parmaklarımda
taklacı güvercinler gibi
ilk yokuşu akşamüstü sayan
hayat meşgalesi
hesapsız ve ihtimalsiz kır çiçekleri gibi
kar düşmedikçe muhtemel fotoğraflar olarak açacak
anlaşıldı insan böyle böyle dağılıyor
gün doğumundan gün batımına uzayarak
ayaklarımızda ödünç platinler
hiçbir yere yetişememenin bilek sancısı
oturup su içmek de dahil
imkân verseler gözlerini kısacak
hoyrat iskeleler hız kuleleri
bense bir deniz üstünden bakabilirim ancak
rüzgargüllerine
çok mümkün bir gündüz sohbeti açarak
anlaşıldı kritik kararları ertelemek bana
aynaları ıskalamak yine kuşlara düştü