Perdeler… perdeler… perdeler…
Kendimizle kendimiz arasında perdeler vardır. Perdeler bizi kendimize yabancı kılarlar. Perdeler bizim kendimiz olmamızı engellerler.
Kendimizle Rabbimiz arasında perdeler vardır. Perdeler bizi Rabbimize yabancı kılarlar. Perdeler bizim Rabbimizle olmamızı engellerler.
Kendimizle varlık arasında perdeler vardır. Perdeler bizi varlığa yabancı kılarlar. Perdeler bizim varlığın arifi olmamızı engellerler.
Kendimizle insanlar arasında perdeler vardır. Perdeler bizi insanlığa yabancı kılarlar. Perdeler bizim insanlığın bir parçası olmamızı engeller.
Kendimizle toprak arasında perdeler vardır. Perdeler bizi toprağa yabancı kılarlar. Perdeler bizim toprak olmamızı engeller.
Kendimiz kendimizle aramıza perde oluruz. Bu perde kendimize giden yolları keser. Kendimizden kendimize geçemeyiz.
Kendimiz Rabbimizle aramıza perde oluruz. Bu perde Rabbimize giden yolları keser. Kendimizden Rabbimize geçemeyiz.
Kendimiz varlıkla aramıza perde oluruz. Bu perde varlığa giden yolları keser. Kendimizden varlığa geçemeyiz. Kendimiz insanlarla aramıza perde oluruz. Bu perde insanlığa giden yolları keser. Kendimizden insanlığa geçemeyiz. Kendimiz toprakla aramıza perde oluruz. Bu perde toprağa giden yolları keser. Kendimizden toprağa geçemeyiz.
Velhasıl; biz perdeyiz, perde bizdir. Her şey perdedir, perde her şeydir.
Ya da;
Ben perdeyim…
Sen perdesin…
O perde?
Perde ise, Perde nerde? Ne perde?
Her perdeyi perde gördüğün yerde
Perde nedir?
“Ne” nedir ki!
Ne perde?