1. 
Bir çağa uzanıyor etin.
Dilin peltek harflerden yorgun düşmüş
Bir ağaç gölgesi arıyor.
Kim bilir belki sırlar
Dökecek içindeki tüm birikintiyi
Başın bulutlarda
Gözüne ilişen en ufak bir deniz telaşı
Seni daha da yoruyor. 

Hala dumanı tütüyor saçlarında yazmadığın mektupların
Sızıyı koyduğun yerde unuttun
Bende biriken her ne ise
İşte orda durdun
Bir yolu tüm çıkmaz sokaklara boğdun.
Kılıçtan keskin ağzın
Azgın yanlarıma sağalmaz yaralar bıraktı
Eline uzanan bir elma gördün
Yetmedi ona bir ad koydun. 

2. 
Camlar sır devşirir endişelerden
Yılanlar gibi dilsiz, sözsüz bir eğlencede
Kanunları çiğneyerek Ana oldun                                  
Yasa boğdun
Çoğu yanımda zindanları
Boşaltıp içinden atlarımı
Kimini canlı canlı
Kimini gözlerini milleyerek
Kırlara saldın, sınırlar koydun
Meydanlar yasakladın. 

Beni de salaydın ya yabana
Ama yok
Öyle kinle baktın ki
Beni ayaklarına bağladın.
Camdan göğsüm paramparça yollara, gözlere
Yetmedi göklere.
İçe koşuyor her günüm
Tam şimdi
Çok ağrılı bir gün
Beni bekliyor. 

3. 
Ömrümü hecelesem
Değmeyecek geride bıraktığım zamanlara
Yoruldu içimde tepinen at
Gevşedi yumruklarım
Artık pes direnç yok
Gönül şiir diyor
Elimi-kolumu bağlıyor
Beş ağrımın sebebi de o
Sabah kovamı yenileyeceğim güneşin çeşmesinde
Yeni baştan bir deve sakinliğiyle. 

Kıvırcık göğsünle eğilirsen çiçeklere
Sevgili olursun
Adını herkes bilir
Serçeler, menekşe ve balıklar
Yeni baştan bir doğum bekler
Gece örter bütün günahlarımı
Gün yaşlı bir ırmaktır
Saçların düşer gözlerine
Miskin bir yolcu dökülür rampalara
Tutar kaldırırsın
Belki de tanırsın. 

4. 
Sen o yaşlı ırmağa
Büyütsün diye bir fidan
Dikersin yine çocuklaşıp
Çamurlu ellerini kazağına silersin
Sabır en iyi anne
Çocuklar can eriği gözleri kızarmış
Uzun yollar koşup kendilerini basamak gölgesine atmış
Kimse geride kalmamıştır.
Ve sen birden büyüyüp
Yaşlı ırmağı ve kök salan fidanı görürsün. 

Belki çok geç kaldık
Selam durmak için
Dalda kırmızılaşan güneşe
Alna vuran ürpertiyle uyandık hatalardan
Savrulan saçlarında
Telaşlı bir güvercin kanadıyla
Taştık sokaklardan
Artık mahallelere sırtını çevirmiş
Bir dünyaya açıldı kapılarımız
İkimiz yan yana
Fakat ayrı kapılarımız. 

5. 
Yosundur artık
Yaşlı ırmak, taze fidan kurumadan
Doğsun sevda güvercini
Bir çatı aralığında.
Sevgilidir.
Ordularını hep üstüme salar
Buzlar döşetir yollarıma
Sonra birden yolu keser
Ilıkça sokulur da kanıma
Bir çadır kurar gözbebeğime.
Artık büyümüştür
Kahve bile içer. 

Adı bir tuzağı hatırlatır.
Hayır hayır
Bir şarkıda geçmez adı
Bir ressam barıştıramazsa
Ve buluşturamazsa bizi
Bu doğum ertelenir
Irmak ve fidan kurur
Serçeler kaçar etlerinden
Doğum durur
Boğulur rüyalar gömdüğümüz şiir.

Bu yazıyı paylaşın