Tarihsiz yabancı soluk bir sayfa açıldı
Baktım kahinlerin yüzünden düşen bin parça
Dedim mezarlıkları nerde bu şehrin
Dediler
Biz ölülerimizi kalbimize gömeriz
Sonrasız bir başlangıçın yörüngesinde
Dönmeye çalışan yorgun bir gezegende
Betondan çehrelere dönerek
Ya aşk dedim
Bir kuş vuruldu gökyüzünde
Bir kuş kanatlarını açarak öldü
Ölümün kınalı ellerini tuttu gelinler
Kalbim ağrıyordu yine
Akasya ağaçlarının altından geçiyordum
Başımda deli rüzgarlar esiyordu
Kelebeklerin ömrüne dadanmış
Yirmidört saatlik bir gündüm belki de
Yağmur yağıyordu şehre
Güller açıyordu kalbimde
Bir cinnetin harfleri büyürken dilimde
Ölebilirdim
Ölebilirdim belki de