Belki görünüş itibariyle üç nokta olarak, lügatte belli bir boyutu olmayan leke olarak yad edilse de üç nokta; hayatımızın, yaşam serüvenimizin büyük bir bölümünü teşkil etmekte.
Belki görünüş itibariyle yan yana sıralanan noktacıklar olarak görünse de o noktacıkları sıralayan yazar anlatabilir sadece üç noktanın esrarını.O anlatabilir sadece yüreğindeki bitmemişliklerin sembolü olarak sıraladığı üç noktayı.O anlatabilir sadece ömrünün çizelgesi olarak yüreğinden beyazım kağıda sıraladığı üç noktayı…
Evet birinci nokta doğumun, ikinci nokta yaşamın, üçüncüsüyse ölümün…Birinci nokta atıldığında, bembeyaz hayatıma kondurulduğunda, ben ağladım etrafımdakiler güldü.İkinci nokta onu ben attım yarı beyaz, yan kirli olan yaşantıma…Üçüncü nokta onu bekliyorum, mazimde atılmadı, şimdi de atılmadı, ama atılacak er ya da geç, üçüncü nokta kondurulacak benim kirli mi beyaz mı olduğunu bilmediğim hayatıma.
Evet, onu bekliyorum,haddi müntehamı bekliyorum sabırsızlıkla. Avutuyorum diğer iki noktayı, bir gün diyorum evet bir gün gelecek üçüncü nokta, onlar da sabırsızlanıyor benim kadar. Evet, dostum bu bahri ummanda, avare geçirdiğim dalışlarla bekliyorum belki de onu. Bekliyorum diyorum, belki de ben kendimi avutuyorum. Beklediğim için ne yapıyorum? Hiçbir şey. Kocaman bir hiçle bekliyorum. Oysa insan beklediği için bir şeyler yapmalı, onun için bazı fedakarlıklarda bulunmalı. Dostum aslında ben kendi kendimi bekliyorum. Ben özümdeki vuslatımı bekliyorum.
Serseri dalışlar yapıyorum bu soğuk kıyılardan hayat denilen uçsuz bucaksız, kocaman ama çok küçük, upuzun ama kısacık olan denize… Her seferinde başımı sudan çıkardığımda masum bir balık gibi, artık iyiyim zannetsem de dostum, biliyorum ki hala ağır bir uykuda yüreğim. Her ne kadar bekliyorum desem de son noktamı uyuyor, umarsızca hem de… Oysa ne kadar çok isterdim haddi müntehamı çok güzel bir şekilde, çok güzel biri olarak karşılamayı. Bir kelebeğin kanadına yavaşça süzülen muhteşem güzelliğiyle beni büyüleyen yağmur damlacığı olmak isterdim, yüreklerdeki uykuyu bir hamlede süzülüp yok etmek, temizlemek için.
Yağmur damlacığı olmak isterdim tüm dostlarımın amel defterinin kötü kısmını silip, berraklaştırmak için. Berraklaştırmak isterdim, çünkü bizi Kevser ırmağının başında bekleyen Dürri Cana, beyaz alınlarla ve hep birlikte kavuşabilmek için.
Son nokta olmak isterdim dostum. Evet son nokta, güzel, dolu dolu bir serüveni bitirmek için kullanılan masum bir son nokta. Ve ben bekleyeceğim üçüncü noktamı.Diğer iki nokta gibi sabırsızlıkla ve beklerken güzel şarkılar terennüm edecek dudaklarım, şairin dediği gibi uzatma dünya sürgünümü Ey Sevgili, En Sevgili diye söyleneceğim. Ve yürüyorum dostum, bu adını bile koyamadığım serüvende dinlediğim üç nokta masallarıyla beraber.
Taki üçüncü noktam, atılana kadar… Kimbilir dostum, kimbilir belki yarın atılacak, belki daha da yakın…