Türkçemizde Bir Kur’ân Klasiği: Misalli Ansiklopedik Kur’ân Sözlüğü

Klasik dönem Kur’ân sözlüklerinin en önemlilerinden, hatta Kur’ân’ın yabancı ve/ya az bilinen kelimelerini konu edinen Garîbu’l-Kur’ân literatürünün en kapsamlı eserlerinden kabul edilen çok kıymetli bir eser, Türkçemize çevrildi. Klasik dönemin en önemli Kırâat, Tefsîr ve Nahiv âlimlerinden sayılan Semîn el-Halebî’nin muhalled söz­lüğü Umdetü’l-Huffâz fi Tefsîri Eşrafi’l-Elfâz, Veysel Akdoğan[1] tarafından Misalli Ansik­lopedik Kur’an Sözlüğü adıyla geçtiğimiz yıl Arapça aslından Türkçeye aktarıldı ve dört cilt hâlinde yayımlandı.11

Semîn el-Halebî ve Umdetü’l-Huffâz fî Tefsîri Eşrafi’l-Elfâz’ı

Semîn el-Halebî, klasik dönemin önde gelen bir Kırâat, Tefsîr ve Navih âlimi. Halep’te doğmuş, uzun yıllar Mısır’da yaşamış bu­rada çeşitli ilim çevreleri ile irtibat kur­muş ve meselâ “Nahvi örneklemek için mi tefsîr yazdığı, yoksa tefsîr yapmak için mi nahivden faydalandığı” tartışılacak kadar Nahiz uzmanı addedilen, hatta bir Türkçe gramer kitabı yazdığı da söylenen meşhûr Ebû Hayyân el-Endelüsî’den Nahiv ilminde faydalanmış ve bu sahada temâyüz etmiştir. Bilâhere Kahire’de İbn Tolun ve İmam Şâfiî camilerinde talebe yetiştirmiştir. Bir süre kadı nâibliği ve evkaf nâzırlığı görevlerini yürütmüş olan Semîn el-Halebî, 756/1355’da Kahire’de vefat etmiştir.

Semîn el-Halebî, kendisini Kırâat, Tefsîr ve Navih’de bir otorite yapan et-Tefsîrü’l-Kebîr, el-Ḳavlü’l-Vecîz fî Aḥkâmi’l-Kitâbi’l-‘Azîz, ed-Dürrü’l-Maṣûn fî ʿUlûmi’l-Kitâbi’l-Meknûn, Kitâbü’n-Naḥvi ve’l-İʿrâb, yanısıra ʿUmdetü’l-Ḥuffâẓ fî Tefsîri Eşrafi’l-Elfâẓ gibi bu yazının konusunu oluşturan ve dilimize Misalli Ansiklopedik
Kur’an Sözlüğü adıyla aktarılan nitelikli eserler vermiştir.

Ulûmi’l-Kitâbi’l-Meknûn, Kitâbü’n-Nahvi ve’l-I’râb, yanısıra ‘Umdetü’l- Huffâz fi Tefsiri Eşrafi’l-Elfâz gibi bu yazının konusunu oluşturan ve dilimize Misalli An­siklopedik Kur’an Sözlüğü adıyla aktarılan ni­telikli eserler vermiştir.

Semîn el-Halebî de eserleri de aslında ülke­mizde, özellikle de İlahiyat Akademyasında tanınmaktadır. Zira hâl-i hazırda Halebî ve/ ya eserleri üzerine 10 civarında lisanüstü tez yapılmış, 15 civarında da akademik makale yayımlanmıştır. Yazımızın ko­nusunu oluşturan Umdetü’l-Huffâz fi Tefsîri Eşrafi’l-Elfâz yani Misalli An­siklopedik Kur’an Sözlüğü üzerine de l’i Yüksek Lisans 2’si Doktora olmak üzere 3 adet lisan­süstü tez yapılmış­tır.

Semîn el-Halebî’nin Kur’ân Sözlüğü’nün Önemi

Belirtildiği üzere, Semîn el-Halebî’nin di­limize Misalli Ansiklopedik Kur’an Sözlüğü adıyla çevrilen sözlüğü, Garîbu’l-Kur’ân literatürünün en kapsamlı eserlerinden ka­bul edilir. Bu noktada “Garîbu’l-Kur’ân” ya da “Kur’ân’ın garîb kelimeleri” ifadesiyle neyin kastedildiğini açıklamakta fayda var­dır. Bu ifadeler ile Arapça’da ve Kur’ân’da az kullanılmaları sebebiyle, anlaşılmaları için lügate müracaat gerektiren Kur’ân ke­limeleri kastedilir. Kısaca Kur’ân’ın yabancı kelimelerine Garîbu’l-Kur’ân denir. Bu ya­bancılık kelimenin ya Kureyş lehçesi dışın­daki diğer Arap lehçelerinden ya da -karşı bir takım tezlere rağmen- yabancı dillerden gelmesinden kaynaklanır. Kur’ân / Tefsîr İlimleri içerisinde bu kelimelerle ilgilenen disipline de Garîbu’l-Kur’ân denir. Nitekim Hz. Peygamber (sas) ve Sahabe (ra) sonrası Kur’ân’ın ilk tefsîr faaliyetlerinin Garîbu’l- Kur’ân ve/ya Maâni’l-Kur’ân türü eserler­le başladığı bilinmektedir. İşte bu sahanın en önemli eserlerinden biri de Semîn el- Halebî’nin Türkçemize Misalli Ansiklopedik Kur’an Sözlüğü adıyla çevrilen Umdetü’l- Huffâz fî Tefsîri Eşrafi’l-Elfâz adlı eseridir.

