Bazı sonlar acıdır. Bazıları ihtişam dolu. Bazıları insanlara karanlığı hatırlatır, bazılarıysa yepyeni bir günü müjdeler. Yeni bir günün doğması için bir öncekinin sona ermesi gerekir çünkü. Biz karadakiler, yaklaşık on yıldır, bir Hayalet Gemi’nin kıyılarımıza gelip, kahraman bir denizci edasıyla bize kimi kelimeleri bırakıp gitmesine alışmıştık sanki. Yeni, yeni olduğu kadar yaşamımızın kimyasını allak bullak eden kelimelerdi bunlar. Başka bir dünyanın kelimeleriydi biraz, biraz da başka bir dünya kurmaya yarayan kelimelerdi galiba. Ne tuhaf değil mi? Hayalet Gemi, adına yaraşır biçimde ilk seferiyle son seferini hepimizi tam da bamtelimizden yakalayan bir kelimeyle yaptı: İllüzyon. İşte tam da bu nedenden ötürü, ben hala, acaba diyorum bütün bunlar bir rüya mıydı? Tam on yıl süren bir rüya. Yazık ki her rüya gibi bu da sona eriyor. Neden yazık dedim ki! Halbuki girişi ne de güzel yapmıştım. Ama galiba insanın içi burkulmadan edemiyor böyle durumlarda. Yani nasıl demeli, galiba bütün sonlar insanın içini burkuyor biraz. Ama olsun. Hayalet Gemi işi tadında bırakmasını bildi diyebiliriz. Ülkemizde birçok şeyin kabak tadı verdiğini düşünürsek bu sondan nasıl bir anlam çıkarmalıyız, hep birlikte düşünsek yeridir.

Bu yazıyı paylaşın