Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî dünya edebiyat tarihine damgasını vurmuş, benzerine rastlanmayan eserleriyle büyük katkıda bulunmuştur. Bilge ve arif Mevlânâ’nın eserleri yüzyıllar boyunca sayısız Fars ve Türk dilini kullanan tabilerinin ve sevenlerinin hidayete ve mutluluğa erişmesine vesile olmuştur. Onun ardından gelen müritlerinin tefekkür ve düşünce gelişiminde, onun eserlerinin katkısı çok fazladır. Hatta Amerikalı ve Avrupalılarında araştırma ve mütalaa etmeleriyle onun “Mesnevî”si dünyada en çok basılan kitaplardan biri olmuştur.
Ama onu ve onun eserlerini tanımak ve özellikle Mevlânâ’nın diğer milletlerin edebiyatında etkisini anlamak için hala ciddi araştırmalara ihtiyaç duymaktadır. Biz bu minvalde yazımızda Uygur klasik edebiyatında Mevlânâ’nın yerine dikkat çekmek istiyoruz.
Uygur klasik edebiyatı diğer Türk edebiyatları gibi İslami edebiyatın önemli bir bölümünü oluşturmasına rağmen maalesef sadece son 20-30 yıldır araştırmacıların dikkatini çekmiştir. Bu edebiyatın gelişme merkezi Doğu Türkistan yani Çin’in batısı, Sincan (Xinjiang) bölgesidir. Bu bölgede edebiyatın gelişiminin XVI-XIX. asırlara denk gelen ve ikinci dönemi diye nitelenen safhası özellikle dikkate şayandır.
Bu makalede, Uygur klasik edebiyatının Gül Devri’nde Kaşgar’da yaşamış ve eser vermiş aynı zamanda kendisini Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin manevî evladı ilan etmiş, Uygur şair ve bilgesi Harâbâtî ele alınmıştır. O bir şairdir. Bu bilgenin eserleri Mevlânâ’nın batı Çin’e tesirinin ve bu bölgede bilinişinin bir başka ispatıdır.
1985 yılında Uygur araştırmacı Aziz Sabit, Çin’in bağımsız Sincan bölgesinde Kaşgar yayınlarından «Harâbâtî Mesnevî’si» isimli kitabını çıkardı. Kitabın yazarı yıllardır süren araştırmalar sonucunda hala bilinmeyen büyük âlimlerin ve yazarların olduğunu ve bugünün modern edebiyatının onların bilinmesine ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu. Şâir Muhammed b. Abdullah Harâbâtî de bunlardan biridir ve XVII-XVIII. asırlarda Uygur edebiyatının gelişmesinde büyük katkısı olmuştur.
Harâbâtî, 1638 yılında Uygur Oksu Çögtol’da dünyaya gelmiş ve 1730 yılında aynı yerde vefat etmiştir. Uygur klasik edebiyatının en uzun yaşayan müntesiplerinden biridir. Fakat hayatı hakkında çok az bilgi mevcuttur.
2003 yılında Hürmetcan Abdurrahman (Fikret) Taşkent Devlet Üniversitesinde «Uygur Tasavvuf Şairi Harâbâtî ve Edebi Mirası» adlı konuyla doktora tezi hazırladı. Katıldığı birçok kongre ve konferansta da Harâbâtî’nin Uygur edebiyatındaki önemli yerine dair sunumlar yaptı.(1;6)
Şunu önemle vurgulamak gerekir ki; Harâbâtî, Mevlânâ Celaledin-i Rûmî’nin vefatından 500 sene sonra kendisini O’nun manevi evladı ilan eden ve XVII-XVIII asırlarda Celâleddîn-i Rûmî’yi Uygur edebiyat çevrelerine tanıştıran kişidir. Harâbâtî kendi mesnevîlerinden birini «Celâleddîn-i Rûmî’nin evladı Mevlânâ Harâbâtî’nin Mesnevî’si» olarak adlandırdı ve «Mesnevî-i Manevi»’nin 18 beytini Uygurcaya nazım şeklinde çevirdi. Bu eser Özbekistan’ın Doğu İlimleri Enstitüsü’nde 8885 no ile kayıtlıdır. (2). Onun bu hizmetleri Fars edebiyatının ve dilinin Uygur halkının ve Türk dilini kullanan milletlerin eserlerine ve irfanına katkıda bulunduğunu göstermiştir.
Şimdi Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevî’sinin giriş kısmını Uygur klasik edebiyat tercümelerinden sadece biri olan Harâbâtî’nin mesnevisi ile karşılaştırabiliriz. (2;3):
Bişnav az nay çun hikoyat mikunad,
Az cudoyiho şikoyat mikunad.
(Angla haydin, ne hikoyatlar kilur,
Kim, cudolikdin şokayatlar kilur. )
K-az nayiston to maro bubridaand,
Dar nafiram mardu zan nolidaand.
(Ul mani kilğoç nayistondin cudo,
Halki olam içra böldim benavo.
Nola aylarmanki, bölğoç bevatan,
Nola aylar nolişimdin mardu zan. )
Sina hoham şarha-şarha az firok,
To biguyam şarhi dardi iştiyok.
(Behisob siymanda bor şarhi firok,
Şarh kilsam cumla dardi iştiyok.
Kimki bölğoç bölsa aslidin yirok,
Ul kişida köp vasli iştiyok. )
Harkase kö dur mond az asli heş,
Boz cuyad ruzgori vasli heş.
( Gar kişi yöd etsa doim aslini,
İstagay har rözu şab ul aslini. )
(Özbek klasik edebiyatında da Mesnevî’den etkiler hissedilmektedir. Maşrab Boborahim’ın eseri «Mabdai Nur» bunun örneğidir. Bu mevzuda tartışma da mevcuttur.) (7;8;9).
