Diyeceksiniz yaş yaşadım gün gördüm benden sonrakiler
Anabilir pekala amansız karmaşanın bittiği zamanda beni
Toprak acıkmaz mı hayatında diyeceksiniz muhtemelen
Buradan çıkmak için bir bahaneye ihtiyaç olacak elbet
Burası biraz zor açılan paslı kapıların tuttuğu ırmaktır
Suya varmak kolay değil bu kadar yorgunluktan sonra
Bu kadar ateş taşıdıktan sonra omzunda bu kadar bela
Çıkar ortaya bir oyalanma oyunu olarak kendiliğinden.
Neticeyi kelam kapalı bir kutunun açılma vakti geldiğinde
Ne yapılsa boşuna; dönüşü yok yolun, adını unutmak yok
Bir şey olmalı mutlaka kayda değer bir şey öyle saklanmış
Ebedi mührü vurulmuş sandukanın sırrından başka bir şey
Gözün göremediği, hayalin ulaşamadığı, aklın alamadığı
Neyse çıkar ortaya; orta nereye konuşlanmışsa işte orada
Bir taht bir mizan bir kalabalık bir kaçışma bir korkuyla
Ahali ortaya döküldüğünde, bütünüyle ortada kaldığında.
Kapıyı çalan kim olursa olsun adettir bakmak icap eder
Bekleyen hazır olmalı hayatındaki sırrın penceresinden
Hayat ki bir bekleyiştir zaten çekip alır ışığı avucundan
Yayar ortalığa çoğalsın diye mazeretlerin karmaşıklığını
Tükenmez sanılan nazlı ömür bir kuşun uçması kadar kısa
Bir günün çabucak geçmesi kadar mantıklı olmak zorunda
Şehvetin kanattığı rüya olamaz elbet gerçeğin sandığında
Ne var ne yok bir zaman sonra mecburen çıkar ortaya.
Kurt dumanlı havayı severmiş dediğine bakılırsa ahalinin
Göz gözü görmeyecek ki ortalığı talana versin başı çeksin
İnceden bir yağmur düşsün ortalığa peşi sıra silahlar atılsın
Tadı çıksın karmaşanın soluk soluğa koşan atların ardından
Demesin sonra kimse kalacak bir şeyim yoktu evvel emirde
Kim taşıyabilir yanında son yorgunluğunu atarken üzerinden
İpek bir mendili keyifle sallar gibi giderken gidecek tarafa
Arkasında kalmış dünyada canından daha çok sevdikleriyle.
Ey dumancık ne oldu sana böyle şüphelere mi daldın yoksa
Namerdin köprüsünden geçme demedim mi aklın varsa.