Egemen güçlerin zulüm ve katliamları devam ediyor. Filistin, Lübnan, İran, Doğu Türkistan, Myanmar gündemde olanlar.
ABD ve İsrail kana doymuyor.
Yüz binden fazla Filistinliyi Gazze’de katleden katil İsrail, yasa çıkararak Filistinli esirleri idam edecek.
Lanetliler..
Dünyanın birçok bölgesinde halklar protesto ederken yönetimler sessiz kalıyor. Halkı Müslüman olan ülkeler dâhil kimse müdahale edemiyor.
Gazze’de abluka sürerken ve insanlar açlıktan ölürken yardıma izin verilmemiş ve Yahudi kimliği bir kez daha ifşa edilmiştir.
Okullar bombalanıyor, yüzlerce eğitim gören çocuk hayatını kaybediyor.
İnsan haklarını savunan (!) ve sivil inisiyatifi elinde tutan uluslararası kuruluşlar adeta başka bir dünyada yaşıyor, olup biteni duymuyorlar.
İran’da bir eğitim yuvasında ve iki yüze yakın çocuk katlediliyor, insanlık katlediliyor, vicdansızlık kol geziyor, failler utanmadan insan haklarından bahsediyor.
Elbette haktan ve haklıdan yana olan insanlar tavır alıyor, yasakları zorluyor, zalimleri lanetliyor ve bir çıkış yolu arıyorlar.
İnşallah bu yolu bulacaklardır.
Tüm bu olup bitenlerle birlikte algı operasyonları da kortejdeki yerini almış ve suları bulandırmaya devam ediyor.
1991 Körfez Savaşı ve Irak’ın işgali sırasında ilk kez savaş canlı olarak izlenirken, sonraki günlerde ekranlara getirilen karabatak kuşlarının, güya Irak’ın denize akıttığı petrol sebebiyle öldüğü iddia edilmiş; bu görüntüler günlerce yayınlanarak insan kayıpları ve yıkım ikinci plana itilmiştir. Bu durum, algı yönetiminin dikkat çekici örneklerinden biri olmuştur. Öyle ki bu görüntülerin, daha önceki bir tanker kazasından (1984, Fransa’da ya da Alaska’da) kaldığı sonradan anlaşılmış; ancak bu gerçek kamuoyunda beklenen etkiyi oluşturmamıştır.
Bugün de başta sosyal medya olmak üzere kitle iletişim araçları, toplumun geniş kesimlerini etkileyen söylemlerle donatılmıştır. Her bireyin kendine ait görüşleri bulunmakla birlikte, yönlendirme ve algı oluşturma faaliyetleri günümüzde daha hızlı ve daha kurumsal biçimde yürütülmektedir.
Öyle ki olaylar yalnızca ekranlara yansıyan görüntülerle sınırlı kalmamakta, sosyal medya aracılığıyla pekiştirme, ayrıştırma, yayma ve kayırma gibi yöntemlerle dini tercihler üzerinden bir alana taşınmaktadır. Bu süreç, bireylerin ve toplumların düşünce dünyasını ve olaylara bakışını doğrudan etkiler olmuştur.
Görünenin ötesine geçerek hakikatin izini sürmek, durumdan vazife çıkarmak yerine sebep- sonuç ilişkileri üzerine düşünmek önemli bir erdemdir. Olaylar karşısında hamasetin ve husumetin besleyicisi olmak yerine, aklın ve kalbin birlikte yer aldığı bir idrak ve muhasebe sürecine ihtiyaç vardır. İnsanlar, doğru bildikleri ve inandıkları doğrultuda hareket ederler. Yanlış ve doğru skalası ise içinde doğdukları, benimsedikleri ve yöneldikleri değerler bütününe göre şekillenir.
Bireyin sorumluluğu da bilgiye erişmekle sınırlı değildir. Bilgiyi sorgulamak, farklı görüşlerle mukayese etmek de gerekir.
Bilhassa sosyal medyada yer alan haberler tetkik ve teyit edilmeden asla itibar edilmemelidir.
Teenni ve ihtiyat.
Olması gerekendir