Ey merhamet sahibi kalbim
Nereden vuruldun söyle?
Hiç duyulmamış bir sesle
Ağlamaya başladığım gün
Taş üstünde taş kalmadı
Öyleydi ama bilmediniz
Hiç bilemedim
Terzilerin ellerine iğneler battı
Kumaşlar top top açıldı
Türküler içten yanıktı
Kızlar kanaviçe işliyordu
Yüreklerinden nakış örnekleri alarak
Hiç söylemedim
Bütün bildiklerimi harcadım
Çantam yoktu elimde kitaplarım
Hiç kimseye sezdirmeden
Toprak yollarda seni aradım
Hiç bulamadım
Bir gün ilk defa plastik manken gördüm
Elleri bana benzemiyordu
Ölü gözleriyle bakıyordu
Üstündekilerden soğudum
Nasıl giyiniyor insan onu dedim
Hiç giyemedim
Yere düşen ekmek alınmalıydı
Babam öğretmişti
Ekmeği suya banmayı ben öğrendim
Hiç babama sormadım
Fırıncılar hiç yanmazdı
Bana ulaştırırken ekmeği
Hiç ulaşamadım
Komşunun oğlu Kadir
İntihar etmişti bir kere
Bilmiyordum intihar nedir
Nasıl ve neden intihar etti
Yudu kefenledi götürdüler
Ruhunu herkes bir yere gönderdi
Uçmak ya da tamuya
Neden intihar etti ki
Hiç anlamadım
Siyah beyaz fotoğraflarda
Babamın yüzüne geliyordu kırıklar
Simsiyah saçlarıyla artist duruşlu babamın
Hiç maaşı olmayan babamın
Tipo baskılı kitapların arasında kaldı
Hatıraları
Hiç göremedim
Hiç kimsenin olmadığı dağlarda
İlk çiçeklerimi topladım
Buket yaptım tam iki tane
Birini anneme verdim
Diğeri hep bende kaldı
O zamanlar dağlar çiçek
İnsanlar aşk kokardı
Küflü değildi hiçbir şey
Hiç koklamadım
Giderken ah!
Bende bir boşluk kaldı
Sanki bin yıllık fetret
Masal içinde masal kaldı
Hangisini anlatsam
Diğeri sahipsiz kaldı
Hiç anlatmadım