Çiçek olup açan, kuş olup uçan, rahmet olup yağan, bülbül olup konuşan, aşk sevdalısı, kardeşlik sevdalısı, birlik sevdalısı Yunus. “Bizim Yunus”. Yunus Emre… “Dövene elsiz, sövene dilsiz, derviş gönülsüz gerek” diyen, “Ben gelmedim davî için/ Benim işim sevi işi” diyerek yüzyıllardır gönüllerimizde taht kuran Yunus… Bazen derviş olup karlı dağları aşan, bazen bir alperen olup Anadolu’nun birliği için beylik beylik dolaşan ve bazen de garipler, yoksullar, yetimler için Yüceler Yücesi Mevla’ya el açan bir garip derviş Yunus… Ne olursa olsun eti kemiği aşk olan, rengi aşka boyanan, aşkı olmayan gönülleri taşa benzeten, buram buram aşkla tutuşan bir eren Yunus… Asırlardır mübarek Anadolu toprağında adından çokça bahsedilen, sesi sıkça işitilen, onun devrindeki beylerin, ağaların isimleri unutulduğu halde adı gönülden gönüle dolaşan “Bizim Yunus”… Yunusu bilmek, onu tanımak gerek. Çünkü dünya tarihine damgasını vuran, bir mısrası bile bütün dünya edebiyatına bedel sayılan önemli bir Müslüman-Türk şairinden bahsediyoruz. Neydi Yunusun çilesi ? Gücünü neren almaktaydı? Yığınla şair ve yazar gelip geçtiği halde, onun şiirlerinin asırlardır dillerde-gönüllerde dolaşmasının sebebi neydi? Daha da önemlisi Yunus’un çağımız insanına sunduğu mesaj nedir? Bunları bilmek gerekmez mi? Yunus’un çilesi onu yakan ateşti. Bu yüzden olacak ki: “Yüreğimi aşk ateşi yaka gelmiş yaka gider/ Garip başım bu sevdayı çeke gelmiş çeke gider” diyordu. Başka bir şiirinde ise : “Yunus bunda gelen gülmez/ Kişi muradına ermez/ Bu fanide kimse kalmaz/ Derdim vardır inilerim” diyerek anlatıyordu çilesini. Yunus’u güçlü kılan bağlı olduğu iradeydi. O öylesine güçlü bir iradeye bağlanmıştı ki, ancak böylece kendi inşiyaklarına uymaktan kurtulmuş, yücelen insanlardan olmuştu. Çünkü o, Allâh’ın iradesine tabi olmuş, O’na ram olmuştu. “Suyum alçaktan çekerim/ Dönüp yükseğe dökerim/ Görün ben neler çekerim/ Derdim vardır inilerim” derken adeta gücünü nereden aldığını belirtiyor ve “Ben ayımı yerde buldum/ Ne isterim gökyüzünden/ Bana rahmet yerden yağar/ Benim yüzüm yerde gerek” diyerek yücelişin yolunun engin gönüllü olmaktan geçtiğini anlatıyordu bizlere Yunus Emre. Onun bu tevazusu ve alçakgönüllülüğüdür ki, aradan geçen asırlar onun büyüklüğüne gölge düşürememiştir. İşte bu yüzden Yunus dillerden düşmeyen bir şairdir. Yunus hiçbir zaman kendini övmemiş, toplumu ilgilendiren konular üzerinde durarak halkın yaralarına merhem olmaya çalışmıştır. “Hak Çalabım, Hak Çalabım, Sencileyin yok Çalabım,Günahlarımız yarlığa, ey rahmeti çok Çalabım,Ne ilmim var ne taatım, ne gücüm var ne takatım,Meğer Sen’den inayetim, kıl yüzümü ak Çalabım” derken insanın acizliğini, çaresizliğini ortaya koymuş, Allah’ın gücü ve kudreti karşısında teslimiyetini açıkça ilan etmiştir. İnsan güçsüzdür derken onu yok saymamış, Allah’ın yardımı olmadan tek başına bir insanın nasıl çaresiz olduğunu söylemiştir. Yunus’un bizden biri olması, ızdıraplarımızı kendisine dert edinmesi, inancını yaşaması ve davasına olan deruni bağlılığı onun eserlerinin bize kadar ilk günkü tazeliğiyle gelmesinin sebebi olsa gerek.
Yunus’un en önemli özelliği birlik sevdalısı olmasıydı. Yunus bundan yaklaşık yedi yüzyıl önce Anadolu’yu kasıp kavuran Moğol istilası karşısında insanları uyarmıştır. Onları Hakka, kardeşliğe ve birlik olmaya çağırmış, ömrünü Anadolu beyliklerini birleştirmek içim harcamıştır. Yunus’un sesine ne kadar da muhtacız… O halde biz de Yunus’un şiirlerini okurken onun çağını, o çağda meydana gelen olayları, çağdaşı olan şairleri, kısacası Yunus’u Yunus Emre yapan şartları çok iyi bilmeliyiz. Onun mesajına gönülden kulak vermeli ve bu mesajı çok iyi duymalıyız. Bu gün aydınlarımız, şairlerimiz, sanatçılarımız ve yazarlarımız, insanımızı iyiye, güzele, doğruya davet ettikleri, birlik, barış ve kardeşlik rüzgarlarını estirip, nefret tohumlarını yoldukları, kin bataklıklarını kuruttukları ölçüde Yunus Emre’nin mesajını hem kendileri duymuş, hem de insanlığa duyurmuş olacaklardır.
Ne mutlu Yunus’un mesajını işitenlere. Ne mutlu onun çilesini gönüllerinde duyup, yüreklerini bu sevda ile dağlayanlara. Kendisini tarihine, toplumuna adayanlara ve ne mutlu kalplerini dosta verip, kılıcını nefsinin ense kökünde sallayarak Hakka doğru sabırla yürüyenlere. Müjdeler olsun Yunus’un çiçekleri ile Anadolu’yu bürüyenlere…