Kitaplar vardır. Hitap çiçeklerinin açtığı yerde açarlar. Sözler dökülür gönül şelalelerinden. Düş renginde pervaz eder kuşlar. Hakikat ufkuna doğru kanatlanırlar. Kitaplar vardır deniz gibi berraktır. Ve dağlar gibi sağlam. Yaşamak öldürür beni kitabı da bu kitaplardan bir kitaptır.
Ay vakti dergisinde uzun zamandır yazdığı yazılarıyla okuyucularının karşısına çıkan Necmettin Evci” yaşamak öldürür beni” ismini verdiği düşünce yazılarından oluşan kitabıyla bizleri selamlamaktadır.
İnsanın ontolojik anlamda varoluş gayesini sorgulayan ve bunun için ufkunu hakikatin solmaz ve soldurulamaz olan manasına doğru açan Necmettin Evci bu kitabıyla yeni bir metodolojinin yeni bir düşünce açılımının kapılarını çalmaktadır. Meselelere bir medeniyet projeksiyonuyla bakan yazar epistemolojik anlamda vahyin akılla, ruhun bedenle arasında ki ilişkiyi çözümlemeye çalışarak tüm bu kavramları ve yansımalarını hakikatin potasında eritmeyi amaçlamıştır.
Yazarımız duygu sezgi ve düşünce gibi melekelerini bir insan olarak kavrayışını derinleştirdiği muhteşem araçlar olarak kullanmıştır. İki yüz elli altı sayfa olan kitap dört bölümden oluşmuştur. Bu bölümler teğetler-duyuşlar-geçişler ve susku araları olarak isimlendirilmiştir.
Necmettin Evci beyninde düşünceyi kalbinde hakikati taşıyan bir fikir seyyahı olarak karşımıza çıkmaktadır. Onun yazın serüveni kendi içinde zenginleşen ve sorgulamalarla derinleşen bir serüvendir. O içinden geldiği gibi yazar fakat yazmadan önce fikirler içinde bir nizamın altına çoktan girmiştir. O sadece içinde ki harfsiz kelimeleri yazıya döker.
Necmettin Evci’ye göre her şey birbirine bağlı olarak gelişmekte ve birbirini etkilemektedir. Bu noktada düşünce benlikten, benlik medeniyet mozolesinden bağımsız olamaz.
Yazar bir düşüncenin değil birçok düşüncenin kalbini yoklayarak yürümüştür hakikatin yollarında. Maddenin bir ahtapot gibi kollarını açarak tüm insanlığı metalaştırdığı günümüzde yazar metafizik bir bakışın hasretiyle kullanmıştır kalemini.
Bu noktada yazarımız hakkında; sözlerin birer birer anlamını yitirdiği günümüz fikir atmosferinde düşün- cerıln namusunu korumak ve çarpıt mal. ıra vo karalamalara girmeden hakikat güneşini ortaya sermek gibi bir vazifenin vazifedarıdır diyebiliriz.
Yazar 5u ifadelerinde “Çağdaş İnsan aklı da zekâyı da oyun malzemesi haline getirdi. Bu anlamda gerçekliğini yitirmiş bir hayat yaşıyoruz. Sanki hepimiz ekranda bir dizi filmin kahramanları gibiyiz. Her şey rol. Her şey yapma vo sanal. Bütün bir hayat, bütün bir dünya sanallaştı, sanallaş- tırıldı.” günümüz dünyasını ne güzel ortaya sermiş yalanan acıklı durumu ne güzel teşhis etmiştir.
Kitap sosyal bilimlerin tüm ezberlerine karsı yepyeni bir bakış açısıyla ve kavramlara yeniden bir anlam ve yeni bir soluk yüklemenin misyonuyla seslenmektedir. Okuyan ve okuduklarını beyninde analiz ederek ve de sentezleyerek sunan yazarın emeği bu kitabın satırları arasında canlanmıştır.
Necmettin Evci “Yaşamın kurulu sls- temi insan merkezli ve insana güre işlemiyor. İnsan varlığınızla daha İyi bir yaşamı hak etmiyorsunuz. Kapılar size değil toplumsal rolünüze, statünüze açılıyor. Kategorinize, mevkinize, kompartımanınıza göre ilgi ve hizmet görüyorsunuz.” İfadeleriyle maddeye İndirgenen ve de maddeyi tek kuvvet olarak gören mevcut sistemleri ve algıları eleştirmiştir.
Insan-ı eşrefi mahlûkat olarak gören Necmettin Evci insanın tekrar layık olduğu değere erişmesini ve de fıtratı bozulan ve de fıtratı bo^an bu medeniyetsiz medeniyet algısının yerine tüm kurumlarıyla hakikat medeniyetinin kurgulanmasını istemektedir.
Sorular soran ve sorduğu soruların takipçisi olan yazar açtığı düşünce mecrasında kendi iç denizinden kaynaklanan ırmakları mikro plandan makro plana doğru uzanan bir algı lamanın okyanusuna doğru taşımaktadır.
Yaşamak öldürür beni kitabı içinde merhamet barındıran bir ruhun kalbinden süzülen gümüşten tüllerin eşsiz sabah meltemlerinde sallandığı bir perde gibi çıkar karşımıza.
Yaşamayı yazmanın, yazmayı yaşamanın nadası olarak gören anlayışların yerine hayatı bir bütün olarak kavramaya çalışan ve bakış açısını bu minval üzerine kurgulayan yazarımız edebiyatın İmkanlarını da kullanarak çok çetrefilli kavramlarla anlatılacak meseleleri herkesçe anlaşılabilir bir şekilde sunmuştur.
Necmettin Evci yaşamak öldürür beni derken hepimizin ortak acıları ve ortak alınyazımız üzerine bir dünya kurgulanmış ve oradan metafizik sahanın ümidini ve sevincini bahar çiçeklerinin rahlyalarıyla kalbimize taşımıştır.
Psikolojik tahlillerin sosyolojik bir bakış açısıyla harmanlanmasıyla ortaya çıkan metinlerde binlerce yıllık hikmet geleneğimizin izlerini okumak ve oradan maddenin kafesini kırıp kalbin hürriyetine kavuşmak için bir yol bulmak ve de kendini bilmek sırrına erişmek yazarın yol haritası gibidir.
Bir medeniyet tasavvuru olarak yaşamak öldürür beni kitabı içinde ki neşv-ü nema bulacak tDhumlarıyla Necmettin Evci’nin fikir dünyasının gelecekte ki bir işaret kutbu olarak görülebilir.
Ciddi bir okumanın ve emeğin ürünü olan bu eser kitaplardan süzülmüş bir kitap hitaplardan süzülmüş bir hitap olarak milletimizin irfan hazineleri arasında mümtaz bir yer almaya adaydır.