muamma,ırmakların sustuğu yerde başlar
mâlihûlya gözlerin her gece bir şehrâyin
her yangın, bir volkanın yüreğinden koparak
azgın bir ejder olup kollarında yavaşlar
sana bir kez görünmek uğrunda gökkuşağı
her yağmur damlasına umutla göz kırparak
garip bir yolcu gibi yüzyıllardır gül taşır
sen gidince karayel bulutlarla ağlaşır
sükût yine çağlayan, çığlık yine münzevî
uzaklara merhaba dediğinde çaresiz
bin bir çeşit zehirle karışıyor ayrılık
dağlar şahidim olsun yürürken sonsuzluğa
söz yetmiyor rengini anlatmaya toprağın
keskin kılıç öfkeyle boynuma iner gibi
hüzünle düşünüyorum bir ânda sensizliğe
rengini alıyorum sararan her yaprağın
koyu tenha sokaklar ortasında sessizce
zamanı dudağından öperdik akşamları
gitti ketûm fırtına, deli yıldız, güzel kuş
hangi ayrılık kırdı baktığımız camları
çeşmeler bulanınca saçlarında durulmuş
geceye yabancıyım şimdi, unuttum günü
ey buzullar şehrinin kalbinde açan çiçek
sanki görür gibiyim yüzüme güldüğünü