Semîn el-Halebî, sözkonusu bu eserinde Ezherî’nin Tehzîbu’l-Luga’sı ile hocası Ebû Hayyân’ın el-Bahru’l-Muhît’i gibi pek çok eseri refere etmesine rağmen kendisinin de belirttiği başat olarak gibi iki önemli kayna­ğa müracaat eder. Biri Râgıb el-Isfahânî’nin muhalled eseri el-Müfredât’ı diğer de Ebû Ubeyd el-Herevî’nin Kitâbu’l-Garîbeyn’i.

Semîn el-Halebî, sözkonusu bu eserinde Kur’ân’ın garîb kelimeleri üzerinde dur­muş; kelimelerin kök harflerini esas alarak ve alfabetik sırayla bunları açıklamıştır. Bu işlemi yaparken Arap dilinin hem nazım hem de nesir türü yazılarından misal ya da klasik ifadesiyle şâhit getirmiştir. Bir taraftan lafızlardaki kapalılığı açıklamış diğer taraftan lafızların lügat manaları dışındaki anlamlarını aktarmıştır.

Müellif, Misalli Ansiklopedik Kur’an Sözlüğü’nde Kur’ân’ın garîb kelimeleri­nin önce kök harflerini vermiş, sonra da bunların Kur’ân’da geçtiği yerleri aktar­mıştır. Daha sonra ise bu kelimelerin lügat anlamlarına ve tefsîrlerine yer vermiştir. Açıklamalarını temellendirmek için, mutâd olduğu üzere, sırasıyla âyetlere, hadîslere, Arap şiirine ve deyimlerine başvurmuştur. Kelimelerin sarf, nahiv ve belâgat yönlerini de incelemiş, kırâat farklılıklarına temas et­miş, önceki ulemânın görüşlerini aktarmayı da ihmâl etmemiş; yeri geldikçe fakîhlerin, kelâmcıların ve sûfîlerin görüşlerine yer vermiş, ancak zaman zaman onların görüş­lerini tahkîk ve tenkîdten geri durmamıştır.

Semîn el-Halebî’nin Misalli Ansiklopedik Kur’an Sözlüğü’ne literatürün diğer eserle­rindeki yeri ve önemi açısındna bakıldığın­da, onun diğer müelliflere göre kelimeleri daha ayrıntılı şekilde açıkladığı görülür. Ayrıca kelimelarin daha iyi anlaşılması dil- bilimsel açıklamalar yaptığı, kelimeleri na­hiv, belâgat ve sarf yönlerinden incelediği dikkati çeker. Yine Herevî, Sicistânî gibi kendisinden önceki müellfilerin eserlerinde, husûsen Râğıb’ın Müfredât’ında yer veril­meyen bazı kelimeleri, harf ve özel isimleri işlediği görülür.

Eserin Tercümesine Dâir

Mütercim Veysel Akdoğan, müellifin sade­ce ilgili kısmını verdiği âyet ve hadîsler ile dize ve/ya beyitleri anlamlı bir cümle ola­cak şekilde veren, ayrıntılı dipnotlarla eseri zenginleştiren ve farklı kırâatler ile gerek­çelerini veren muhakkik Abdussamed Ah­med Altuncu tarafından yapılan ve 1995’te Trablus’ta neşredilen baskıyı esas aldığını, ancak Muhammed Bâsil Uyûni’s-Sûd’un Beyrut 1996 baskısına da sıkça müracaat ettiğini, bir de bu iki neşri İstanbul Hacı Selim Ağa Kütüphânesi 163 numarada

kayıtlı nüsha ile de karşılaştırdığını ve fark­lılıkları dipnotlarda gösterdiğini belirtmiş­tir. İlâveten mütercim Akdoğan da müellifin kaynak vermediği bazı beyit ve deyimlerin kaynaklarını dipnotlarda göstermiştir.

