| Kar yağıyor ve ben bir parkta altın sarısı bir sokak lambasının altında bir banktayım. Kar yağıyor ve yalnızlığım yağıyor yüreğime. Yüreğimde incecikten bir sızı kara bereli insanlar geçiyor kaldırımlardan elleri ceplerinde telaş içinde. Kar yağıyor garipliğim düşüyor aklıma fert olduğum çaresizliğim bırakıp gidiyorlar bir bir beyaz tomurcuklu çınarlar beyaz iğneli çamlar sıkıca kapatılmış perdeli siyah evler ve siyah sokak kedileri yalnız ben kalıyorum bu parkta bu altın sarısı sokak lambasının altında bu bankta. Bir yolculuk uzanıyor gurbetten sılaya Bolu Dağı’nda bir otobüs gözüm görmüyor gözünü gözün gözümü görmüyor göz görmüyor gözü göz gözü görmüyor sılada kar böyle yağar vefasız yar Kar yağıyor siyah beyaz dünyaya beyaz göklerden. Beyaz bir türkü gelip buluyor beni, ve kefensiz ölüleri Felluce’nin, Basra’nın bu parkta altın sarısı bu sokak lambasının altında bu bankta alıp götürüyor beni Basralı Ömer beyaz kara iklimlere. Kar yağıyor şehirlere hâlâ ve dünyanın uzağındaki bir parkta kar altında kalıyor kimliğim. |