Ateşten gömlekler giyerdim üstüme
Emanet bırakılmış kelimelerle
Evvel gidenlerin türküsünü söylerken
Bir gıyabi cenaze namazı gibi kılınırdı aşk
Giden sevgilinin ardından ağlarken
Korkunun bir serçe kanadına yüklendiği
Aşkın bir karıncanın ayaklarına yazıldığı
Esmer bir gecenin çatlamış dudaklarında
Sebepsiz yangınlar çıkardı içimde
Korkunun bedesteninde satılırdı sevinç
Nice hüzün havalanırdı gönül dağından
Yalvarışlar derlerdim açılan ellerimle
Derin bir yaranın izi gibi kalmış sözlerle
Anlamsız haykırışların yıkık mabetlerinde
Olgun bir başak gibi boynunu bükerdi dağlar
Duvarlara bir ayet gibi yazılırdı hüzün
Sığmazdı akşamın telaşı zindanlara
Bedenin kafesinde ruhun çırpınışları
Bir sis gibi çökerdi karlı dağlara
Kömür karası bakışlara tutulmuş
Kıvrıla kıvrıla akan bir ırmağın
Döküldüğü tuzlu sularda
Dua kuşlarıydı kanatlanan
Peltek bir haykırışın vadilerinde
Cemre düşerken toprağa
Kulağımda ilk okunan ezanın sesi
Dilimde söylenmemiş türküler
Adını dünya koydukları bir yalana
Birdenbire açılan bir kapıdan girerken
Bir yolcuydum dünya hanında
Kayıp denizlerin iç sayıklamalarında
Rüyalar çölünde bir seraptı ömür
Kelimeler dizginsiz bir at gibi
İki dünyayı birden kişnerdi
Bir harf arardım lügatlerden
Bir liman arardım gemilerime
Ağır limanlara sığınırdı düşler
Apansız gelirdi eski rüyalar
Taşlar susar ben susardım
İsli camlarda doğarken güneş