Çeviride kelimelerin hem Arap harfleri ile asılları verilmiş hem de fonetik alfabe ile Latince yazılışları verilmiştir. Yine âyet ve hadîsler ile söz, deyim ve beyitlerin hem Arapça asılları hem de tercümeleri verilmiş­tir. Böylelikle hem Arapça bilen ve orijinal ifadeleri görmek isteyen araştırmacıların hem de Arapça bilmese de konuya ilgili okuyucuların çeviriden istifade edebilmele­ri sağlanmıştır.

Birkaç Örnek

Semin el-Halebî’nin Misalli Ansiklopedik Kur’an Sözlüğü’nde kelimelerin pek bilin­meyen anlamlarına yer verdiği ve yakın anlamlı kelimelerin nüanslarına -teknik ta­biriyle furûka- dikkat çektiği görülmktedir. Bu anlamda eseri daha yakından tanıyabil­mek için birkaç örnek vermek, örnekleri de bilindik yerlerden seçmek yerinde olacaktır.

Meselâ hepsi de dilimizde kullanılan hamd, şükür, senâ ve medh kavramlarını ele alan Halebî, bu kelimeler arasındaki nüanslara/ furûka temas eder. Hem hamd (h-m-d) hem de şükür (ş-k-r) maddelerine bakıldığında, hamdin nimete veya ihsân edilen bir özel­liğe ve bütün a’zâ ile şükrün ise nimete ve dil olacağını söyler. Bu iki kelimenin geçti­ği âyetlere atıfla ve Allah’ın hamîd ve şekûr isimlerini hatırlatarak, hamd ile şükür arasın­da içlem-kaplam olduğunu, buna göre her şükrün hamd olduğunu ama her hamdin şükür olmadığını belirtir.

Ziyaret (z-v-r) maddesinde, “Çokluk yarışı sizi oyaladı durdu, hatta kabirleri ziyaret ettiniz (ve ölüleri saydınız)” âyetindeki (Tekâsür 102/1­2) “hattâ zürtümü’l-makâbir” ifadesi, ge­nellikle yukarıda aktarıldığı şekilde çevrilir. Ancak Halebî, bu ifadenin “kabre girmek”, “ölüm vaktinin gelmesi” anlamında oldu­ğunu, bu durumda âyetin “çokluk yarışı sizi oyaladı durdu, tâ ölene kadar” anlamına geldi­ğini söyler.

Yine taharet (t-h-r) maddesinde, “Ona an­cak temiz olanlar dokunabilir” (Vâkıa 56/79) âyetinde geçen “mutahharûn / temiz olanlar” ifadesi ile; “her iki temizliği (tahâret-i hades ve necâset) yerine getirenlerin”, “melekle­rin” ve “-fesat gibi- manevî kirlerden arınan kimselerin” kastedildiğini aktarmış ve buna göre kişinin manevî kirlerden arınmadan Kur’ân’ın hakîkatlerine ve derin manalarına vukûfiyet sağlayamayacağını eklemiştir.

Değerlendirme ve Sonuç

Semin el-Halebî, Misalli Ansiklopedik Kur’an Sözlüğü’nde Kur’ân’ın “garîb / yabancı” ke­limelerini işlemiştir. Eserde kelimeler kök harflerini esasına ve alfabetik sırasına göre açıklanmıştır. Kelimelerin hem kapalılığı açıklanmış hem de lügat anlamları dışın­daki anlamlarına yer verilmiştir. İlk olarak kelimelerin Kur’ân’da geçtiği yerleri akta­rılmış, sonra kelimelerin lügat anlamlarına tefsîrlerine yer vermiştir. Açıklamaları te- mellendirmek için de mutâd olduğu üzere, sırasıyla âyetlere, hadîslere, Arap şiirine ve deyimlerine başvurulmuştur. Ayrıca söz konusu Kur’ân kelimelerinin sarf, nahiv ve belâgat yönlerini de incelemiş, kırâat fark­lılıklarına temas edilmiş, selef ulemâsının görüşlerinin aktarılması da ihmâl edilme­miştir. Ancak müellif zaman zaman onların görüşlerini tahkîk ve tenkîd etmiş, gereği hâlinde ve gereği kadar fıkhî ve kelâmî ve tasavvufî açıklamalar da yapmıştır.

Netice itibarıyla Semîn el-Halebî’nin Misalli Ansiklopedik Kur’an Sözlüğü, sahanın en kap­samlı ve en etkin eserlerinden biri olup hem tefsîr araştırmacılarının hem de Kur’ân’ın anlamına vukûfiyet sağlamak isteyen okuyucuların kendisinden müstağnî kalamayacağı bir eserdir. Bu anlamda Türkçeye çevrilip yayımlanması çok isabetli olmuştur.


* Prof. Dr., Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, mustafasenturk@trakya.edu.tr.
** El Akl ve Fehmül Kuran, el-Furûq fi’l-Luğa ve Ebu Talip Divanı’nın da mütercimidir.

Bu yazıyı paylaşın