İsmail E. Erünsal ve Yirmi İki Mürekkep Damlası -Osmanlı Kütüphanelerinin İzinde Bir Ömür-

Ahmet Altay*

Türkiye’de Osmanlı dönemi kütüphaneci­liği ve kütüphaneleri üzerine yapılan çalış­maların son yarım yüzyıllık gelişimine ba­kıldığında, Prof. Dr. İsmail E. Erünsal’ın bu alanda derinleşerek yeni araştırma ufukları açan öncü bir isim olduğunu görmek müm­kündür. Özellikle kitap kültürü, kütüphane­ler tarihi, yazma eserler ve sahaflık üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Erünsal, Os­manlı ilim ve kültür dünyasının maddi alt­yapısını inceleyen araştırmalarıyla önemli bir boşluğu doldurmuştur. Onun akademik hayatını, araştırma serüvenini ve düşünce dünyasını daha yakından tanıma imkânı su­nan eserlerden biri ise Halil Solak ile yaptığı uzun söyleşilerden oluşan Yirmi İki Mürek­kep Damlası: Osmanlı Sosyal ve Kültür Tari­hi Üzerine Sohbetler adlı kitaptır.

“Yirmi iki Mürekkep Damlası: Osmanlı Sos­yal ve Kültür Tarihi Üzerine Sohbetler”, ala­nında zirve olan bir akademisyenin hayat hikâyesini anlatan klasik bir biyografinin ötesinde Türkiye’de kütüphanecilik, yazma eser çalışmaları ve kültür tarihi araştırmala­rının son elli yıldaki gelişimine ışık tutan bir eserdir. Prof. Dr. İsmail E. Erünsal’ın kişisel hatıraları, akademik tecrübeleri ve araştır­ma süreçleri üzerinden ilerleyen anlatı, oku­yucuya bir bilim insanının zihinsel dünyası­nı keşfetme imkânı sunmaktadır.

Nehir söyleşi olarak bir düşünce kitabı

Son yıllarda Türkiye’de “nehir söyleşi” tü­ründeki kitapların sayısında dikkat çekici bir artış gözlenmektedir. Bu tür eserler ge­nellikle sanat, siyaset veya akademi dünya­sında öne çıkan isimlerin hayat hikâyelerini uzun soluklu söyleşiler aracılığıyla kayıt altına almayı amaçlamaktadır. Nehir söyleşi kitaplarının en önemli avantajlarından biri, biyografik anlatının doğrudan kişinin kendi ifadeleriyle aktarılmasıdır. Bu sayede oku­yucu, kronolojik bir hayat hikâyesi okuma­nın ötesinde, o hayat hikayesinin arka pla­nındaki düşünce dünyasına ve entelektüel gelişime de tanıklık edebilmektedir.

“Yirmi iki Mürekkep Damlası: Osmanlı Sosyal ve Kültür Tarihi Üzerine Sohbetler” bu türün başarılı örneklerinden biridir. Bununla bir­likte kitap, nehir söyleşi türünde hazırlanmış benzer eserlerden bazı yönleriyle ayrılmak yalnızca bireysel gayretle değil, aynı zaman­da güçlü bir araştırma kültürü ve kurumsal altyapıyla mümkün olduğuna vurgu yap­maktadır.

Eser, hatıralar ve anekdotların ötesinde Osmanlı kültür tarihi çalışmalarının yöntemleri, kaynakları ve sorunları üzerine önemli değerlendirmeleri içermektedir. Söyleşinin soruları dikkatle hazırlanmış, Erünsal’ın uzun yıllara dayanan araştırma tecrübeleri üzerinden belirli temalar etrafında ilerleyecek şekilde kurgulanmıştır. Yirmi iki bölümden oluşan kitabın her bir bölümü Erünsal’ın hayatındaki farklı bir dönemi ya da çalışma alanını ele almaktadır. Bu yapı eser için hem kronolojik hem de tematik bir okunma imkânı sunmaktadır. Okuyucu bir yandan Erünsal’ın akademik yolculuğunu takip ederken diğer yandan Osmanlı kültür tarihi araştırmalarının farklı alanları hakkında da bilgi edinebilmektedir.

