Dallar Hû
Biz şu titreyen dallarız Tereddüdü gövdesine taşıyan üşümüş dallar Rüzgarın kırdığı yarım kıldığı Toprağın gövdesine saplanan o titrek dallar Yeşerdiğimiz…
Biz şu titreyen dallarız Tereddüdü gövdesine taşıyan üşümüş dallar Rüzgarın kırdığı yarım kıldığı Toprağın gövdesine saplanan o titrek dallar Yeşerdiğimiz…
şimdi ben seni anlatmaya kalksam kalemin başı döner aşermeye başlar kağıt karnı burnuna değer aksanlı lügatlerin… şimdi ben seni anlatmaya…
varoluşa karşı hayranlık saçılıyor gün ışıklarından gözlerimizden ama birden ağaçlıklı yollarda takılıyor düşüncemiz çalılıklara nöbetlerdeyiz duvar dirisi kaldırım ölüsü depreşen…
çay hüzündür bir bak rengine anlarsın gülüm kalbime çöl kumundan hölük ayazından kundak baba dağların içi sımsıcaktır başı karlı olsa…
Mısır’ın ve dünyanın bütün zâlimlerine Kaybolmuş imanı, tükenmiş arı Siyah kapılardan girer baykara Ruhu kan, yüreği Berlin Duvarı Hakk’ın hesabını…
Yıllar geçti gitti biz bize kalamadık Etrafımızdaki oyunlara hain bakışlara Kızgın ve öfkeli yalnızlığımızla direndik Kuşkunun kararsızlığın rüzgarını dağıtıp Bağışlanır…