Kar yağıyor
ve ben bir parkta
altın sarısı bir sokak lambasının altında
bir banktayım.
Kar yağıyor
ve yalnızlığım yağıyor
yüreğime.

Yüreğimde incecikten bir sızı
kara bereli insanlar geçiyor
kaldırımlardan
elleri ceplerinde
telaş içinde.

Kar yağıyor
garipliğim düşüyor aklıma
fert olduğum
çaresizliğim
bırakıp gidiyorlar bir bir
beyaz tomurcuklu çınarlar
beyaz iğneli çamlar
sıkıca kapatılmış perdeli siyah evler
ve siyah sokak kedileri
yalnız ben kalıyorum
bu parkta
bu altın sarısı sokak lambasının altında
bu bankta.

Bir yolculuk uzanıyor gurbetten sılaya
Bolu Dağı’nda bir otobüs
gözüm görmüyor gözünü
gözün gözümü görmüyor
göz görmüyor gözü
göz gözü görmüyor
sılada kar
böyle yağar
vefasız yar

Kar yağıyor siyah beyaz dünyaya
beyaz göklerden.
Beyaz bir türkü gelip buluyor beni,
ve kefensiz ölüleri Felluce’nin, Basra’nın
bu parkta
altın sarısı bu sokak lambasının altında
bu bankta
alıp götürüyor beni Basralı Ömer
beyaz kara iklimlere.

Kar yağıyor şehirlere hâlâ
ve dünyanın uzağındaki bir parkta
kar altında kalıyor
kimliğim.
Bu yazıyı paylaşın