Bunlara ilaveten Pekin Üniversitesinde, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin doğumunun 800. Yıl dönümünü anma konferansında Uygurlu araştırmacı H. Abdurrahman konuşması Çin’in meşhur edebiyatçılarının dikkatini bu konuya çekmiştir.(6). Yine aynı yerde Pekin Üniversitesi İran ilimleri Enstitü başkanı bayan Von-yi Dun, Mesnevî-i Manevi’yi Çinceye tercüme eden bayan Mu-hun Yin ve doğu edebiyat araştırma ekibi başkanı Von-şyon Yuvon da Mevlânâ’nın dünya edebiyatına tesirleri ve Uygur edebiyatında Mesnevî’nin yeri ve özellikle de Harâbâtî’den söz etmişlerdir.(10).
Bazı araştırmacılar Harâbâtî Mesnevî’sini Celâleddîn-i Rûmî’nin oğlu Sultan Veled’in zannediyorlar. Mesela Nasır Muhammed Abureyhan Biruni Üniversitesinin Türk dilli yazılar arşivinde bulunan «Türkistan ve Türkiye: Manevi Köprü» adlı makalesinde (7736/1 sayılı) Harâbâtî Mesnevî‘si Bahaeddin Sultan Veled’in eseridir der. (4). Sultan Veled Türkçe konuşmuştur hatta kendi eseri olan ve mesnevi tarzında yazdığı İbtidaname’sinin son 90 beytini Türkçe yazmış ve eserlerinde de Türkçe şiirler de raslanmaktadır. Ama İranlı meşhur edip Celal Humai’nin araştırmaları gösteriyor ki Celâleddîn-i Rûmî’nin oğlunun böyle bir eseri yoktur. (5;11). Harâbâtî ile Sultan Veled arasında 5 asır gibi büyük bir zaman farkı da mevcuttur.
2009 yılında Taşkent İslami Üniversitesi, Özbek edebiyatında ilk kez görülen yeni bir eseri tanıttı. Bu kitap ve yazarı hakkında bundan önce hiçbir bilgi ne klasik edebiyatta ne de çağdaş edebiyatta yoktu. Mevlânâ Harâbâtî Külliyatını derleyen Tarih bölümü Doktoru Mahmud Hasaniy ve Doç. Mavcuda Razzoqova bu kitabın basılmasında büyük emek sarf etmiş ve edebiyatta hizmeti çok fazla olan ama tanınmayan bir âlimin tanınmasını sağlamışlardır. Burada bahsedilen ve aynı zamanda eserin müellifi de olan Harâbâtî olmasına rağmen, Mevlânâ Harâbâtî’yi okuyuculara Özbek arif ve şair olarak tanıtmışlardır.
Sonuç olarak XVII-XVIII. asırlarda Kaşgar edebiyatçıları arasında bir şair zuhur etmiştir ki, bu şair aynı zamanda Uygur ve Dünya edebiyatında yerini almıştır. Mevlânâ Harâbâtî kendi Mesnevîsiyle Uygur edebiyatının Fars edebiyatına karşı sevgi ve ilhamını ispatlamıştır. O kendi eserleriyle bir kez daha Celâleddîn-i Rûmî ve onun Mesnevî’sini Uygur halkının benimsediğini ve diğer Uygur eserlerine de Mevlana’nın katkısını ispatlamıştır. Doğu araştırmacıların Fars-Arap tercümeleri üzerine yaptığı araştırmalar, şairler mekânı Doğu Türkistan’da Fars edebiyatının yerini göstermiş ve bu durumun harabatî için de geçerli olduğunu ıspatlamıştır.
Artık Mevlânâ Harâbâtî’nin Külliyatı ve özellikle onun Mesnevîsi önemli edebiyat kaynaklarından biri olarak kabul edilmiştir. Özellikle de yapılan araştırmalar Fars edebiyatının Türk edebiyatına tesirini ortaya çıkarmıştır.
KAYNAKÇA
1. Fikrat H. Harâbâtî ve onun «Harâbâtî Mesnevîsi» eseri // İmom Al-Buhari Talimatları – Taşkent, 2003 – № 2-3. –s.115-116
2. Mevlânâ Harâbâtî. Külliyat. Derleyen M. Hasani ve M. Razzokova.- Taşkent, 2009.
3. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî. Mesnevîi manevi. – Duşanbe: Zaman neşriyatı, 2001.
4. Muhammed N. «Türkistan ve Türkiye: manevi köprü». – Taşkent, 2011. – s.59
5. Nasrettin A. “Bo korvoni nur”. – Hojent, 2010. –s.58
6. http://noormags.com/view/fa/articlepage/12872 ( Abdurrahman F. Mevlânâ ve Harâbâtî: Uygur klasik edebiyatında Mevlânâ // Aşk sözü. – №27. Tehran, 2006 )
7. Mabdai Nur. – Taşkent: Orifconov, 1906 (litografi)
8. http://yozuvchi.uz/Abadiy-uyqu-bilmas-Ruh-qasidasi ( Cumanazar A. Altmışaltı beyit neticesi)
9. http://Mgpress.org/2011-02-25 ( Cabbor A. Maşrabni talaşmok emas, ukmok kerak )
10. http://persian.cri.cn/1/2006/10/04/1@52759.htm ( Pekin Üniversitesinde Mevlânâ’nın doğumunun 800. Yılında anma konferansın)
11. http://zanjannews.com/newsadmin/preview.php?id=28718 («İbtidaname» Mesnevîsi)
12. Murodi N. Çin’in Farsdilli Edebiyatı. s.1 – Duşanbe: İrfan, 2013.
Dr. Nizomiddin Murodi, Hocent Devlet Üniversitesi (B. Gafurov), Tacikistan.