Mistik bir bakışta tutsak yürek

Dolunay aydınlat içimi

Sana kalmaz baharlar

Dökülür saçlarına tek tek

Sen nasıl bir Leyla’sın

Gözlerin nehirler kadar derin

Al götür beni kıyametin kadar

Ben baharlara yenilmiş yürek

Atlastan sofranda kavrula dursun

İçinde incecik ipek perdeler

Sanki minicik bir kedi

Safran bakışlı ürkek

Yollarında eğrilen yün

Hırkanı emanet al Veysel’den

Acı bir lokmada ömrün bitişi

Kararınca gözler ses kesilir

Sana verilmiş incecik çizgi

Düşer rüzgârla bütün hayalet

Kehribar bir teşbihe dokunmuş gibi

Dökülür birer ikişer yapraklar

Bu yazıyı paylaşın