iptal edilmiş küf kokulu karanlık mekanlarda
ateş gözlü, cırnakları kirli kuşları uçuşur büyücülerin
şehrin bütün içme sularına zehir katmışlar
hiç birisi tekin değil yer dinleyen kedilerin
hayaletlerin gezindiği evlerin tahtaları gıcırdar
üryan dolaşır sokaklarda ürperten çığlıklar üryan
bir noel ağacı, komşu kiraz ağacına yumruklar atar
of amanlı iniltiler yükselir durmadan
işaretler gider-gelir bacalardan bacalara
sonra gökyüzünü bölük bölük bulutlar kaplar
ay, şahmaranı bulmak için ilk akşamdan inmiş kuyuya
bu gece bütün atlar çolpa ve lagar
misyoner kılıklı çaşıtlar dolaşıyor belalı varoşlarda
ha bire saatlerle oynaşıp duruyor lafendaz birileri
leyleği yuvadan kaçırsın ki yavruları yutsun yılan
birilerine hep bilgi sızdırıyor Dolar dirileri
üşümeyi sen istedin buzlanana kadar üşü haydi
şu anda hangi evlerde hangi müzikler dinleniyor, biliyorum
yağmuru ben yönlendirdim sana, rüzgarı ben üfledim
kapattım bütün kanalları şimdi seni dinliyorum
ne çağdaş yalanlarla süsleyecek noel ağaçlarım var
ne de tozlandıkça tozlarını alacak ikonlarım
yüreğim bezm-i elestte âşinâ olduğu hüznü arar
okul kapılarından kovalanır çocuklarım
terlemeyi sen istedin fazlalarını atana kadar terle haydi
sirenler yeni bir saldırıyı haber veriyorlar acı acı
ustam nebi İbrahim’dir bunu da geç tutanağa
ölü sözcüklere ruh üfleyip şiire dönüştüren simyacı