Şaiben kırık cam sevda kapısında
her çeşidi sırra tat kadem boyu ağustosun
düştüğümüz yer inken düş düğüm
Güzü çağıran onbeş yanı /temmuz kıyan on cellâdı
Sarı bir hüzne bürünmüş miskinler tekkesi gibi
Düştüğümüz yer sabahları gördüğüm
Hay… her bölüm bir sahne üç perdeden
Koparken feryat figan naramızı
Sessiz izlemekteyiz umurumuz
Yaprağı mürekkep nar çiçeği
ateşler yanmaya dursun topraklar kanmadan
Hay
Dünyanın değişen bin bir yüzlü türüne
bu mevzu en boş konu herkesin hayatında
ağustosun en güzünde son bulmalı
yüreğin söylerse duyma dediğini
bilecek susmasını
Olmazlar lehimize yok zaten
Zaman ak sakallı ihtiyar yakış şefkatli kollarına
Son gün son saat son bir her neyse demeden
Son sözünü anlatır
Yıllar sürecek bir son beklerken sonu
Ne dediler ne diller döktüler
İspat istemez, kanıt gerekmez
Kararmış bir alemin kara bahtlılarına
Gitme demek harç değil
Her şey bu kadar barizken