiz kervanların son menzili eceldir
Hatmeder sahraları serapların bekçisi
Yürürüz adım adım sevgilinin izinde
Hamuşanız ezelden kalu bela sözünde

Bu yazıyı paylaşın