Akademik yolculuğun başlangıcı

Eserin ilk bölümlerinde İsmail E. Erünsal’ın öğrencilik yıllarına ve akademik formasyonunun şekillendiği döneme odaklanılmaktadır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde geçen eğitim yılları, dönemin
akademik atmosferi ve bu süreçte karşılaştığı hocalar Erünsal’ın kendi ifadeleriyle ayrıntılı biçimde anlatılmaktadır. Bu anlatılar okura Türkiye’de sosyal bilimlerin geçirdiği dönüşümü anlamak açısından önemli ipuçları vermektedir. Erünsal’ın doktora eğitimi için gittiği Edinburgh Üniversitesi ise onun akademik perspektifinin genişlemesinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Batı’daki akademik
araştırma ortamı, metodolojik yaklaşım ve kaynak kullanımındaki titizlik, onun sonraki çalışmalarında belirgin şekilde hissedilen bir etki bırakmıştır. Bu deneyim onda Türkiye’deki akademik gelenek ile uluslararası araştırma dünyası arasındaki farkları görme imkânını da sağlamıştır. Nitekim eserin birçok
yerinde Erünsal, akademik disiplinin yalnızca bireysel gayretle değil, aynı zamanda güçlü bir araştırma kültürü ve kurumsal altyapıyla mümkün olduğuna vurgu yapmaktadır.

Sahaflar, arşivler ve araştırma serüvenleri

Kitabın dikkat çekici bölümlerinden biri, Prof. Dr. İsmail E. Erünsal’ın sahaflık ve kitap ticareti üzerine yaptığı çalışmalarla ilgilidir. Osmanlı kültür tarihinde kitap üre­timi ve dolaşımı çoğu zaman ihmal edilen bir konu olmuştur. Oysa bir medeniyetin düşünce dünyasını anlamak için yalnızca metinlerin içeriğine bakmak yeterli değildir. Bu metinlerin arka planda nasıl üretildiğine, çoğaltıldığına ve okunduğuna da bakmak gerekir. Erünsal’ın sahaflık üzerine yaptı­ğı araştırmalar bu açıdan literatüre önemli katkılar sağlamaktadır.

Sahaflar Çarşısı’nın tarihsel rolü, kitap mü­zayedeleri, sahaflar arasındaki ilişkiler ve kitap ticaretinin kültürel boyutları kitapta ayrıntılı biçimde anlatılmaktadır. Osmanlı arşivleri üzerine yapılan çalışma­lar da kitapta geniş bir yer tutmaktadır. Erünsal’ın arşiv belgeleri üzerinden yaptı­ğı bazı tespitler, tarih yazımında yerleşmiş bazı kabullerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Osmanlı’da kitap ve kütüphane kültürü

İsmail E. Erünsal’ın akademik çalışmaları­nın merkezinde yer alan konulardan biri, Osmanlıda kitap ve kütüphane tarihidir. Bu konu uzun süre sosyal bilimcilerin yeterin­ce dikkatini çekmeyen bir araştırma sahası olmuştur. Halbuki bir toplumun kütüpha­neleri, kitap koleksiyonları ve okuma alış­kanlıkları o toplumun bilgi üretim biçimle­rini anlamak için büyük önem taşımaktadır. Erünsal’ın çalışmaları, Osmanlı dünyasında kitap kültürünün oldukça gelişmiş ve ku­rumsallaşmış bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur. Vakıf kütüphaneleri, sa­ray kütüphaneleri ve medrese kütüphane­leri yalnızca kitapların muhafaza edildiği yerler değil, aynı zamanda ilmi faaliyetlerin yürütüldüğü merkezlerdir. Bu kurumların derme politikaları, çalışma saatleri ve kitap ödünç verme uygulamaları gibi ayrıntılar Osmanlı kültür hayatının zenginliğine işaret eden önemli göstergelerdir.

Yazma eser araştırmalarının zorlukları Kitapta üzerinde durulan önemli konu­lardan biri de yazma eser araştırmalarının doğasıdır. Günümüzde pek çok araştırmacı için yazma eserler yalnızca okunması gere­ken metinler gibi görünse de gerçekte bu alan oldukça karmaşık bir araştırma süre­cini içerir. Bir yazmanın müellifini doğru şekilde tespit etmek, farklı nüshalar arasın­daki ilişkileri belirlemek ve metnin dolaşım tarihini ortaya koymak çoğu zaman uzun yıllar süren bir çalışma gerektirir. Erünsal, yazma eser kataloglarının bu süreç­te büyük önem taşıdığını vurgular. Bununla birlikte Türkiye’de yazma eserlerin katalog- lanması konusunda ciddi gecikmeler yaşan­dığını da belirtir. Ona göre araştırmacılar için en önemli şey, öncelikle doğru ve temel bilgileri içeren kapsamlı katalogların hazır­lanmasıdır. Zira bilgi üretimi yalnızca birey­sel araştırmalarla değil, sistemli veri taban­ları, kataloglar ve arşiv düzenlemeleriyle nitelikli bir hale gelebilir.

