– Fatih Ardıçlı’ya…
uzun cümlelerden sonra
derin boşlukları muştalı noktaların
kılıçlar gibi kâfir tenine değmiş
imkâna değen yüreğimde
çünkü delişmen uzakların
kendinden önce duyulur adı
bundandır, etmedim terk eteklerimi
hep başladım yeniden
bilinmez hangi günahın nadası bu yanmışlık
bütün nehirlerimi ıslatmıştım oysa ben
kuruyor
eski toprakların göğü var gözlerinde
ilk seyrinde nereye yaslanmışsa ebabiller
öylece duruyor
dünlenmiş kasemizin artık
susamış bir ağızdır yuvası
ne kör bıçak, ne kördüğüm, ne de şeyler
kırk gece sesleneyim ardından, ses ver
ver ki teslimiyet çoğaltsın renklerimizi
sulansın en güzel korkuyla bahçeler
sonra
hangi kuvvetten medet umuluyorsa
su kaldırır bizi