Pencerenin önünde duruyor
elleri göğsünde kenetli
Yaslanmış tülün sisine
dalgın dışarı bakıyor.
Kasap çengeline asılmış ay
Kıvranıyor.Yaralı.
Sarı siyah bir örtünün
sıvanmış ışığı öpüyor
ağaçların yeşil güneşli yapraklarını.
Elleri bembeyaz
yüzü yorgun nehir yatağı
saçları
kemirilmiş sessizliğin
kırlangıç çığlıklarına akşam tüneli
gözleri ise
pencere önünde son akşamın
son gecesine ilerleyen
ışığı akmış bir gemi.
Dönüyor
sessizlik dalga dalga çınlıyor duvarda
eşyaların gölgelerinde biriken düşlerin
hayat boyu anlık fotoğrafları
kuş olup kanatlanıyor ayın ışığına.
Seninle yalnız bana gelebilirim
diyor ve çıkıyor kadın.