Kültür, harfler ve tarihsel hafıza

Kitabın dikkat çekici konularından birisi de harf inkılâbı ve kültürel süreklilik üzeri­ne yapılan değerlendirmelerdir. Türkiye’de Osmanlı geçmişiyle bağın kopması çoğu zaman “eski yazıyı okuyamamak” meselesi üzerinden tartışılmaktadır. Erünsal’a göre ise mesele bundan çok daha derindir. O geç­mişle bağ kurmanın yolunun yalnızca eski harfleri öğrenmek ile gerçekleşemeyeceği­ne inanmaktadır. Erünsal, asıl meselenin, o kültür dünyasını anlayabilecek bir tarihsel perspektif geliştirmek olduğunu ifade et­mektedir. Ona göre tartışılması gereken şey yalnızca yazı sistemi değil, kültür ve mede­niyet meselesidir.

Akademik hayat üzerine düşünceler

“Yirmi iki Mürekkep Damlası: Osmanlı Sos­yal ve Kültür Tarihi Üzerine Sohbetler” aynı zamanda akademik hayat üzerine önemli gözlemler içeren bir kitaptır. Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, özellikle genç araştırmacılar için araştırma konusunun seçimi, dil öğrenme­nin önemi ve akademik disiplin gibi konu­larda dikkat çekici tavsiyelerde bulunmak­tadır.

Kitapta yer alan bazı bölümler adeta aka­demisyenler ve akademisyen adayları için bir rehber niteliği taşımaktadır. Erünsal, sık sık araştırmacının sabırlı olması, kaynakları titizlikle incelemesi ve bilimsel merakını sü­rekli canlı tutması gerektiğini ifade etmekte­dir. Onun akademisyenlik anlayışı, bilimsel üretimi merkeze alan bir yaklaşımı yansıtır. Ona göre akademisyenin temel amacı bilgi üretmek olmalı ve bu uğurda ciddi bir ça­lışma disiplini benimsenmelidir. Erünsal, akademisyenin belirli bir çalışma ahlâkı ve entelektüel disipline sahip olması gereklili­ğine de vurgu yapmaktadır.

Bir kurumun hikâyesi:

İSAM Kütüphanesi Kitabın son bölümlerinde Türkiye’deki önemli araştırma kurumlarından biri olan İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ve onun kütüphanesi üzerinde durulur. İSAM Kütüphanesi’nin kuruluş süreci, derme po­litikası ve araştırmacılara sunduğu imkânlar bu bölümlerde ayrıntılı biçimde anlatılır. Bahsedilen konu ve hatıralar bilimsel araş­tırmanın kurumsal altyapısının önemine işaret etmektedir. Zira Erünsal’a göre zengin dermeye sahip, iyi düzenlenmiş ve araştır­macı dostu kütüphaneler bilimsel üretimin en önemli şartlarından biridir ve Türkiye’de araştırma kültürünün gelişmesi için güçlü kütüphanelere ihtiyaç duyulmaktadır.

Bir ilmî hafıza kitabı

Bütün bu yönleriyle “Yirmi iki Mürekkep Damlası: Osmanlı Sosyal ve Kültür Tarihi Üze­rine Sohbetler”, bir söyleşi kitabının ötesinde bir dönemin akademik atmosferini ve kül­türel tartışmalarını kayıt altına alan bir ilmî hafıza metnidir. Eser, bir kültür tarihçisinin yarım asra yayılan araştırma yolculuğunu anlatırken aynı zamanda Osmanlı kitap ve kütüphane kültürü çalışmalarının gelişimini de gözler önüne sermektedir. Kitaptaki her bir mürekkep damlası Osmanlı kültür tari­hi çalışmalarının gelişimine ve Türkiye’deki ilmî geleneğin son elli yılına bir tanıklıktır.

* Doç.Dr. Bartın Üniversitesi, Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü.

Bu yazıyı paylaşın