Kargalar Soğuk Toprakların Kuşu

İnsanlık için hep hayali kurulmuş güzel günler adına kesilmiş başların düştüğü topraklar en kanlı zamanı yaşıyordu. Yol boyu uzanan ağaçların her birinde bir insanın sallanması gelecek güzel günlerin hazırlan­ması için gerekliydi. O insanlar hariç. Onlar büyük hayalin gerçekleşmesine şiddetle karşı çıkabilecek sı­radan görünen, ama hiç de sıradan olmayan birer canavarlardı aslında. Bu yüzden asıldılar ve bu yüz­den durduruldu kalp atışları. İnsanlığın gelecek gü­zel günleri adına insan yok etmekle başlanmıştı işe.

“Zorbalar” diye bağırdı bir karga havada kavisli dö­nüşler yaparken. “Sizi gagalamak istiyorum zorbalar.”

Zorbalar duymadı kargayı. Biri mektup yazıyordu karga böyle bağırırken. “Gereken en gerektiği şekliyle yapılmaktadır. Yüreğiniz ferah olsun.”

Sayım tamamlandı mı, kaç kişi öldürüldü bugün, isimleri neler, geri kalanlar ne yapıldı, trenler istasyonda bekletiliyor mu, evle­re kimleri yerleştireceğinize karar verdiniz mi? Russo, İvan, Berta, Vadim, Aleksey… Çocukları nere­ye topladınız?

Hafızalarına cümle kazıyabilecek tek bir kişi kalmayacak. Yeni bir dönem başlatıyoruz. Her şey iyi ve güzel olacak. Sınırsız mutlu­luk, sınırsız huzur, sınırsız keyif hepimizi bekliyor. Hepsinden herkese yetecek kadar var.

Kargalar birlikte uçmaya başladı­lar. Kalabalık görünüyorlardı şim­di. Döne döne ileriye gidiyorlar, sonra döne döne geri geliyorlar­dı. Bir alçalıyor, bir yükseliyorlar­dı. Askerlerden biri bu görüntü­den rahatsız “dertleri ne bunla­rın, ne istiyorlar?” Diye söylendi.

“Zorbalar” diye bağırdı karga yeniden. Yine onu duyan olmadı.

Hepsini kaydettiniz mi? Kimlerin imzası olduğuna bakayım. Her evin yeni sahibinin dosyalara işlenip iş­lenmediğine iyi bakın. Eksik olmasın. Şu ölen insan­lar dünyaya hiç gelmediler, hiç yaşamadılar, buraya getirilenler de zaten hep buradaydılar. Bütün nüfus kayıtlarını hızla oluşturun. Şu tren işini de boşverin gitsin. Kimseyi hiçbir yere taşımıyoruz. Toprağın altı en ideal yer. Toplama kampları zaman kaybı. Bugün biz öldürmesek orada ölecekler nasıl olsa, işi uzat­maya ne gerek var.

İş başına. Üç gün içinde bu bölge temizlenmiş olma­lı. Bütün hayvanları da eşit olarak dağıtın. Herkese eşit toprak verilecek. Kimse kimseden üstün olmaya­cak. Kimse kimseden farklı da olmayacak. Eşitiz.

Kargalar şimdi gökyüzünü tamamen siyaha boya­mışlardı. Gak’lamaları insanda şiddetli baş ağrısına neden olabilecek kadar rahatsız ediciydi. “Zorbalar” diye bağırdı karga. “Sizi gagalamak istiyoruz.” Birden dalışa geçti kargalar. Hızlı, diklemesine ve he­defe kilitlenmiş olarak.

Hava kışa yakışan sertlikteydi. Bu kuzeyin toprakları kışın donardı. Kışın donan toprakta kargalar kendile­rine yiyecek bulmakta zorlanırlar, bir toprak parçası ararlardı kendilerine. Büyük gagalarıyla toprağı eşe­lerler, eşelerler… Ve bir tohum, bir buğday tanesi, bir mısır par­çası bulabilme ümidini hiç kay­betmezlerdi. Kargalar soğuk top­rakların kuşuydu. Sabırlı ve güçlü kargalar her zorun üstesinden kendilerince gelebilirdi.

Askerlerin üzerine birer birer yağdılar. Her karga üzerine dü­şeni yapmayı başarmış, güzel günler hazırlamak için korkunç günlerin yaşanmasına sebep olan bu askerleri çiğnenmiş eki­ne çevirmişlerdi.

“Zorbalar” diye bağırdı karga. “Gereken en gerektiği şekliyle yapılmıştır. Yüreğiniz ferah ol­sun.”

Dinyester akıyordu, ben gidiyordum her şeyi gördü, ben biliyordum.



Bu yazıyı paylaşın