Geçen zaman gençleşir, mekan açar tozpembe
Sanki bir rüyadan uyanırım masallar ülkesine
Bir yerlerden koşup gelir çekirdeğimdeki ben
Bedenim küçülür, ruhum çiçeklenir hemen
Ne zaman doğduğum evin sokağına varsam
Dağılır sis perdesi, döner düşlerimdeki evler
Silinir mağrur boynunu göğe yükselten devler
Birden annem görünür bahçeye açılan pencerede
Babam çarşıdan gelir elindeki leblebi şekeriyle
Ne zaman doğduğum evin sokağına varsam
Sokak kapımızın hafızası kalbime ayna tutar
Küçük tazımız yeri, güvercinlerimiz göğü tutar
Gündüzler hiç bitmez gece demlenir rüyamda
Sıradağlar gibi yatarken kaç kardeş bir odada
Yeşeririm ömrümü çocukluğuma doğru sarsam
Ne zaman doğduğum evin sokağına varsam
İçi henüz kararmamış yolda biraz adımlasam
Oyunlardan beslenirken bulurum mahallemizin çocuklarını
Kimi lastik bir topu yorar, kimi çember çevirir
Kimi yokuş aşağı hız limitini aşar tahta arabasıyla
Gözlerim galeyana gelir içlerinde ben de varsam
Ne zaman doğduğum evin sokağına varsam
Köşede boy boy bisikletleriyle bisikletçi
Haceli Direkler arası yirmibeş kuruş, dört direk elli
Öbür köşede gülleriyle müsemma: Güllü Amca ,
Başımızı döndürürdü topaçların döndürdüğü dünya
Karda kaymaya çağırır teyzemlerin yokuşuna uğrasam
Ne zaman doğduğum evin sokağına varsam
Bazen uykuyu uyuturdum lokantayı babamla açabilmek için
Hamit Hocayı dinlerken sabah ezanını şahlandıran sesinden
Unutup üst yoldan dönersem gagalardı beni dövüş horozları
Unutmaz, her yıl aynı çatılara yuva yapardı leylekler
Kırık bir tebessümdür yarım kalan o günleri çağırsam
Ne zaman doğduğum evin sokağına varsam
Ekmekten mushafa her şeyin kıtlığını görmüştü annem
Sözü bile israf etmez kalbiyle okurdu hayatı
Hatıraları bile titrerdi ezberden elhamla gulhüyü öğretirken
Heyulaydı, sonradan öğrendim insan olduğunu hırsızların da
Geçmiş beni kanatlandırır bir düş sanıp gözlerimi kaparsam
Ne zaman doğduğum evin sokağına varsam
Eskiden mutlu bir çocuk gibi aramızda dolaşırdı bayram
Nadide bir elmastı bayramlıklar baş ucumuzda yatardık
Sahura kalkamasak da yeltenirdik ramazan orucuna
Çikolatadan habersiz şekerle değiştirmiştik bayramın adını
Kendimde kaybolurum ruh haritamdaki izleri arasam
Ne zaman doğduğum evin sokağına varsam
Kıbrıs zaferinde mücahittik, elimizde tenekeden davullar
Sinemada Kara Murat olurduk: Fatihin Fedaisi
Herkes Tommiks-Teksas okur, zamanın ruhunu çizerdi romanlar
Şimdi antik bir eser gibi gazyağıyla yaktığımız lambalar
Sanki bir rüyayı sağarım o yavaş günleri hatırlarsam
Ne zaman doğduğum evin sokağına varsam
Şefkat güneşi gözleri siyah beyaz resimlerde solan
Çıplak ruhumun libası annemden geriye kalan ne
Nerde bizi bir arada tutan o çatısı kutsal anane
Titrer her hatıra mızrap olur vurur bam telime
Bir Ashabı Kehf garipliği kalır zamanı kendimden çıkarsam
Ne zaman doğduğum evin sokağına varsam
Nerde yetişkin acılarını bana perdeleyen çocukluğum
Hani ilk hayallerimi pembe gülleriyle karşılayan bahçe
Eski bit pazarında, yeniye yenilmiş gönle hüzün düştü
Di/li geçmiş zaman, kim der ki yaşadı/m bu sokaklarda
Yitirilenler gibi ben de yiterim, bu yaşadıklarıma susarsam
Ne zaman doğduğum evin sokağına varsam