Mesafeler değildir bizi bizden uzaklaştıran
Ağır ağır yürüyen bir kervanın kumlara batan telaşında
Banka ve döviz hesapları arasında kaybolmuş kalplerin
Kendinden başka hiçbir şeye çarpmayan atışlarında
Ve zulüm bir darağacı gibi kurulmuştur ufkumuza
Bir şuursuzluğun doğruları çalıp duran yanlışlarında
Kırılmış aynaların tam ortasında koşan bir atın
Savrulan yelesidir göklerin avuçlarına değen
Merhamet maskesiz bir çehreyle gülümser resimlere
Aşk öylece solgun öylece bitkin düşmüştür
Çerçevesiz bir fotoğraf gibi asılırken duvara
Kan rengine boyanmış gurbet akşamlarında
Eğri kılıçlar altından geçişini seyrettik aşkın
Evvelini yitirmiş ahirlerin makaralarıyla
Günler geriye doğru sarılıyor sarılıyordu
Taştan putların ortasında sayıklayıp dururken
Çölleşen gözlerin umursamaz bakışlarına
Gözyaşı eyaletinde başkentlerdir kanayan
Tarihin büyük içtimasına dizilirken ülkeler
Vicdanın coğrafyasıdır yakılıp yıkılan
Bir kolye gibi asılır boynumuza haritalar
Şimdi çocuklardır annelerdir Arakan’da ağlayan
Yok mudur kanayan yüreklerin yarasını dağlayan